T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1004 - 2025/1172
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1004
KARAR NO : 2025/1172
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/03/2023
NUMARASI : 2020/335 E. - 2023/95 K.
DAVANIN KONUSU : FSEK'e dayalı Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/03/2023 tarih ve 2020/335 Esas - 2023/95 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların ve bilgisayar yazılımının sahibi olduğunu, müvekkiline gelen ihbar sonucu yaptıkları şikayet üzerine davalının adresinde arama-el koyma işlemi yapıldığını, 11.10.2018 tarihinde düzenlenen işyeri arama tutanağında belirtildiği üzere, davalıya ait ... marka bilgisayarda müvekkili şirkete ait olan "..." isimli yazılımın yüklü ve çalışır durumda olduğunun tespit edildiğini, bu şekilde müvekkili şirket yazılımlarının izinsiz olarak, korsan diye tabir edilen biçimde yüklenmiş ve kullanmakta olduğunun tespit edildiğini, davalı hakkında Kilis Cumhuriyet Başsavcılığınca 2018/6298 soruşturma numarasıyla soruşturma yürütüldüğünü, bu kapsamda bilirkişi incelemesi yapıldığı ve ... programının bilgisayarda yüklü ve çalışır vaziyette bulunduğunu, kurulum dosyalarının, "crack" dosyalarının ve "crack" işleminin nasıl yapılacağını gösteren dosyaların bulunduğu ... programının modülleri olan “...” modüllerinin bulunduğunun tespit edildiğini, davalının, müvekkili şirketin sahibi olduğu bilgisayar yazılımlarını herhangi bir sözleşme ve izne tabi olmaksızın, şifre kırmak suretiyle bilgisayarlarında kullandığını ve haksız kazanç elde ettiğini, FSEK’e aykırı hareket etmek suretiyle müvekkili şirketin mali haklarına tecavüz ettiğini, davalı aleyhine FSEK'in 68/2. maddesi uyarınca, davaya konu bilgisayar programının satımı konusunda sözleşme olması halinde belirlenecek bedelin 3 katı tutarında tazminat talebinde bulunduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL'nin öncelikle programların yükleme tarihlerinin tespit edilmesi yükleme tarihinden itibaren, mümkün olmaması halinde ise haksız eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari (reeskont) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle istemini 105.306,00.-TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının telif hakkı iddiasının haksız fiile dayandığını, TBK'nın 72. maddesi uyarınca tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını, davacı vekili tarafından verilen şikayet dilekçesinin tarihinin 10.10.2018 olduğunu, dolayısıyla zararı ve tazminat yükümlüsünü bu tarihte öğrendiğini, bu durumda zamanaşımı süresinin 10.10.2020 tarihinde dolduğunu, ancak tazminat davasının bu tarihten sonra, 03.11.2020’de açıldığını, emlakçı olarak çalışan müvekkilinin bu programları kullanamayacağını, müvekkilinin ise herhangi bir mühendislik eğitiminin almadığını, Kilis ilinde emlakçılık yaptığını, davaya konu programı kullanmadığını, konuyla ilgili soruşturmanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu "..." adlı bilgisayar programının 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) anlamında "ilim ve edebiyat eseri" niteliğinde olduğu ve davacının bilgisayar programı üzerinde mali hakları kullanma yetkisinin bulunduğu, davalı tarafından işletilen adreste 1 adet ... marka bilgisayarda (hard diskinde) yapılan incelemede, ... 5.0 versiyonu yazılımın ve ... 5 sürümüne ek olarak ... modüllerinin yüklü olabileceğinin EGM Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığınca tespit edildiği, davalının eyleminin, davacının FSEK'in 22. maddesinden kaynaklanan çoğaltma hakkının ihlali niteliğinde olduğu, davacının, söz konusu hak ihlali sebebiyle davalıdan FSEK'in 68. maddesi kapsamında talep edebileceği telif tazminatı tutarının 105.306,00-TL mertebesinde olabileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 105.306,00-TL'nin 11.