T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/995 - 2025/1132
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/995
KARAR NO : 2025/1132 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/03/2023
NUMARASI : 2022/259 E. - 2023/99 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/03/2023 Tarih ve 2022/259 Esas - 2023/99 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 1961 yılından bugüne özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler vs. ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, davalıya ait 2020/57842 numaralı “...” ibareli marka tescil başvurusunun yayınına, müvekkili tarafından “... ...” ibareli markaya dayanılarak gerçekleştirilen itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkili şirket markası ile dava konusu marka arasında sınıfsal benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markasının tek ve asli unsuru olan “...” ibaresini aynen, biçimsel ve anlamsal açıdan değiştirmeksizin ihtiva ettiğini, ortalama gıda tüketicilerinin tercih hakkını çok kısa bir süre içerisinde kullandıklarını, dikkat düzeylerinin düşük olduğunu ve büyük bir kısmını çocukların oluşturduğunu, bu durumların iltibas ihtimalini arttırdığını, dava konusu marka ile müvekkili şirket markasının aynı tüketici kitlesine yöneldiğini, markaların işitsel ve kavramsal benzerlikler taşıdıklarını, dava konusu markada “...” ibaresinin bağımsız ayırt edici role sahip olduğunu, başvuru markasının tescilinin müvekkilinin tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 29/04/2022 tarih ve 2022/M-5354 sayılı kararının iptaline, 2020/57842 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu marka ile davacı markasının birbirinden tamamen bağımsız markalar olduğunu, "..." ibaresinin anlamı itibariyle ayırt edici niteliği yüksek olmayan ibare olduğunu, taraf markalarının "..." ibaresi dışında ihtiva ettiği diğer unsurları ile tertip tarzları bakımından herhangi bir benzerlik taşımadıklarını, markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal farklılıkların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin 1992 yılında ticari faaliyetlerine başladığını, 1997 yılından itibaren özel olarak çikolata ve şekerleme alanlarına yöneldiğini, kısa sürede “...” ve “...” markaları ile sektörde haklı bir yer edindiğini, müvekkili şirkete ait “...” markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkili adına tescili talep edilen “..." ibareli marka ile davacıya ait “... ...” ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını, müvekkili başvurusunda yer alan ibarelerden hiçbirisinin diğerine kıyasla ön plana çıkarılmadığını, davacı markası ile müşterek olan “...” ibaresinin dahi müvekkili markasında aynen yer almadığını, “...” ibaresinin 30. sınıf yönünden zayıf bir ibare olduğunu, davacının “...” ibaresini ülkemiz sınırları içerisinde kullanmadığını, davacının iddiasının aksine müvekkili şirketin çatı markasının “...” ibaresi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtialar ile dava konusu davalının 2020/57842 sayılı marka kapsamında yer alan emtiaların aynı/aynı tür olduğu, davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı, YİDK kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirkete ait marka başvurusu ile müvekkiline ait marka arasında SMK m. 6/1 kapsamında görsel, işitsel, kavramsal ve bütünüyle bıraktıkları izlenim bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı şirketin davaya konu marka başvurusunun müvekkil şirket markalarının tescilli olduğu emtialarda tescil ettirmek istediğini, 30.sınıf mallar bakımından tüketicilerin özen ve dikkat seviyesinin daha düşük olduğunu, günlük kullanıma yönelik ucuz tüketim mallarının tüketici kitlesinin özellikle çocuklardan oluştuğunu, bu durumun karıştırılma ihtimalini artırdığını, davacının itiraza mesnet markasının asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen yer aldığını, başvurudaki diğer unsurların "..." ibaresini nitelediğini, ayırt edicilik sağlamadığını, markalar arasında bağlantı kurulması ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirket'in 01/02/2019 tarihinde 2020/57842 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 30. sınıf emtiaların yer aldığı, davacının 2018/72697 sayılı ve "... ..." ibareli markasına dayalı olarak iltibas iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara itirazının da YİDK'nin 29/04/2022 tarih, 2022-M-5354 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın 05/05/2022 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 29/06/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında, dava konusu olan 30.sınıf mallar yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olayda, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 30.sınıf mallar, davacının itirazına mesnet markasının kapsamında da aynı/aynı tür olarak yer aldığından, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden, davacının itirazına mesnet markası "... ..." ibaresinden oluşmakta, davacının markalarının asli unsuru olan "..." ibaresi dava konusu başvuruda da yer almaktadır. Esasen dava konusu başvuruda sair kelime unsurları küçük yazılarak bir bütün halinde şeklin içerisine yerleştirilmiş olup ilk bakışta dikkat çeken kısım "..." ibaresidir. Başvuru markasında "..." ibaresinin baş kısmına eklenen "..." kelimesi ile "Bi" hecesinin ve diğer kelime ve şekil unsurlarının, markaları iltibas tehlikesini bertaraf edecek düzeyde farklılaştırmaya yetmediği ve "..." ibaresine vurgu yaptığı kanaatine varıldığından, karşılaştırılan marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, başvurunun geneline hakim olan tertip tarzının yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bu hali ile dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin, davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Sonuç olarak; dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "... ..." asıl unsurlu markası arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 23/03/2023 gün ve 2022/259 Esas - 2023/99 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile Türk Patent ve Marka Kurumunun 29/04/2022 tarih ve 2022-M-5354 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,
3-Davalının Şirket'in 2020/57842 sayılı "..." ibareli markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.100,00-TL bilirkişi ücreti, 162,50-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 50,00-TL tebligat ve posta ücreti, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.804,50-TL yargılama giderine, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 3.965,90-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.