T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/03/2023
NUMARASI : ....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/03/2023 tarih ve 2022/305 E. - 2023/106 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2021/028038 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı gerçek kişi tarafından 2020/67089 sayılı "... ..." ibareli markaya dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itirazın kabulü ile müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, bu karara yönelik müvekkili itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı gerçek kişinin, müvekkilinin .... ilanından sonra kendi adına "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, redde mesnet marka ve logosunun, müvekkilinin ... unvanı esas alınarak dava dışı kişi tarafından oluşturulduğunu ve logo tanıtım toplantısı yapıldığını, bu toplantının ardından, o dönem şirketin gayri resmi ortağı olan davalının, "... ..." markasını 19/06/2020 tarihinde kendi adına marka başvurusuna konu ettiğini, davalının, müvekkilinin gayri resmi ortaklığından ayrıldıktan sonra müvekkilince markanın kendisine devrinin talep edildiğini, davalının bu talebi reddettiğini, bunun üzerine müvekkilinin markanın kendi adına tescili için dava konusu başvuruyu yaptığını, ancak bu başvurunun reddedildiğini, müvekkilinin davaya konu markayı ve "...:..." alan adını yoğun şekilde kullanarak sektörde bilinen bir marka haline getirdiğini, davalının davaya konu markayı kullanmamakla birlikte hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak elinde tuttuğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-6187 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının, müvekkili başvurusuna süresi içerisinde itiraz etmediği halde marka üzerinde hak iddia etmesinin kötü niyet göstergesi olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markası arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, davacı iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2021/028038 sayılı marka başvurusu kapsamında kalan 45. sınıftaki hizmetlerin tamamının, davalı yanın önceki başvuru tarihli markası kapsamında yer alan hizmetler ile aynı tür olduğu, başvuru markası ile davalıya ait redde mesnet marka arasında marka işaretleri bakımından da işitsel, görsel ve anlamsal olarak ayniyet derecesinde benzerliğin bulunduğu, ilgili tüketiciler nezdinde, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı gerçek kişinin, müvekkili Şirketin ... unvanının çekirdek unsurunu, şirketin kuruluşunun ve ... unvanının ... ... Gazetesinde ilanınından sonra kendi adına "... ..." olarak tescil ettirdiğini, davalının, müvekkil Şirketin gayri resmi ortağı olduğunu ve ortaklıktan ayrıldıktan sonra müvekkilinin, davaya konu markanın kendisine devredilmesini talep etmesine rağmen davalının kötü niyetli olarak bu talebi reddettiğini, davalı ... tescilinin, müvekkilinin ... unvanına tecavüz teşkil ettiğini, yasa hükmü ve Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ... unvanını kullanma hakkının, sadece sahibine ait olduğunu ve herkese karşı ileri sürülebilen bir mutlak hak sağladığını, somut olayda müvekkilinin, tescil ve ilan edilmiş ... unvanının, sonradan davalı tarafından marka olarak tescil ettirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, davaya konu "... ..." markasını ve "...://..." alan adını, yoğun şekilde kullanarak sektörde bilinen bir marka haline getirdiğini, davalının, davaya konu markayı kullanmamakla birlikte hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak elinde tuttuğunu, TMK'nın 2. maddesi gereğince kötü niyet korunamayacağından, davalının hukuki temelden yoksun tecavüzüne son verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, eldeki davada davacının, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptalini talep ettiği, dava konusu başvuru ile redde mesnet markanın aynı şekilde "... ..." ibaresini içerdiği, bu nedenle söz konusu markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bunun dışında redde mesnet markanın tescilinin kötü niyete dayandığı, başvuru konusu markanın gerçek hak sahibinin davacı olduğu ve bu markanın davacı tarafından kullanıldığı yönündeki iddiaların, niteliği itibariyle işbu davada tartışılmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...