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karar celsesinde duruşmaya e-duruşma vasıtasıyla katılabilmek için talep gönderdiklerini, talepleri kabul edilmiş ise de UYAP portal üzerinden "duruşmaya katıl" butonunun aktifleştirilmediğini, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca Kilis barosuna kayıtlı olması ve duruşmaya Kilis'ten bağlanmaya çalışması nedeniyle duruşmanın ertelenmesi gerekirken yokluklarında karar verildiğini, somut uyuşmazlık yönünden zamanaşımı süresinin dolduğunu, Kilis Asliye Ceza mhkemesinin müvekkilinin beraatine karar verdiğini, modüllerin yüklü olup olmadığı konusunda net bir sonuca varılamadığını, yazılımın çalışır durumda olup olmadığının tespit edilmediğini, müvekkilinin programdan fayda sağlayıp sağlamadığının değerlendirilmediğini, tazminat tutarının en üst limitten tayin edilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, FSEK'e dayalı telif tazminatı istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalıya ait işyerinde Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/6298 sayılı soruşturma dosyası kapsamında, Kilis Culh Ceza Hakimliğinin 11.10.2018 tarih ve 2018/2429 D.İş sayılı kararı ile arama yapılmış, arama sırasında davalı da hazır bulunmuş, arama sonucunda işyerinde bulunan masa üstü bilgisayarda "..." isimli yazılım programının bilgisayar üzerine yüklenmiş ve çalışır durumda olduğunu tespit edilmiş, davalı, arama sırasında yapılan tespitlere ise bir itirazda bulunmamıştır.
Her ne kadar, davalı vekili, cevap dilekçesinde ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, istinaf dilekçesinde ise müvekkilinin yapılan ceza yargılaması sonucunda beraat ettiğini savunmuş ise de, Dairemizce dosya arasına alınan Kilis 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/162 Esas-2022/994 K. sayılı kararından dosya sanığı olan davalının dava konusu programı bilgisayarına yüklettiğini kabul ettiği, ancak bozuk olarak yüklendiğini ve programı kullanmadığını savunduğu, ceza mahkemesince sağına ait materyallerin 28.04.2020 tarihinde sanığa teslim edilmesi nedeniyle çalıştırılmış veya kullanılmış olup olmadığının tespit edilemediği gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında sunulan bilirkişi raporunda, bilgisayarında kurulu bulunan ... programının ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu, davacının söz konusu programın mali haklarını kullanma yetkisine sahip bulunduğu açıklanmıştır.
Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Adli Bilişim Şube Müdürlüğünce düzenlenen 12.12.2022 tarihli inceleme raporunda, 'Yedek/root" dizini altında mödüllerin bulunduğu görülmüş, ilk derece mahkemesince, söz konusu modüller dikkate alınarak, davacı tarafından FSEK'in 68. maddesi kapsamında talep edilebilecek tazminat tutarı hesaplanmıştır.
5846 sayılı FSEK'in eser sahibinin mali haklarından olan çoğaltma hakkı düzenlenmiştir. Buna göre, bir eserin herhangi bir şekilde çoğaltılması hakkı münhasıran eser sahibine ait olup, maddenin son fıkrası uyarınca çoğaltma hakkı, bilgisayar programının geçici çoğaltılmasını gerektirdiği ölçüde, programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması fiillerini de kapsamaktadır. Davalının tespit edilen eylemi ise, davacının çoğaltma hakkının ihlali niteliğindedir.
Davalı taraf tarafın eyleminin, davacının kullanmaya yetkili olduğu çoğaltma hakkının ihlali niteliğinde olduğunun tespitinden sonra, davacının FSEK'in 68. maddesi uyarınca talep edebileceği tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. FSEK'in 68. maddesi, "Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir." hükmünü içermektedir. Anılan hüküm kapsamında, sözleşme yapılmış olması halinde istenebilecek bedelin (varsayımsal sözleşme bedeli) ne şekilde tespit edileceği konusunda HGK'nın 20.03.2002 tarih, 2002/176-214 E.K. sayılı ilamı yol gösterici niteliktedir. Anılan kararda, varsayımsal sözleşme bedelinin, eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta gibi kriterler dikkate alınarak eser sahibinin tecavüzde bulunanla sözleşme yapması halinde isteyebileceği bedele göre belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Varsayımsal sözleşme bedeli belirlenirken, varsa ihlal konusu mali hakkın devrine ilişkin önceki sözleşmelerden yararlanılabilir. Bu tür sözleşmeler emsal alınırken, sözleşmenin dava konusu olaya ne ölçüde uyduğunun, aradaki farklılıkların ve benzerliklerin neler olduğunun gözetilmesi zorunludur. Somut olayda, davaya konu programın, davacı tarafça satışa sunulan bir program olması ve benzer uyuşmazlıklardaki Yargıtay uygulamaları da gözetildiğinde, izinsiz olarak kurulan programın ve yan modüllerinin varsayımsal sözleşme bedelinin tespitinde, davacının satış fiyat listesinin de dikkate alınması gerekmektedir.
Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tespiti yapılan ürünün 2018 yılındaki yeni sürümünün fiyatları esas alınarak, tazminat hesabı yapılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan bilgi, belge ve beyanlardan, ... 5 versiyonunun daha önce piyasaya sürüldüğü, sonrasında ise 6. ve 7. versiyonlarının çıktığı, davalı tarafın iş yerinde tespiti yapılan ... 5.1 yazılımının, tespit tarihi itibariyle güncel sürüm olmadığı, yazılımın yükleme tarihi tespit edilemediğinden, davalının işyerinde yapılan arama tarihi itibariyle varsayımsal sözleşme ilişkisinin kurulduğunun değerlendirildiği, yeni sürüm çıktığında eski sürümün kullanılmaya devam edilebildiği, ancak genel uygulama olarak yazılım firmalarının, programın yeni versiyonu çıktığında eski sürüm satışını keserek hemen yeni sürüm satışına başladıkları, davalı tarafın iki eski sürüm yazılım kullandığı değerlendirildiğinde ürünün eksik özellikleri sebebiyle bilirkişi tarafından tespit edilen bedelden %20 oranında daha indirim yapılabileceği, zira bilirkişi heyetince davalı tarafa ait bilgisayardaki sürümün değil, güncel sürümün bedelinin tespit edildiği, bu belirlemenin Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesine de uygun bulunduğu, buna göre dosya kapsamındaki rayiç bedelin 28.081,60-TL olabileceği, üç katının ise 84.244,80-TL olacağı anlaşılmıştır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.10.2023 tarih ve 2022/2628 E.-2023/6166 K. sayılı kararı da bu yöndedir.
Öte yandan, davalı vekili dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını da ileri sürmüş ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, FSEK'in 68. maddesi uyarınca taraflar arasında varsayımsal bir sözleşme kurulduğundan, bu durumda talep TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, davalı vekilinin zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir.
Son olarak, her ne kadar davalı vekili, son celse için "e-duruşma" talebinde bulunduğunu, ancak mahkemece duruşma tarihinde katıl butonuna basılmadığı ileri sürmüş ise de, 16.03.2023 tarihli duruşma tutanağında "davalı şirket vekilinin e-duruşma talebinde bulunduğu ancak bağlanmadığının" belirtildiği, bu hususun aksinin ise davalı tarafça kanıtlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesinin davacının FSEK'in 22. maddesi kapsamındaki çoğaltma hakkının ihlal edildiği ve FSEK'in 68. maddesi uyarınca üç kat tazminat şartının oluştuğu yönündeki tespitleri yerinde ise de, bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat tutarından eski sürüm nedeniyle indirim yapılması ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemesi ve tazminat talebinin tümden kabul edilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 16/03/2023 gün ve 2020/335 Esas - 2023/95 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KISMEN KUBÜLÜ ile, 84.244,80-TL'nin 11.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.754,76-TL nispi karar ve ilam harcından 170,78-TL peşin harç, 1.627,58-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 3.956,40-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekil marifetiyle temsil ettirdiğinden, kabul edilen kısım üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen kısım üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca belirlenen 21.061,20-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 182,23-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 67,77-TL tebligat masrafından oluşan toplam 2.500,00-TL yargılama giderinin, davanın kabul-red oranı %80-%20 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 2.000,00-TL'ye 170,78-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan 2.225,18-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalının istinaf aşamasında yaptığı 84,00-TL posta ve tebligat gideri ile 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 576,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak, 115,20-TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 1.798,36-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine,
10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 29/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.