T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/02/2022
NUMARASI :...
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/02/2022 tarih ve 2021/217 E. - 2022/71 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, tütün sektöründe dünya çapında faaliyet gösteren, Türkiye pazarına 1994 yılında giren ve halen pazarın %27,9 payına sahip lider firma olan müvekkilinin, ......., ... gibi markaların sahibi olduğunu, bunlardan "..." markasının müvekkili ile özdeşlemiş olup pazarın %15,5'ini elinde bulundurduğunu, markanın Türkiye'de ilk defa 1973 yılında tescil edildiğini, T/02097 sayısı ile tanınmış marka nitelinde olduğunu, hal böyle iken davalı şirketin "... ..." ibareli 2018/28042 sayılı markasının 32, 35 ve 43. sınıflarda tescili isteğinde bulunmuş olup Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca bir kısım hizmetler çıkarılarak başvurunun yayımlandığını, başvurucunun yayıma yönelik itirazı sonrasında çıkarılan malların markaya iade edildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik açmış olduğu iptal davasının halen istinaf aşamasında olduğunu, YİDK kararı ile markanın kısmen reddi kararından dönülerek 35. sınıf kapsamındaki 29 ve 30. sınıflarda yayımlanması üzerine müvekkilinin yapmış olduğu itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa davaya konu markanın müvekkilinin markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markadaki "......" ibarelerinin zayıf karakterli olup markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, markanın 35. sınıfta tescilinin istendiği nazara alındığında "..." ibaresinin tanımlayıcı olduğunu, "..." ibaresinin ülke içinde müvekkili ile özdeşlemiş olduğunu, davalı şirketin uzun yıllardan beri müvekkilinin markasını içerir başvurularda bulunan ... A.Ş.'nin kardeş şirketi olduğunu, davalı markanın tescilinin talep edildiği 35. kapsamında 29 ve 30. sınıfların satışı hizmetleri ile müvekkilinin markasının tescilli bulunduğu 34. sınıftaki mallar arasında benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın esaslı unsuru olan "..." ibaresinin müvekkiline ait tanınmış "..." markasına görünüm, okunuş ve genel izlenim olarak ortalama tüketiciyi yanıltabilecek derecede benzer olduğunu, tüketicilerin söz konusu markaların sahibi firmalar arasında ticari, idari, ekonomik bir ilişki olabileceği yanılgısına düşebileceği ve her iki marka arasında bağlantı olduğu düşüncesine kapılabileceğini, "..." markasının Paris Sözleşmesi kapsamında olduğu gibi, ülke içinde de tanınmış marka niteliğinde niteliğinde olduğunu, ülke içindeki tanınmışlığın sektörü aşar düzeyde bulunduğunu, markaların kapsamındaki malların benzerliği de nazara alındığında davalı şirketin bu tanınmışlıktan haksız menfaat elde etmesi ve müvekkilinin markasının zarar görme ihtimalinin bulunduğunu, ayrıca davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-4250 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkil şirkete ait "... ....." markasının 32, 33, 35 ve 43. sınıflarda tescili talep edilmişken, itiraza dayanak "..." markasının 34. sınıfta "tütün ürünleri"(Tütün, çiğneme tütünleri, sigaralar, purolar, değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, tütün içenlere mahsus malzemeler; pipolar, puro ve sigara ağızlıkları, küllükler, tütün kutuları, sigara sarmak için aletleri, sigara kağıtları, nargileler, çakmaktaşları, çakmaklar) bakımından tescilli olduğunu, sınıflar arasında mal/hizmet alanlarıyla ilgili doğrudan veya dolaylı olarak da olsa bir bağlantı bulunmadığından imaj transferinden söz edilemeyeceğini, markalar arasında tek ortak noktanın "..." ibresi olup markalardaki diğer unsurların markaları farklılaştırdığını, müvekkilinin markasının bütün halde" ... ..." olarak bölünemez olduğunu, markanın uluslararası çapta bilinen İngiliz siyaset ve develet adamının isminden esinlenerek oluşturulduğunu, SMK'nın 6/4 ve 6/5 hükümlerindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediğini, "... ..." markasının 4/4/2008 tarihinden beri tesciili olduğunu ve davacı tarafça bu markanın terkini talebiyle İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılan davanın red ile sonuçlandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu markada 35. sınıf altında satışa konu edilen malların 29 ve 30. sınıf emtialar olarak spesifik bir şekilde sınırlandırıldığı, dava konusu markada doğrudan 34. sınıf emtiaların satışının yapılmadığı, davacının tütün ve tütün mamulleri ile çay, kahve vb nitelikteki içecek ürünlerinin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte oldukları, dolayısıyla bu ürünlerin satışına yönelik hizmetler ile 34. sınıftaki emtialar arasında tüketici nezdinde bir bağlantı olduğu yönünde bir iddiası bulunuyorsa da, tamamlayıcı kavramının söz konusu mal ve hizmetler arasında yakın bir ilişki gerektirdiği, kahve ve tütün mamulü arasındaki ilişkinin çoğu zaman tüketicilerin bireysel alışkanlıklarından kaynaklı bir birliktelik içerdiği, ancak ürün kategorisi, satış noktaları, karşıladıkları ihtiyaç ve ilgili tüketici kitleleri bakımından (tütün mamullerinin yalnızca 18 yaşından büyük tüketicilerin satın alabilmesi gibi) malların birbirleri ile doğrudan bir benzerlik taşımadığı, benzer bir değerlendirmenin “çay – tütün mamulleri”, “alkollü içecekler – tütün mamulleri” bakımından da yapılabileceği, dolayısı ile doğrudan rekabet içerisinde olmayan, aynı satış – sunum kanallarına dahi sahip olmayan, doğaları gereği birbirlerinden farklı mahiyetteki mal ve hizmetlerin, bir kısım tüketicinin sahip olduğu alışkanlıkları çerçevesinde birbiri ile ilişkilendirilmesinin tamamlayıcı olarak kabul edilemeyeceği, hal böyleyken taraf markaları kapsamında yer alan mağazacılık hizmeti ve tütün mamul ve aksesuarları emtiaları bakımından bir benzerlik bulunmamakta olup iltibas ihtimalinin ilk şartı olan emtia benzerliği kriteri somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediğinden markalar arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında bir iltibas ilişkisinin var olmadığı, dava konusu markanın gerek görsel bütünlüğü gerekse de yarattığı kavramsal farklılık ile birlikte sicilde kayıtlı sair “...” ibareli markalarının varlığı ve ...” kelimesinin aynı zamanda bir isim oluşu da göz önüne alındığında, davacı markalarının itibar ve ayırt ediciliğine zarar verilmesi ihtimalinin bulunmadığı, bu nedenlerle SMK m.6/4 ve m.6/5 maddesindeki koşulların somut olayda oluşmadığı, dava dışı ... ... ... A.Ş ile davalı şirket arasında organik bir bağlantı bulunması ve dava dışı şirket ile davacı şirketin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/202 Esas sayılı dosyasına konu "... ..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne ilişkin aralarında husumet bulunmasının eldeki davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ispatlamaya yeter olmadığı, nitekim söz konusu davanın sonucunda hükümsüzlük iddiasının reddine karar verildiği, söz konusu davanın davacı lehine kesinleştiğine ilişkin bilgi ve belge ibraz edilmediği, YİDK kararının denetiminin karar tarihi itibariyle mevcut maddi ve hukuki olgular çerçevesinde yapılması gerektiği, dolayısıyla davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı markadaki " ...." ibarelerinin "..." ibaresine göre küçük punto ile yazılmış tanımlayıcı ifadeler olmaları nedeniyle markanın asli ve öne çıkarılan unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, markalar kapsamındaki mal ve hizmetlerin benzer ve ilişkili olduğunu, en çok satılan sigara markasının yalnızca ilgili tüketiciler tarafından bilinir olduğu yönündeki kabulün doğru olmadığını, markanın yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olduğunu, “...” markalarının çağrışım gücü, karşılaştırmaya konu markalar arasındaki “...” esas unsurlarının ayniyeti ve sınıfsal benzerlik göz önünde bulundurulduğunda, tüketici nezdinde karıştırmaya sebep olacağının açık olduğunu, "..." markasının tanınmışlığı nazara alındığında davalı markasının tescilinin müvekkilinin markasının ayırt ediciliği ve itibarına zarar vereceğini, davalı şirket ile ... A.Ş nin ortaklık yapısı incelendiğinde bu iki şirketin müvekkiline ait markaların esaslı unsurunu içeren ibareler için sistematik olarak ve kötü niyetle başvuruda bulunduklarının anlaşılacağını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında 34. sınıf malların yer aldığı, dava konusu başvurunun somut olayda uyuşmazlığa konu mal ve hizmetlerinin 29 ve 30. sınıf malların satışına özgülenmiş 35. sınıf perakendecilik hizmetlerini kapsadığı, bu itibarla taraf markalarının kapsadıkları mal ve hizmetler arasında bir benzerlik olmadığı, dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davacı markalarının tütün ve tütün mamulleri ürünlerinde tanınmış olduğu, ancak bu tanınmışlığın 35. sınıftaki hizmetlere sirayet etmeyeceği, diğer bir deyişle işaretler arasındaki benzerlik derecesi ve davacı markalarının tanınmış olduğu sektör ile 35. sınıf hizmetler arasında bir ilişki bulunmaması gözetildiğinde SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.