T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/906 - 2025/1059
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/906
KARAR NO : 2025/1059
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/02/2021
NUMARASI : 2019/204 E. - 2021/87 K.
DAVANIN KONUSU : Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımla İlgili Kurum
Kararlarının İptali - Tasarımın Hükümsüzlüğü)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/02/2021 tarih ve 2019/204 E. - 2021/87 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin, davalının tescil talebinde bulunduğu 2018/07461- 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12 sayılı endüstriyel tasarımlara yeni ve ayırt edici olmamaları münasebeti ile itirazda bulunduklarını, davalı Kurum tarafından itirazın reddini takiben 2019/T-615 sayılı karar ile 2018/07461 numaralı çoklu endüstriyel tasarımın tamamının tesciline karar verildiğini, davalının sektörde üretilen ve kamuya sunulmuş tasarımlara nazaran yeni ve ayırt edici bir tasarım meydana getirmediğini, davalının daha evvel reddedilen 2018 07454 sayılı tasarım başvurusu ile dava konusu tasarımların birebir aynı olduğunu, davalının farklı başvurular ile tescil talebinin reddedilme olasılığını azaltma yoluna gittiğini ileri sürerek, TPMK YİDK'nin 2019/T-615 sayılı kararının iptali ile 2018 07461 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 sıra numaralı tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu tasarımların itiraza mesnet gösterilen tasarımlardan genel izlenim açısından bilgilenmiş kullanıcı gözünden farklı olduğunu, soğutucu/dondurucu emtiasındaki seçenek özgürlüğü de dikkate alındığında, davacının itirazına mesnet gösterdiği tasarımlar ile davalının tasarımları arasındaki farklılıkların ayrıntılardan ibaret bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davaya konu tasarımların daha evvel aynı kategoride kamuya sunulmuş tasarımlar ve yine müvekkili tarafından başvurusu yapılan 2018/07454 sayılı çoklu tasarım karşısında yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini taşıdığını, dava konusu tasarımın form açısından değişen trend ve değişen kullanıcı deneyimleri düşünülerek ve üretim yöntemlerindeki ilerlemeler göz önde bulundurularak geliştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının tasarım işlem dosyasında itirazına mesnet olarak 2015/05815 3-5, 2015/05912 1-1, 2016/03346 1-1, 2017/02182 1-1, 2016/04131 1-1, 2016/04131 4-1 sayılı tasarımları gösterdiği, dava aşamasında da dava ve replik dilekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde bu tasarımların yanı sıra yine davalıya ait 2018/07454 sayılı tasarım görselini itirazına mesnet gösterdiği, iki ayrı heyetten aldırılan bilirkişi raporlarına göre, davacının itiraza mesnet gösterdiği bu tasarımların, dava konusu çoklu tasarımlar ile aynı olmadığı gibi, bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel izlenim itibariyle benzer de olmadığı, yine gerek 19/08/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda, gerekse başka bir heyet tarafından tanzim edilen 11/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu çoklu tasarımların mutlak yeniliğini öldürücü önceki tarihli kamuya sunulmuş bir dokümana rastlanmadığı, her ne kadar 11/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafından sunulan görsellerden bilirkişi raporunda ayrı olarak görseli belirtilen soğutucu dolabının davalıya ait 2018/07461 sayılı tasarımlardan 3, 4, 5, 6, 9, 10, 11 ve 12 nolu tasarımlar ile benzer olduğu kanaatine varılmışsa da, davacı vekilinin bu görseli dava ya da replik dilekçesinde itirazına mesnet olarak göstermediği, iddia ve savunmanın genişletilmesi ya da değiştirilmesi yasağı başladıktan sonra ilk olarak bu dokümanı 11/06/2020 tarihli ilk bilirkişi kök raporuna karşı itiraz dilekçesi ekinde ibraz ettiği, davalıların davacı tarafın 11/06/2020 tarihli dilekçesi ekinde ibraz ettiği, ancak dava ya da replik dilekçesinde belirtilmeyen bu dokümana açıkça muvafakat etmedikleri, dolayısıyla söz konusu dokümanın iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı, bu doküman her ne kadar mutlak yenilik incelemesi bakımından nazara alınsa da, karşılaştırılan tasarımların bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel izlenim itibariyle benzer olup olmadığı olgusu bakımından hükme esas alınamayacağı, zira mutlak yenilik araştırmasının kamu düzenine ilişkin olduğu ve taraflarca ileri sürülmese bile re'sen nazara alınması gerektiği, ancak karşılaştırılan tasarımların bilgilenmiş kullanıcı nezdinde aynı olmadığı ancak genel izlenim itibariyle benzer oldukları durumun kamu düzenine ilişkin olmadığı, bu hukuki olgunun mevcut olup olmadığı hususunun taraflarca getirilme ilkesine göre çözümlenmesi gerektiği, bunun sonucu olarak dilekçe teati aşamasından sonra karşı tarafın açıkça muvafakati, ıslah ya da HMK m.145 hükmü uyarınca sonradan delil gösterme