T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1013 - 2025/1201
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1013
KARAR NO : 2025/1201
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/04/2022
NUMARASI : 2021/272 E. - 2022/142 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/04/2022 Tarih ve 2021/272 Esas, 2022/142 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı yanın 2019/79312 sayısı ile tescili talep edilen “...” ibareli markasına yönelik itirazlarının, haksız bir biçimde reddedildiğini, “...” markasının müvekkili şirket tarafından uzun yıllardır kullanıldığını, müvekkilinin “...” markasını tanınır hale getirdiğini ve kendisi ile özdeşleştirdiğini, T/03067 sayısı ile “...” markasının tanınmış markalar sicilinde de kayıtlı olduğunu, müvekkilinin 100’e yakın tescilli markası ve başvurusunun bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, “...” ibaresini aynen içerdiğini, “...” ekinin ayırt edicilik sağlamadığını, markaların görsel olarak benzer olduklarını, işitsel olarak da bıraktıkları etkinin aynı olduğunu, müvekkili markalarını tüm sınıfları kapsar şekilde tescilli olduğunu, dava konusu markanın 35, 36, 37 ve 39. Sınıf mal ve hizmetlerde tescil edilmek istenildiğini, kaldı ki müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, dava konusu markanın, müvekkilinin markalarının serisi gibi algılanacağını, dava konusu “...” markasının müvekkili firma adına tescilli ... esas unsurlu ve özellikle 2018/09496, 2017/45451, 2017/74796, 2017/109121, 2017/109120, 2017/18875 2016/62017, 2016/28733, 2016/01385, 2014/83962, 2014/83958, 2014/39733, 2013/78180, 2013/78185, 2017/18875, 2011/81812, 2004/42602, T/03067 tescil numaralı markalar ile benzerlik taşıdığını ileri sürerek, 2021- M- 6637 sayılı YİDK kararının iptali ve davaya konu markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili tarafından verilen kararın yerinde olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin ... ... adıyla 2006 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin daha önce de 2016/11276 sayılı “...”, 2016/11284 sayılı “...”, 2016/11272 sayılı “...”, 2018/3426 sayılı “... ...” ibareli markalarının bulunduğunu, anılan markaların tamamında “...” ibaresinin yer aldığını, taraf markalarının benzer olmadıklarını, faaliyet gösterdikleri sektörlerin farklı olduğunu, davacı markasının tanınmış olmasının bir önemi olmadığını, firmaların iştigal alanlarındaki farklılığın işaretler arasında bağlantı kurulmasının önüne geçtiğini, müvekkili markasının davacı markalarını sulandırmayacağını, müvekkilinin davacı yandan daha önceden beri “...” markasını kullandığını, davacı yanın tanınmış marka statüsünün müvekkili markalarından sonraki tarihli olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın çok sayıda “...” esas unsuruna haiz markalara dayandığı, bu markalardan 2018/09496 sayılı markasının 12.09.2019 tarihli tescil noksan bildirimine rağmen tescil ücretinin yatırılmadığı, dava konusu marka kapsamında 35 ve 36. Sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da yer almakta olup bu hizmetler bakımından taraf markaları aynı ya da aynı tür emtiayı kapsamaktayken, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan 1-34 mal sınıfında yer alan mallar ile de dava konusu markada 35.05 alt grubunda 1-34 mal sınıfına özgülenmiş malların satış hizmetleri arasında benzerlik bulunduğu, zira uygulamada da kabul edildiği üzere mal üreten işletmenin karineten ürettiği malı da satacağından mal – malın satışına özgü satış hizmeti arasında benzerlik bulunduğu, bununla birlikte davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında 37 ve 39. Sınıf hizmetlerin yer almadığı, taraf markaları arasında anılan hizmetler bakımından doğrudan bir benzerlik bulunmadığı, benzerliği tespit olunan emtia arasındaki ilişkinin işaretler arasında iltibas ihtimali yaratıp yaratmadığı hususunun tespitinin, işaretler yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın mümkün olmadığı, dava konusu markanın "..." şeklinde tek kelime altı harften oluşan “...” kelimesinden oluştuğu, “B” ve “C” harflerinin büyük yazıldığı, markanın bütün olarak bir anlam ifade etmediği, yazımına uygun şekilde Türkçe “...” olarak telaffuz edileceği, davacı yan markalarının ise başta "..." olmak üzere, davacı yanın dilekçelerinde yer verdiği şekilde “...