T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1012
KARAR NO : 2025/1200
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/03/2023
NUMARASI : 2022/230 E. - 2023/88 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/03/2023 Tarih ve 2022/230 Esas - 2023/88 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, ürünlerini e-ticaret pazarında da tüketiciye erişilebilir hale getirmek isteyen müvekkili şirketin, “...” konseptli seri markaları ile “https://www...com/” uzantılı web sitesini oluşturduğunu, ürünlerini online pazar üzerinden tüketicilerle buluşturmaya başladığını, müvekkili şirketin yaratmış olduğu “...” konseptli seri markalarını tescil ettirdiğini, başvuru konusu “...” markası ile, “...” unsurlu müvekkilinin markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasının, Türkçe'ye çevrildiğinde “...” anlamına gelen “...” kelimesinden oluştuğunu, davalı markasının anlam itibariyle bakıldığında özünde sadece “...” kelimesinden oluştuğunu, söz konusu ibarenin ise “... ... www...com”, “...” ve “...” ibareli müvekkili markalarının esaslı unsurunu teşkil ettiğini, “...” ibaresini markalarında yoğun ve aktif bir şekilde kullanan müvekkili şirketin, söz konusu ibareyi tekeline almaya çalışmadığını, bu ibareye ilave unsurlar ekleyerek yeni ve özgün marka konseptleri yarattığını, davalının ise söz konusu ibareyi tekeline almaya çalıştığını, karşılaştırma konusu markalar arasında görsel açıdan da yüksek düzeyde bir benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin “...” ibareli markaları üzerindeki öncelikli hak sahipliği ve uzun süreli/yaygın kullanımı neticesinde markasının ulaştığı tanınmışlık düzeyi de dikkate alındığında, davaya konu marka sahibinin, müvekkiline ait markaların ün ve itibarından haksız fayda sağlama ihtimali bulunduğunu ileri sürerek 2022-M-4474 sayılı YİDK kararının iptali ile 2020/171316 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu marka ile itiraz gerekçesi markaların ortak olarak "..." ibaresini içerdikleri görülmüşse de, "..." ibaresinin "günde yirmi dört saat ve haftada yedi günü kapsayan bir aralığı" ifade etmesi ve ticari hayatta haftanın her günü ve sürekli ve kesintisiz saatlerde gerçekleştirilen diğer her türlü faaliyetten bahsetmek için yaygın olarak kullanılan bir ibare olduğunu, bu anlamından ötürü de tek başına markasal ayırt edici niteliğinin düşük bir ibare olduğunu, başvuru konusu marka ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettiği unsurların varlığından kaynaklı belirgin farklılık bulunduğunu, SMK m.6/1 kapsamında iltibasa yol açabilecek düzeyde benzerlik olmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/5. maddesindeki şartların oluşmadığını, kötüniyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunulmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen 03., 05., 29., 30., 31., 32. ve 35. sınıfta yer alan bütün mal ve hizmetlerin davacının markasındaki mallar ile aynı / aynı tür nitelikte olduğu, iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan kapsamların benzerliği kriterinin somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın, dava konusu edilen sınıfları açısından (36. sınıf hariç) sağlanmış olduğu, davaya konu markada, “...” ibaresinin, davacı markalarında ise "...", "... ... www...com", "...", "... ... www...com ... ...!", "... ... ..." ibarelerinin yer aldığı, davacı markasında Türkçe ibareler bulunmakla birlikte, davalı markasındaki ibarelerin İngilizce olduğu, “...” ibaresinin “...” olarak Türkçeye çevrilebileceği, taraf markalarında ortak olan “...” - “...” - “...” sayısının/rakamlarının ise günlük kullanımda “yedi gün yirmi dört saat” / “haftanın yedi günü yirmi dört saat açık” / “her daim açık” anlamlarına geldiği, her ne kadar davacı markalarında “...” şeklinde sayılar bulunuyor olsa da özellikle internet sitelerine ait alan adlarında “/” işareti veya boşluk kullanılamadığından bu hali ile tescile konu edildiği, “... ...” veya “...” ibarelerinden de “her zaman, kesintisiz” anlamının çıktığı görülmekle, taraf markalarında kullanılan rakamların benzer anlamlara geldiği, fonetik olarak yapılan karşılaştırmada, davacı markalarının Türkçe olduğu, kelime ve rakamların yazıldığı gibi okunacağı, benzer ibarelerin okunuşlarının da benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında, taraf markalarında gerek anlamsal, gerek sesçil gerek de görsel olarak ön plana çıkan unsurlardan bir tanesinin “...” / “...” / “...” rakamı olduğu, davacı yan markalarına bakıldığında (2017 48881 sayılı marka hariç), davacı markalarındaki “...” kelimesinin davacının lider/çatı markası olduğu, “lider”, “çatı” veya “şemsiye” olarak tabir edilen markalar, bir markanın üst kimliğini, ürünün firma aidiyetini vurgulayan işaretler olduğu, bu işareti muhtelif ürünlerde gören tüketicilerin ürünün kalitesi ve standardı konusunda bir garanti mesajı aldıklarını, yeni gördükleri markalara karşı bile olumlu bir imaj aktarımı ile yaklaşabilecekleri, markaların karşılaştırılmasında bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu yenilenmekle taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan düşük düzeyli de olsa benzerlik bulunduğu, davalı yanın, dava konusu markasını gören bir tüketici, bu markayı, davacının “...” / “...” esas unsurlu/ibareli markasının serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabileceği, somut olayda, davacıya ait “...” / “...” esas unsurlu/ibareli markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, piyasa araştırması, satış rakamları, reklam harcamaları vb. delillere rastlanmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesindeki korumadan yararlanamayacağı, davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir her hangi bir belge bulunmadığından davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2022/M-4474 sayılı kararının 3, 5, 29, 30, 31, 32 ve 35. Sınıflardaki tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, müvekkilinin 2016/09841, 2016/09842, 2016/09849, 2017/48881, 2017/49995 nolu markaların sahibi olduğunu, dava konusu 2020/171316 başvuru nolu markanın başvuru tarihinin ise 31.12.2020 günü olduğunu, SMK’nın 6/3. maddesi anlamında gerçek hak sahibi olduğunun ortada bulunduğunu, dava konusu 2020/171316 başvuru numaralı marka ile müvekkili şirkete ait 2016/09841, 2016/09842, 2016/09849, 2017/48881, 2017/49995 tescil numaralı markaların 6769 Sayılı SMK madde 6/1 anlamında benzer olduğunu, dava konusu 2020/171316 başvuru numaralı markanın müvekkilinin adına önceki tarihlerde tescil edilmiş markaların serisi niteliğinde algılanmasına sebebiyet verdiğini, dava konusu markanın “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.” yönünden tescil edilmesi halinde potansiyel tüketicilerinin, dava konusu 2020/171316 başvuru nolu markayı, müvekkilinin markaların serisi şeklinde algılamalarının kuvvetle muhtemel olacağını, böyle bir tescilin 6769 sayılı SMK’nın 6/9. