T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/912
KARAR NO : 2025/1174
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/12/2022
NUMARASI : 2021/251 E. - 2022/362 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararı İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/12/2022 tarih ve 2021/251 E. - 2022/362 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/40424 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunun davalı şirketin "..." ibareli ve şekil unsurlu markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine diğer davalı ... 2021-M-6188 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa, taraf markaları işaretleri ve emtia sınıflarının benzer olmadığını, markaların karıştırılmayacağını, "..." ve "..." ibarelerinin ayırt ediciliği sağladığını, ... ağacı anlamına gelen "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin de düşük olduğunu ileri sürerek, dava konusu YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin "...” ibareli markalarının 34. sınıf mallarda tescilli olduğunu, bu ibarenin müvekkilinin ticaret unvanını da oluşturduğunu, müvekkilinin markasını yoğun olarak kullandığını, davacının müvekkilinin tescilli "... şekil" markasını da kullanıma konu ettiğini, müvekkilinin "..." markasının emek ve yatırımlar sonucu tanınmış marka statüsüne yükseldiğini, davaya konu olan markada yer alan "..." ibaresinin "kömür" anlamına geldiğini, bu ibarenin tescili istenilen mallar bakımından tanımlayıcı, jenerik bir ibare olduğunu, "..." ibaresinin ise Arapça’da herhangi bir anlama sahip olmayıp, isimlerin önüne gelen bir belirli tanım edatı olduğunu, dava konusu markanın esas unsuru niteliğindeki "nahkla” ibaresinin son derece ayırt edici olduğunu, taraf markaları arasında kuvvetli bir sınıfsal benzerliğin olduğunu, markalar arasında karıştırılmaları ihtimali bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan emtiaların "Kömür (yakıt), kömürler, mangal kömürü, nargile kömürü." mallarına ilişkin olduğu, redde mesnet 2019/39001 sayılı markanın kapsamında "Tobacco, raw or manufactured; smoking tobacco, pipe tobacco, rolling tobacco, chewing tobacco, snus; cigarettes, electronic cigarettes, cigars, cigarillos; snuff; smokers' articles included in this class; cigarette paper, cigarette tubes and matches. (Tercümesi; Tütün, ham veya işlenmiş; sigara tütünü, pipo tütünü, sarma tütünü, çiğneme tütünü, snus; sigaralar, elektronik sigaralar, purolar, sigarillolar; enfiye; bu sınıfa dahil olan sigara içenler için makaleler; sigara kağıdı, sigara tüpleri ve kibrit.)" mallarının yer aldığı; nargilenin köz haline gelmiş odun kömürü ile, en az %20 tütün içeren sos ve koku maddeleriyle harmanlanmış karışımın çukur bir hazne (lüle) içerisine doldurularak, üzeri alüminyum folyo ile kapatılıp yanmış haldeki kömürün folyo üzerine yerleştirilmek suretiyle tüketilen bir tütün mamulü olduğu, dolayısıyla söz konusu nargile tütününün kızdırılarak duman oluşturması için mutlak olarak köz haline gelmiş kömürün var olmasının gerektiği; dava konusu marka başvurusundan çıkartılan malların, hammaddelerinin birebir aynı olduğu ve dolayısıyla söz konusu malların üretim teknikleri ve kullanım alanlarının da benzer olması nedeniyle, biri diğerinin doğal sonucunu oluşturabilecek ilişkili mallar olacağı, malların birbirine gönderme/hatırlatma/ çağrıştırma yapma yeteneğinin olacağı gibi firmalar arasında bir illiyet bağının kurulacağı, sonuç olarak, redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan "tütün" emtiaları ile dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan emtiaların tamamının benzer olduğu; başvurudaki "..." sözcüğünün "kömür" anlamına geldiğini, davaya konu emtialar bakımından söz konusu sözcüğün somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, markalarda müşterek olarak bulunan "..." kelimesinin Türkçe'de ne anlama geldiğinin de ilgili tüketici kesimince bilinemeyeceği, ilgili tüketici kesiminin söz konusu sözcüğü anlamı bilinmeyen bir ibare olarak algılayacağı, dolayısıyla söz konusu sözcüğün davaya konu emtialar bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, yine başvuru markasında bulunan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin başvurusunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, "..." kelimesinin anlamı itibariyle özgün bir ibare olmadığını, markadaki diğer kelimelerin ayırt ediciliği kazandırdığını, markaların kapsamındaki malların da farklı olduğunu, davalı şirketin markası kapsamında nargile ve nargile tütünü emtiası bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davalının itiraza mesnet markaları arasında "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklı yüksek düzeyli benzerlik bulunduğu gibi, bu ibarenin her iki taraf markasının tek esas unsuru olduğu, zira başvurudaki "..." ve "..." ibarelerinin ayırt edicilikleri bulunmadığı, taraf markaları arasında başvurudan çıkartılan mallar bakımından emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılamalarının mümkün olmadığı, açıklanan nedenle taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, dava konusu YİDK kararıyla başvurunun reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 12/06/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...