+SÖZCÜK” veya şekil unsurları ile oluşturulan seri markalar olduğu, davacı markalarının tamamında “...” ibaresinin esas unsur veyahut esas unsurlardan biri olarak kullanıldığı, tüketicinin dava konusu marka ile karşılaştığında bu markanın “...” kök unsurundan türetilmiş bir ibare olduğunu algılamasının kuvvetle muhtemel olduğu, “...” kelimesinin dilimizde de kullanılan ve öncül olarak “yunan alfabesinin ikinci harfi” şeklinde bir anlama sahip bir kelime olduğu gibi ülkemizde daha birçok alanda kullanılan bir kelime olduğu, tıp alanında da “sıklıkla bademciklere yerleşip hastalık yapan bir mikrop” adı olarak da bilinen bir virüsün adıyken, bilişim alanında bilgisayar teknolojilerinde ikincil yazılım sürümünün adı olarak kullanıldığı, “... ...” olarak bilinen ekmek mayasından elde edilen ve bağışıklık sistemini güçlendiren doğal bir maddenin adı gibi anlamlara da sahip olduğu, birden fazla anlama gelen ve tüketici tarafından bilinen bir ibare olan “...” ibaresini belirgin olarak içerir dava konusu marka bütününde, tüketicinin “...” ibaresi üzerindeki algısı çok daha kuvvetli olacağı, davacı yana ait önceki tarihli “...” esas unsurlu markalar mevcutken, tüketicinin dava konusu marka ile karşılaşması halinde, normal şartlarda, davalı taraf markasını da davacı yanın markalarından biri olarak yeni bir ürününe verdiği isim şeklinde algılaması ve değerlendirmesi, buna bağlı olarak ise nihai tercihlerinde bir yanılgı yaşaması kuvvetle muhtemel olduğu, önceki tarihli “...” esas unsuruna haiz çok sayıda markası ile karşı karşıya kalmış, bu markaları deneyimlemiş tüketicilerin, sonraki karşılaştığı “...” şeklindeki davalı başvurusunu davacı yan markalarının yeni bir serisi olarak algılamasına yol açacağı, tüketicinin dava konusu markanın son hecesinde oluşan “...” sesini, bütünsel algıyı değiştiren bir etken olarak görmeyeceği, davacı yanın “... ...”, “... ...” gibi markaları varken “...” şeklindeki son sesi – ki “C” harfi büyük yazılarak bu ibarenin “...” kelime köküne eklenmiş bir ibare olduğu açıkça tüketiciye vurgulanmıştır – collection ya da corner ibarelerinin kısaltması olarak algılaması da mümkün olacağı, bunun yanı sıra “...” ibaresi “company” kelimesinin de kısaltması olarak dünya genelinde bir kullanıma sahip olduğundan anılan ibarenin ticaret hayatında güçlü bir ayırt ediciliğinin bulunmadığı, her ne kadar davalı yan önceki tarihli “...” esas unsuruna haiz bir takım markalarının varlığına dayanarak müvekkilinin önceden beri “...” markası altında faaliyet gösterdiğini, önceki tescillerinin 2006 yılına dayandığını ileri sürmüş ise de, benzerliği tespit olunan 35 ve 36. Sınıf hizmetlerin önceki tarihli markaları kapsamında yer almadığı, anılan markalar kapsamında 37 ve 39. Sınıf hizmetlerin yer aldığı, anılan hizmetler açısından ise taraf markalarının zaten benzer görülmedikleri, bu nedenle 35 ve 36. Sınıf hizmetler açısından davalı yanın önceki markalarına dayalı bir hak iddiasını ileri sürmesinin mümkün olmadığı, zira anılan hizmet sınıflarında davacı taraf tescillerinin daha önceki tarihli olduğu, davacı yanın gerek yurtiçi gerekse de yurtdışında çok sayıda tescili bulunduğu gibi “...” markaları ile oldukça uzun yıllardır mevcut olduğu görülen sektörel kullanımları göz önüne alındığında davacı markalarının özellikle “çay, meyve çayı, bitkisel çay” gibi içecek ürünlerinde, ilgili tüketici kitlesi nezdinde belli bir tanınmışlığa eriştiğinin kabulünün gerekeceği, nitekim bu hususta daha evvel verilmiş emsal yargı kararları bulunduğu gibi davacı yana ait “...” markasının T/03067 sayısı ile tanınmış markalar sicilinde 2016 yılından bu yana kaydının bulunduğu, dolayısıyla davacı yanın “...” markalarının yoğun ve uzun yıllara sair kullanım neticesinde ciddi bir ayırt edicilik elde ettiği, bu bağlamda davacı yan markalarının anılan emtia üzerindeki ticari faaliyetleri neticesinde söz konusu tanınmışlığın başvuru kapsamındaki 35.05 alt grubunda yer alan “tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Çaylar, buzlu çaylar” emtiasına da sirayet edeceğinin kabul edilebileceği, dava konusu markanın tescilinin, davacı yanın SMK m. 6/5 kapsamında elde ettiği tanınırlığı sulandırabilecek, davacı markalarının ayırt ediciliğini zayıflatabilecek sonuçlar doğurabileceği gerekçeleri ile engellenebilecek olduğu, davacının, davalı tarafça gerçekleştirilen başvurunun kötüniyetli olduğu iddiasını benzerlik ve tanınmışlık iddialarına dayandırdığı, söz konusu iki nispi ret gerekçesinin de tek başına kötüniyet göstergesi olmadığının uygulamada kabul edildiği, bununla birlikte sair iddialar açısından kötüniyetin yerinde olmadığı, dava konusu 2019/79312 sayılı başvuru kapsamında yer alan 35. ve 36. Sınıf hizmetlerin tamamının, davacının önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan mallar ile aynı, aynı tür ya da benzer olduğu, başvuruda yer alan 37 ve 39. Sınıf hizmetler açısından ise taraf markaları arasında herhangi bir mal veya hizmet benzerliğinin mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2021/M-6637 sayılı kararının 35. ve 36. Sınıf mal ve hizmetlerin tamamı bakımından iptaline, davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, önceki tarihli “...” esas unsuruna haiz çok sayıda markası ile karşı karşıya kalmış, bu markaları deneyimlemiş tüketicilerin, sonraki karşılaştığı “...” şeklindeki davalı başvurusunu davacı yan markalarının yeni bir serisi olarak algılamasına yol açacağını, davanın reddine dair kısım yönünden yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, benzer bulunmayan emtia yönünden emtia karşılaştırmasının şeklen yapıldığını, marka hukuku mevzuatı, ilke ve içtihatları ile uyumlu detaylı bir karşılaştırma yapılmadığını, Yargıtay kararlarında bildirilen ilkelerle uyumlu olmadığını, müvekkilini daha önce tescil edilmiş “...” markasının müvekkilinin inhisarında olduğunu, bu markanın aynısı veya ayırtedilemeyecek derecede benzeri olan “...” ibareli başvurunun 6769 sayılı Kanunun ilgili maddeleri gereği reddi gerektiğini, mahkemenin SMK 6/5 kapsamında korumayı 35.05 alt grubuna atıfla kabulü yerinde olmakla birlikte eksik bir kabul olduğunu, yerel mahkemenin kendi kabulüne göre benzerlik değerlendirmesinde dışladığı emtiaların tamamı yönünden müvekkilinin markalarının SMK 6/5 korumasından faydalanması gerekiğini, tanınmışlık olgusunun dosya kapsamında sabit olması ile davaya dayanak deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu marka ibaresinin müvekkilinin markasına yanaşma gayesiyle serisi içerisine sızma niteliğinde müvekkilinin ... ibaresinden türetilerek oluşturduğu sabit “..." ibaresiyle yapmış olduğu başvuru davalının kötüniyetini açıkça ortaya koyduğunu, davalı tescil başvurusunun SMK 6/9 m.uyarınca da reddi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı ve davalı şirketlerin isimlerinde bulunan ... kelimesinin ortak unsur olduğunu, ancak müvekkili şirketin ... kelimesini yalın bir halde kullanmayıp ... şeklinde kullandığını, sonda yer alan "..." ibaresinin müvekkili şirketin sahibi olduğu bir diğer marka olan betacons'tan geldiğini, davacı şirket ile müvekkil şirketin hizmet verdiği sektörlerin birbiriyle karıştırılamayacak derecede farklı olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirketin ad ve işaretleri arasında görsel, işitsel farklılıklar bulunduğunu, hitap edilen kesim, görsel ve işitsel olarak farklı olan bu işaretleri karıştırmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir şirketin tanınmışlığından yararlanma ya da karakterini, itibarını zedeleme gibi bir durumunun bulunmadığını, ileri sürülen kötüniyetin somut olayda bir karşılığının bulunmadığını, markalar arasında görsel, işitsel, fonetik, kavramsal anlamda farklılıklar bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iş bu dava konusu uyuşmazlığın özünün; davalıya ait başvuru konusu 2019/79312 sayılı “...” ibareli marka ile davacı şirkete ait itiraz konusu “...” ibareli markaların benzer olup olmadığı ve 35.05. alt grupta yer alan “Tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Çaylar, buzlu çaylar” emtialarına özgülenmiş satış hizmetleri yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı noktasında toplandığını, mahkeme kararının aksine, markaların, yazılış, okunuş ve anlam itibarıyla 6769 sayılı SMK m.6/1 anlamında benzer bulunmadığını, dava konusu marka başvurusunun kapsamında bulunan 35, 36, 37 ve 39’uncu sınıftaki hizmetlerin hitap ettiği tüketicilerin/yararlanıcıların “bilinçli tüketici” olduğunu, dolayısıyla, söz konusu hizmetlerin hitap ettiği yararlanıcı çevresinin, seçimini hangisinden yapması gerektiğini kolayca tefrik edebilecek donanıma sahip bulunduğunu, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 hükmündeki hususların hiçbirinin gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığını, başvuru konusu markanın davacı markalarına benzer olmadığını bu nedenle tanınmışlığın davaya etkili bulunmadığını, başvurunun 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1-Dava, YİDK kararının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davalının "..." esas ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, "..." ibaresinin başvuru konusu markaya yeterli ayırt edicilik katmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, diğer yandan dava konusu 2019/79312 sayılı başvuru kapsamında yer alan 35. ve 36. Sınıf hizmetlerin bir kısmının, davacının önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan mallar ile aynı, aynı tür ya da benzer olduğu, başvuruda yer alan 37 ve 39. Sınıf hizmetler açısından ise taraf markaları arasında herhangi bir mal veya hizmet benzerliğinin mevcut olmadığı, davacı yan markalarının uzun yıllara sair yoğun kullanım ve tanıtımları neticesinde “çay, meyve çayı, bitkisel çay” emtiasında tanınır ve bilinir hale gelmiş olmasından kaynaklı olarak başvuruda 35.05 alt grubunda yer alan “tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Çaylar, buzlu çaylar” emtiasına özgülenmiş satış hizmetlerine de davacı yanın kullanımla elde ettiği ayırt ediciliğin sirayet edeceği ve davacı markalarının SMK m. 6/5 uyarınca anılan emtialar açısından da korunması gerekeceği, kötüniyet iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin aşağıdaki bent dışındaki diğer istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, "..." ibaresi sıklıkla bademciklere yerleşip hastalık yapan bir mikrop olarak bilinen bir virüsün adıdır. Benzer bir uyuşmazlık hakkında verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2019 tarihli ve 2017/5448 E- 2019/1987 K sayılı ilamında da, "..." ibaresinin 5. sınıfta yer alan “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, vitaminler, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimyasal elementler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç). tıbbi amaçlı deterjanlar.” emtiası yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davacı "..." ibareli markaların özellikle "çay, meyve çayı ve bitkisel çay gibi içecek ürünlerinde belli bir tanınmışlığa sahip oldukları, bu sınıflar yönünden kullanımla ayırt ediciliğinin güçlendirildiği, dolayısıyla bu sınıflar ile bağlantılı olan 5. sınıf "tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler, tıbbi amaçlı diyet maddeleri, zayıflatıcı ürünler, bebek mamaları, insan ve hayvanlar için diyetetik takviyeler (tıbbi amaçlı olmayan diyet maddeleri, besin takviyeleri, diyet takviyesi olarak polen, protein, hayvanlar için beslenme katkı maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan hayvan yemi katkıları dahil).” emtiası yönünden davacı markalarının ayırt ediciliğinin yüksek olduğu gibi bunların dışında 5. sınıfta yer alan diğer mallar yönünden de davacı markalarının yüksek ayırt ediciliğe sahip bulunduğu kabul edilmiştir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinden somut olay değerlendirildiğinde, "..." ibaresinin, dava konusu başvuru kapsamında yer alan "35.sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için, İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.tıbbi amaçlı deterjanlar. ilaçlı sabunlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) açısından ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, bu ürünlerin tüketici kitlesinin bilinç düzeyi yüksek doktor, eczacı