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka ile itiraz gerekçesi markaların ortak olarak "..." ibaresini içerdikleri görülmüşse de, "..." ibaresinin "günde yirmi dört saat ve haftada yedi günü kapsayan bir aralığı" ifade ettiğini, ticari hayatta haftanın her günü ve sürekli ve kesintisiz saatlerde gerçekleştirilen diğer her türlü faaliyetten bahsetmek için yaygın olarak kullanıldığını, bu anlamından ötürü de tek başına markasal ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğunu, başvuru konusu marka ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettiği unsurların varlığından kaynaklı olarak oluşan belirgin farklılık bulunduğunu, SMK m.6/1 kapsamında iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıklarını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/5. maddesindeki şartların oluşmadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1-Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet gösterdiği "..." unsurlu markaları arasında arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan ortak olarak bulunan "..." ibaresinin, haftanın yedi gününü ve bu günlerdeki tüm saatleri kapsayan bir zaman dilimini ifade ettiği, genellikle sürekli ve kesintisiz yapılan hizmetlerde kullanıldığı, bu anlamından dolayı da herkesin kullanımına açık tek başına markasal ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, başvurudaki farklılıkların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, ayrıca, davacıya ait “...” / “...” esas unsurlu/ibareli markanın tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte delil bulunmadığı gibi benzer görülen veya görülmeyen mallar açısından davacı ... sahibinin davaya konu markanın tescilinden zarar görme veya itibarında zarar meydana gelme ihtimalinin bulunmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesindeki korumadan yararlanamayacağı, diğer yandan davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir her hangi bir belge bulunmadığından davalının kötüniyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2- Davalı ... Kurumunun istinaf itirazlarına gelince, dosya kapsamına göre, davalının “...” ibaresinin, tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas, tanınmışlık ve kötüniyet gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazın da YİDK'nın kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya tebliğ edildiği, iş bu davanın, iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587).
Diğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247).
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet gösterdiği "..." unsurlu markaları arasında arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan ortak olarak bulunan "..." ibaresinin, haftanın yedi gününü ve bu günlerdeki tüm saatleri kapsayan bir zaman dilimini ifade ettiği, genellikle sürekli ve kesintisiz yapılan hizmetlerde kullanıldığı, bu anlamından dolayı da herkesin kullanımına açık tek başına markasal ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, başvurudaki farklılıkların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, diğer yandan markaların bir bütün olarak düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, renklendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davalının başvurusuna konu işareti davacının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ... Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Diğer yandan ilk derece mahkemesince dava konusu markanın hükümsüzlüğü yönünde de hüküm kurulmuştur. Ancak bu karara yönelik olarak davanın ilgili taraflarınca kanun yoluna başvurulmadığı anlaşıldığından, hükümsüzlük kararına yönelik olarak Dairemizce bir inceleme yapılmamış, aşağıda gösterildiği şekilde önceki hüküm aynen korunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/03/2023 gün ve 2022/230 Esas - 2023/88 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-YİDK'nın 2022/M-4474 sayılı kararının iptaline ilişkin davanın REDDİNE,
4-Davaya konu markanın 3, 5, 29, 30, 31, 32 ve 35. Sınıflardaki tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL karar ve ilam harcının davalı şahıstan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 15.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalı şahıstan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Kurumuna verilmesine,
8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.100,00.TL bilirkişi ücreti, 449,00.TL posta ve tebligat masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 146,00.TL posta masrafından oluşan toplam 3.695,00.TL yargılama giderinin takdiren 1/2'sinin hükümsüzlük davası yönünden yapıldığının kabulü ile bu orana tekabül eden 1.847,50.TL'ye 80,70.TL peşin harç ve 80,70.TL başvurma harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.008,90.TL'nin davalı şahıstan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 184,50-TL posta masrafı ve 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 676,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Kurumuna verilmesine,
10-Davalı şahıs tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından dolayı bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
12-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı ... Kurumuna iadesine,
13-Davacıdan alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 30/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/06/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...