istisnaları bulunmadıkça sonradan ibraz edilen delillerin hükme esas alınamayacağı, somut olayda da yukarıda mesnet kaynağı belirsiz ve tarihsiz olduğu belirtilen görselde yer alan üründe davalı tasarımlarından farklı olan detayın tutma kolunun bulunmaması ve alt difüzör sol üzerindeki kuvvetle muhtemel açma/kapama/ayar veya indikatör boşluğu olduğu, bu farklılığın karşılaştırılan tasarımların aynı olmasını engellediği, dolayısıyla bu farklılıkların dava konusu çoklu tasarımın yeniliğini öldürücü mahiyette olmadığı, bilgilenmiş kullanıcı nezdindeki genel izlenim bakımından ise iddianın genişletilmesi yasağı nedeniyle bu dokümanın hükme esas alınamayacağı, ek olarak bu dokümanın mesnet kaynağı belirsiz ve tarihsiz olup, bilirkişi heyetince yapılan araştırmalarda bu görselin kaynağına, yerine ve tarihine ulaşılamadığı, bu nedenle de gerek re'sen yenilik araştırmasında gerekse genel izlenim itibariyle benzerlik incelemesinde hükme esas alınmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosya kapsamında düzenlenen 07/12/2020 tarihli bilirkişi raporu ile, 21/11/2018 tarihli ... fuarı ve 19/11/2018 tarnihli ... fuarındaki görsellerin dava konusu tasarım ile benzer bulunduğunu, dava dışı ... A.Ş.'nin aynı ürünü ... isimli kataloğun 36.sayfasında yayınlayarak kamuya arz ettiğini, tasarımın benzer olmasının yeni olmadığı anlamına geldiğini, yenilik aynı zamanda benzerliği da kapsadığından re'sen araştırma ilkesine tabi bulunduğunu, bu nedenle mahkemece dikkate alınmamasının hukuka aykırı bulunduğunu, dava konusu 1,2,7,8 no.lu tasarımlar ile 3,4,5,6,9,10,11,12 sayılı tasarımlar arasında ufak farklılıklar bulunduğunu, ... firmasının 2017 Ocak kataloğuna konu görsel 3,4,5,6,9,10,11,12 no.lu tasarımların hükümsüzlüğünü sağlıyorsa 1,2,7 ve 8 no.lu tasarımların da hükümsüz kılınmasının gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK endüstriyel tasarım kararının iptali ile tasarım hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Tasarım, 6769 sayılı SMK'nın 55. maddesinde tanımlanmış olup aynı Yasa'nın 56. maddesinde, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımların anılan Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunacağı düzenlenmiş, aynı maddenin 4. bendinde de yenilik unsuru tanımlanarak bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarımın yeni kabul edileceği, sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteren tasarımların aynı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Anılan hüküm ile tasarımlar yönünden mutlak yenilik kriteri kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/13749 E.- 2017/2336 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere bir tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı resen gözetilmelidir. Bu nedenle dava konusu olan bir tasarımın, yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadığı, davaya konu tasarım tescil belgesindeki ürün tasarımı ile söz konusu ürünün piyasada mevcut, bilinen tasarımlarla arasında belirgin bir farklılığın bulunup bulunmadığı, davaya konu tasarımın yeni mi, yoksa harcı alem bir tasarım mı olup olmadığı hususları, tasarımın ilgili olduğu alanda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle tespit edilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2024 tarih ve 2022/4097 Esas- 2024/739 Karar sayılı kararında da; "... kamu düzenine ilişkin olan mutlak yenilik unsurunun, YİDK iptali davaları ile endüstriyel tasarımların 554 sayılı KHK'nın 43 üncü maddesi kapsamında hükümsüzlüğü istemli davalarda, mahkemelerce YİDK tarafından değerlendirmeye alınan, YİDK'e itiraz konusu olarak sunulan ve hatta YİDK iptali istemli davalarda taraflarca sunulan bilgi ve belgelerle dahi bağlı kalınmaksızın re'sen araştırılması ve tasarımın mutlak yenilik unsuruna sahip olup olmadığının belirlenmesinin zorunlu olduğu, YİDK tarafından da re'sen mutlak yenilik incelemesi yapılması gerektiği, YİDK'in hem itiraza mesnet bilgi ve belgeler kapsamında hem de re'sen mutlak yeniliği incelemesi gerektiği, aksinin kabulünün tasarım hukukunda mutlak yenilik unsurunun kamu düzenine ilişkin olması ilkesiyle bağdaşmayacağı, Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.03.2023 tarihli, 2021/11-943 E. ve 2023/288 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu, ayırt edicilik unsurunun incelenmesinde mutlak yenilik unsurundan farklı olarak re'sen inceleme yapılmasının, ayırt edicilik unsurunun kamu düzeniyle ilgisi bulunmadığından mümkün olmayıp, mahkemelerce taraflarca getirilme ilkesi çerçevesinde tarafların getirdiği bilgi ve belgeler kapsamında bir inceleme yapılması gerektiği, gerek mutlak yenilik ve gerekse de ayırt edicilik incelemelerinin genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan, özel ve teknik bilgi gerektiren hususlar olduğundan mahkemelerce alanında uzman bilirkişiler marifetiyle yapılacağı..." belirtilmiştir.