gibi sağlık çalışanlarından oluşması gözetildiğinde başvuru ile davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, ancak başvuru kapsamında yer alan ve yukarıda belirtilenler dışında bulunan mal ve hizmetler yönünden ise tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu, zira tarafların markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresini bahsi geçen mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, bu mal ve hizmetler yönünden tarafların markalarında "..." ibaresinin asli unsur olarak ortak yer almasının markalar arasında iltibas neden olacağı, dava konusu ibarede yer alan diğer kelime unsurlarının başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, dava konusu ibarenin davacının "..." ibareli seri markaları arasına sızabileceği kanaatine varılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanılmıştır.
Ayrıca, yukarıda belirtilen Yargıtay ilamında da kabul edildiği üzere davacının "..." ibareli markaları "çay, meyve çayı ve bitkisel çay" gibi içecek ürünlerinde belli bir tanınmışlığa sahip olup, başvuru kapsamında yer alan "tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Çaylar, buzlu çaylar," mallarının satışına özgü 35. sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Diğer taraftan, davacı tarafça dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş ise de; sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın kötü niyet olarak kabul edilemeyeceği, bunun dışında davalı başvuru sahibinin marka başvurusunu gerçekleştirirken kötü niyetli olarak hareket ettiğine dair bir delilin de bulunmadığı anlaşıldığından, davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu başvuru ile davacının "..." asıl unsurlu itirazına mesnet markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan ve yukarıda belirtilenler dışında bulunan mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, sayılan mal ve hizmetler dışında başvuru kapsamında yer alan "35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için, İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.tıbbi amaçlı deterjanlar. ilaçlı sabunlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.), 37 ve 39. sınıf hizmetler yönünden ise tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/04/2022 Tarih ve 2021/272 Esas, 2022/142 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;
3- Türk Patent ve Marka Kurumunun 2021/M-6637 sayılı YİDK kararının "35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için, İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.tıbbi amaçlı deterjanlar. ilaçlı sabunlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.), dışındaki 35. Sınıf ve 36. Sınıf mal ve hizmetler tamamı bakımından iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-Davalı adına tescil edilen 2019/79312 sayılı "..." ibareli markanın "35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için, İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.tıbbi amaçlı deterjanlar. ilaçlı sabunlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.), dışındaki 35. Sınıf ve 36. Sınıf mal ve hizmetlerin tamamı bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 7.375,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.300,00.TL bilirkişi ücreti, 94,50.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında 229,00 TL tebligat masrafından oluşan toplam 2.623,50 TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 1.311,75.TL'ye, 59,30 TL peşin harç ile 59,30 TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 1.430,35 TL.'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 246,00.TL'nin davacıdan tahsili ile davalı şirkete verilmesine, bakiyesinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 246,00.TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ... verilmesine, bakiyesinin davalı ... üzerinde bırakılmasına,
11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
12-Davalılardan peşin olarak alınan 179,90'ar.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılar ayrı ayrı iadesine,
13-Davacıdan alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50.TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.