T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/03/2023
NUMARASI :....
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/03/2023 tarih ve 2022/228 E. - 2023/100 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 2001 yılından bu yana bebeklerin doğumu öncesinden başlayıp 4 yaşa kadar uzanan süreçte anne ve bebeklerin tüm ihtiyaçlarını karşılayan ürünlerin ticaretini yapan müvekkilinin, alanında tanınmış "..." markasının sahibi olduğunu, hal böyle iken davalı ...'ın 2020/136599 sayısı ile müvekkilinin markasının sonuna "...." ekini eklemek suretiyle oluşturduğu "..." ibareli markasında ayırt edici herhangi bir unsur bulunmadığını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerliğin ötesinde ayırt edilemeyecek düzeyde aynı olduklarını, 35. sınıfa ilişkin olmaları nedeniyle emtia benzerliği şartı da gerçekleştiğinden ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaları ve davaya konu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanması veya iki firma arasında bağlantı bulunduğu algısının ihtimal dahilinde olduğunu ve davalının müvekkilinin markasına bu derecede benzer bir marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetini ortaya koyduğunu ileri sürerek 2022-M-4022 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde 2020/136599 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, ... kelimesi ve bu kelimenin türevleri olan ..., ..., ... gibi kelimelerin genel-jenerik bir ifade olarak sektörde herkes tarafından kullanılabileceğini, müvekkilinin iş yeri Bursa'da bulunduğu, markaların müşteri çevreleri ve faaliyet alanları tamamen farklı olduğundan iltibasın söz konusu olmayacağını, öte yandan müvekkili tarafından satışı yapılan ürün ve hizmetlerin davacının ürün ve hizmetlerinden farklı olduğunu, muadil niteliğinin bulunmadığını, davacının itiraza mesnet "..." ibareli markaları ile müvekkilinin "..." markası arasında görsel açıdan bir benzerlikten söz edilemeyeceğini, ortalama bir anne-... ürünleri tüketicisinin logoların rengi, yazı stilleri, yazı renkleri ve kullanılan büyük-küçük harflerden markaların farklı olduğunu anlayabileceğini, müvekkilinin markası 35. sınıfta tescilli iken davacının markası bu sınıf ile birlikte başka sınıflarda da tescilli olduğundan aynı sınıfta olduklarının kabul edilemeyeceğini, davacının markasından yararlanma kastının bulunmadığını ve tescil isteğinin kötü niyetli olduğuna ilişkin delil sunulmadığından kötü niyet iddiasına değer verilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, markalar arasında emtia benzerliğinin de mevcut olup işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan ortalama düzeydeki alıcı kitlesi nezdinde davalının "..." ibareli başvuru markası ile davacının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunun algılanmayacağı, markaların farklı olduğu anlaşılsa dahi davaya konu marka ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan mallar/hizmetler algısı oluşabileceği, buna karşılık davacının gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyete ilişkin iddialarının kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, dava konusu 2022-M-4022 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2020/136599 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, “...” ibaresinin herkesin kullanabileceği türden, orijinal olamayan ayırım gücü zayıf bir ibare olduğunu, tüketicilerin bu ibareyi herhangi bir marka ile ilişkilendirmesinin söz konusu olmadığını, ayırt ediciliği düşük bir ibareyi marka olarak seçen davacının küçük değişikliklerle bu markanın başkaları tarafından kullanılmasına katlanma zorunluluğunun bulunduğunu ve markanın bir bütün olarak itiraza dayanak markalara benzerliğinden söz edilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, ... kelimesi ve türevlerinin genel-jenerik, ayırt ediciliği düşük ibareler olduğunu, dolayısı ile herkes tarafından kullanılabileceğini, bu kapsamda itiraza dayanak "..." ibaresinin davacının özgün hale getirdiği ayırt ediciliği olan bir ibare olmadığını, müvekkilin markasını kullandığı iş yeri Bursa’da bulunduğundan tarafların müşteri çevreleri ve faaliyet alanlarının tamamen farklı olup iltibasın söz konusu olamayacağını ve logoların rengi, yazı stili ve büyük-küçük harflerin kullanılışı itibariyle markalar arasında bir benzerlikten söz edilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Marka ile ilgili YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibaresinin asıl unsur olarak yer aldığı itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı yönünden emtia benzerliği bulunduğu, bu itibarla markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvurunun esaslı unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile davacının "..." markaları arasında "..." ibaresinden kaynaklanan görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin bulunmasının yanı sıra davacının bu ibareden oluşturduğu "..." ibaresinin, ayırt ediciliği yüksek olmasa da yoğun kullanım ve tanıtım sonucu yüksek bir ayırt edicilik kazandığı anlaşılmakla, davalılar ... ile ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'ar-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı ... ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.