T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/02/2023
NUMARASI :....
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali ve Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/02/2023 tarih ve 2022/212 E. - 2023/36 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, ... medya grubu olarak bir çok gazete, tv, dergi ve radyo kanalını bünyesinde bulunduran müvekkilinin dizi ismi olarak kullandığı "..." ibareli markasının mevcut olup davalı tarafından 2020/148424 sayılı "... artık" ibareli markanın tescili talebine yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa ki davalının müvekkiline ait "..." ibaresini olduğu gibi alarak markasında kullandığını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin yanı sıra, davalı markanın tescil edilmek istendiği hizmetlerin müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflar kapsamında bulunduğunu, emtia benzerliği şartının gerçekleştiğini, bu itibarla ortalama tüketici nezdinde ayırt edilemeyecek kadar benzerlik içeren markalar arasında karıştırılma ve buna bağlı olarak iltibas tehlikesinin bulunduğunu, öte yandan müvekkilinin "..." markasının tanınmış marka niteliğinde ve davalının bu markayı tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli olduğunu, ayrıca markanın tescilinin haksız rekabet oluşturacağını ileri sürerek 2022-M-3985 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde 2020/148424 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ... vekili, dava konusu marka ile davacıya ait marka arasında anlamsal ve görsel farklılıklar bulunduğunu, dolayısı ile markalar arasında hiç bir benzerlik bulunmadığından haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "... artık" ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının "... artık" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, benzerlik nedeniyle her iki markada yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşabileceğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, davacının SMK 6/3 anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği, SMK 6/5 anlamında markalarının tanınmışlığı ve SMK 6/9 anlamında dava konusu markanın kötüniyetli olarak başvurusunun yapıldığı kanıtlanmamış ise de markalar arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas oluştuğundan bu iddiaların sonuca etkili olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 2022-M-3985 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2020/148424 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu 2020/148424 numaralı markanın siyah harflerle yazılmış “... artık” ibaresinden, itiraza mesnet markaların ise, siyah zemin üzerine beyaz harflerle yazılmış “...” ve siyah harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluştuğunu, “...” ibaresinin ihtiyacı karşılayacak kadar olan, kâfi, yeterli anlamlarında bir söz olarak günlük hayatta sıklıkla kullanılan, dile yerleşmiş, ayırt ediciliği son derece zayıf bir ibare olduğunu, dolayısıyla markalar arasında “...” kelimesine dayalı olarak anlamsal bir benzerlik bulunuyor ise de “... artık” ibaresinin anlamsal bütünlüğünün bulunması ve ihtilaf konusu hizmetlerin bilinçli tüketici grubuna hitap ettiği hususları nazara alındığında markaların yeterli düzeyde farklılaştığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda markalar arasında farklılık mevcut olup karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönünde bir görüş bildirildiğini, davacının yeni bir heyet görevlendirilmesi talebinin reddedilmesi sonrasında Mahkemece, dosyada mevcut bilirkişi raporunun aksine markaların benzer bulunarak davanın reddine karar verilmesinin hukukun genel ilkeleri ve usul ekonomisine aykırılık teşkil ettiğini, markalar arasında benzerlik bulunduğu hususunun yalnızca mahkemenin görüşü olduğunu, markalar arasında anlamsal ve görsel farklılıklar bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali ve Hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... artık" ibareli marka başvurusu ile "..." esas unsurlu redde mesnet markalar arasında, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında "..." ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığı, dava konusu başvuruda davacı markalarından farklı olarak yer alan "artık" ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, ortalama tüketici nezdinde başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı bulunduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeler tarafından piyasaya sunulan hizmetler olduğu algısının oluşabileceği, bunun da karıştırılma tehlikesinin kabulü için yeterli bulunduğu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği ve ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece bilirkişi raporundaki tespitlerin aksine olacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davalılar ... vekili ile ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'ar-TL'nin anılan davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/05/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...