T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/940 - 2025/1081
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/940
KARAR NO : 2025/1081
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/03/2023
NUMARASI : 2022/200 E. - 2023/110 K.
DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/03/2023 tarih ve 2022/200 Esas - 2023/110 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 1979 yılından beri temizlik ürünleri alanında üretim yapmakta olup “...”, “...”ibareli markaların sahibi olduğunu, hal böyle iken davalının “...” ibareli marka başvurusunda bulunarak 05/06/2021 tarihinde 2020/162733 başvuru numaralı markanın tescilini sağladığını, davalı markada bulunan ve markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin müvekkilinin markalarının esaslı unsurunu oluşturduğunu, bu ibarenin davalı markasında aynen yer alması ve markaların kapsamında bulunan malların benzer olması nedeniyle ortalama tüketicinin markaları karıştırmasının kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek davalıya ait "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın zamanaşımı süresinde ve yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkilinin ... Belediyesi iştiraklerinden olup Belediyeler, Karayolları, Hava Meydanları, yol müteahhitleri, kamu kuruluşları ve diğer kuruluşların yol çizgi boyası gereksinimlerini karşılamak amacıyla 1989 yılında kurulduğunu, dava konusu edilen ''...'' markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 05/06/2021 tarihinde tescil edildiğini, başvuru aşamasında herhangi bir itirazda bulunulmadığını, "..." markasının, marka amblemi ile davacı markasından ayırt etme gücüne sahip her vatandaşın ayırt edebileceği ölçüde farklı olduğunu, dava konusu edilen markaların davacı tarafça aynı/aynı türden olduğu ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu iddiasının doğru olmadığını, ve ''...'' markasının 01/02/04 sınıflar bakımından tescilli oluşu itibariyle davacı markası ile arasında sınıf farkı bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, her ne kadar taraf markalar 01 ve 02. Sınıf mallarda aynı ya da aynı tür olarak değerlendirilebilecek emtiaları kapsamakta ve harf diziliminden kaynaklı fonetik bir benzerlik mevcut ise de, markaların bütünsel anlamda birbirlerinden yeterli düzeyde farklılaşmayı başardıkları, kurumsal olarak tüketiciye sundukları kimliklerinde ayrıştıkları, birbirinden bağımsız algılar yarattıkları, ilgili tüketici kitlesinin dava konusu markayı gördüğünde markayı unsurlarına ayırarak, zihnine daha önceki tarihli davacı markalarını getirme veya bu markalar ile ilişkilendirme gibi bir izlenim edinmeyeceği, markaların birbirlerinin serisi/devamı olarak algılanmayacağı, dolayısı ile işaretlerin bütünsel algılarda birbirleri ile ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğe sahip olmadıkları gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 01 ve 02. sınıflarda tescilli olan markaların emtia listelerinin birebir aynı olduğunu, markalarda ortak olan "..." ibaresi nedeniyle markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin müvekkili tarafından her markada korunarak seri marka haline getirildiğini, davalı "..." markasındaki “...” sesinin bağımsız bir ayırt edici karakterde kullanılmadığının kabul edilmiş olmasının, taraf markalarının kavramsal benzerliğinin göz ardı edildiğini ortaya koyduğunu, taraf markalarının görsel, fonetik ve kavramsal benzerlik içerdiğini, bu benzerlik nedeniyle tüketicilerin “...” markasını taşıyan her ürünü müvekkil şirketin işletmesine ait olarak algılamasının söz konusu olduğunu, “...” markası içeren ürünlerin gündelik ev temizliği alanından endüstriyel temizlik alanına dek geniş bir portföye hitap ettiğini, müvekkilinin markasının bilinirliği ve tanınırlığının tartışmasız olduğunu, “...” ibaresi olan her ürün tüketici nezdinde müvekkil şirketin işletmesinin ürünü olarak kabul edildiğini ve müvekkilinin rakibi olan davalının markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlamak amacıyla kötü niyetli olarak markasının tescilini sağladığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulü ile markanın hükümsüz sayılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, markalar kapsamında ortak olan emtiaların günlük tüketim rutininde yer alamayan, kimyasal özellikler ihtiva eden, nihai alıcısı ilgili pazarda faaliyet gösteren kişilerden oluşan ürünler olmaları itibariyle tüketicilerin belli bir bilgi birikimi olan dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu, markalar arasında "..." ibaresi nedeniyle bir ortaklık bulunuyor ise de, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu ibarenin dava konusu markada bağımsız ayırt edici bir karakterde kullanılmadığı ve markanın ilgili tüketici grubunda bir bütün olarak algılanacak olması nedeniyle davacının markalarından farklılaşacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 22/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.