Somut olayda mahkemece iki ayrı bilirkişi heyeti oluşturularak, ilk heyetten kök ve bir ek rapor, ikinci heyetten bir kök rapor alınmış, mahkemece 07/12/2020 tarihli ikinci heyet raporuna itibar edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 07/12/2020 tarihli raporda, davacının ilk bilirkişi heyetinin kök raporuna itiraz aşamasında sunduğu görseller incelenerek "21.11.2018 yılında düzenlenen ... fuarında, 19.11.2018 tarihinde düzenlenen ...
ve 11.09.2017 tarihinde düzenlenen ... fuar görselleri ile davalıya ait 2018/07461 sayılı tasarımların karşılaştırılması neticesinde, dosya içeriğinde ve internet araştırmasında görsellere ait
kaynak ve tarih ibarelerine denk gelinmediği, bu görseller içinde belirtilen bir görselde yer alan
soğutucunun davalıya ait 2018/07461 sayılı tasarımlardan 3, 4, 5, 6, 9, 10, 11 ve 12 nolu tasarımlar
ile bilgilenmiş kullanıcı gözünden benzer olduğu, kaynağı belirsiz ve tarihsiz görseller açısından
takdirin Sayın Mahkemeye bırakıldığı" belirtilmiştir.
Davacı vekili bu rapora itirazında kaynak ve tarih bilgilerini sunmuş ise de mahkemece bu husustaki araştırmanın derinleştirilmesi gerekli görülmemiştir.
Ne var ki mutlak yenilik incelemesinin kamu düzenine ilişkin niteliği ve re'sen yapılması zorunluluğu birlikte gözetildiğinde, bilirkişilerce benzer bulunan görseller bakımından kaynak ve tarihin tespit edilemediği gerekçesiyle başka bir araştırma ve inceleme yapılmadan davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Öte yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2024 tarih ve 2022/4097 Esas- 2024/739 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere ayırt edicilik unsurunun incelenmesinde mutlak yenilikten farklı olarak, re'sen inceleme yapılması mümkün olmayıp, taraflarca getirilme ilkesi çerçevesinde tarafların getirdiği bilgi ve belgeler kapsamında bir inceleme yapılması gereklidir. Ancak dosyanın mevcut durumu itibariyle, hükme esas alınan bilirkişi raporunda değinilen benzerliğin mutlak yenilik kırıcı mı yoksa ayırt edici vasfı ortadan kaldırıcı mı olduğu anlaşılamadığı gibi, varılacak sonuca göre re'sen mi yoksa taraflarca getirildiğinde mi gözetileceği ve somut olay bakımından ilk bilirkişi raporuna itiraz aşamasında ilk kez sunulan delillerin iddianın genişletilmesi yasağına tabi olup olmadığının da denetlenmesi mümkün olmamıştır.
O halde ilk derece mahkemesince, davacı tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazlar karşılanmadan, sunulan kaynak ve tarih bilgileri denetlenmeden, mutlak yeniliğe ilişkin yeterli araştırma yapılmadan ve bilirkişi raporunda değinilen fuar görsellerindeki dikey dolap benzerliğinin mutlak yeniliğe mi ayırt ediciliğe mi işaret ettiği teknik bilirkişi raporu ile açıklığa kavuşturulmadan, buradan çıkacak sonuca göre de -ayırt ediciliğe ilişkin ise- delillerin sunulduğu tarih itibariyle iddianın genişletilmesi yasağına tabi olup olmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 17/02/2021 gün ve 2019/204 E. - 2021/87 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/05/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.