T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1091
KARAR NO : 2025/1194
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/11/2022
NUMARASI : 2021/363 E. - 2022/323 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali. Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/11/2022 Tarih ve 2021/363 Esas - 2022/323 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markalarının bulunduğunu, "..." ibareli markalarının tanınmış olduğunu, davalı gerçek kişinin "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile kısmen kabul edilerek başvuru kapsamında 21. sınıf malların çıkarıldığını, oysa müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile dava konusu başvuru arasında, başvuru kapsamında bırakılan 25. sınıf mallar yönünden de iltibas bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının serisi olarak algılanacağını, müvekkilinin markaları tanımış olduğundan, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2021-M-8361 sayılı YİDK kararının itirazlarının reddi yönünden iptalini ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekil, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, süresinde davaya cevap vermemiş, yargılıma sırasındaki beyanlarında tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "...+şekil " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak benzerlik bulunmakla beraber başvuru kapsamında bırakılan emtialarda mal/hizmet benzerliği oluşmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas-karıştırılma-benzerlik koşulunun gerçekleşmediği, davacının SMK'nın 6/3, 6/5 ve 6/9 maddelerine dayalı iddialarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ibareli tanınmış ve seri markaları arasında iltibas koşulları oluştuğu gibi SMK2nın 6/5 maddesi şartlarının da gerçekleştiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli marklar üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı gerçek kişinin "..." ibaresinin marka olarak tescili için 20.04.2020 tarihinde davalı Kuruma başvurduğu, 2020/43058 sayılı başvuru kapsamında 21 ve 25. sınıf malların yer aldığı, davacının "..." ve "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya yaptığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının ise davacının itirazına mesnet 2008/37329 sayılı ve "..." ibareli markası ile dava konusu başvuru arasında, başvuru kapsamında yer alan 21 mallar yönünden, iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle YİDK'ın 2021-M-8361 sayılı kararıyla kısmen kabul edilerek, başvuru kapsamından 21 sınıf malların çıkarıldığı, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında dava konusu 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesi uyarınca başvurunun tescili engeli bulunup bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibarelerinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi başvuru kapsamında bırakılan 25 sınıf mallar yönünden ayırt ediciliği bulunmayan tali unsur niteliğinde olduğundan, dava konusu başvurunun asli unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru da "..." ibaresidir. Görüldüğü üzere markaların asli unsurları arasında yalnızca tek harften kaynaklı bir farklılık bulunmaktadır. Markaların asli unsurların oluşturan ibarelerin aynı sesle başlayıp aynı sesle bitmesi, farklılığın ibarelerin ortasındaki harften kaynaklanması nedeniyle bahsi geçen farklılığın görsel ve işitsel olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının "..." asıl unsurlu marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulünde olup taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık markalar arasında emtia benzerliğinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Dava konusu başvuru kapsamında 25. sınıfta yer alan "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler." malları yer almaktadır. Davacının itirazına mesnet markaları kapsamında ise bu mallar bulunmamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre yapılan değerlendirmede, davacının 2006/59463 ve 2008/37379 sayılı markaları kapsamında yer alan 37 sınıf "Giysilerin bakım ve tamiri hizmetleri" ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler." mallarının, yine davacının bahsi geçen markalarının tescilli bulunduğu 37. sınıf "Ayakkabı tamiri hizmeleri" ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan "Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler." mallarının benzer olduğu kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesinin kabulü yerinde görülmemiştir. Nitekim belirtilen mal ve hizmetlerin benzer olduğu Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/84 E-2020/4997 K ve 2021/2663 E-2022/6719 K sayılı ilamlarında da kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Her ne kadar davacı taraf dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürmüşse de, sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın kötü niyet olarak kabul edilemeyeceği, bunun dışında davalı başvuru sahibinin marka başvurusunu gerçekleştirirken kötü niyetli olarak hareket ettiğine dair de bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının bu iddiası yerinde görülmemiş, yukarıda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında kalan tüm mallar yönünden iltibas koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden, somut olayda SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması sonuca etkili bulunmadığından davacının tanınmışlık iddiasının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç olarak, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2006/59463, 2008/37379 sayılı ve "..." asıl unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/11/2022 gün ve 2021/363 Esas - 2022/323 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile, TÜRKPATENT YİDK'ın 2021-M-8361 sayılı kararının davacının itirazının reddedildiği 25. sınıf mallar yönünden İPTALİNE,
3-Dava konusu başvuru tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.350,00-TL bilirkişi ücreti, 175,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 125,00-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 3.142,00-TL'ye, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.260,60-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf yargılaması sırasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 30/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...