T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/06/2022
NUMARASI : ....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2022 tarih ve 2020/122 E. - 2022/197 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2019/49902 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı gerçek kişi tarafından 2018/51427 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Daires...." ibareli markalarının bulunduğunu, dava konusu başvuru ile seri marka oluşturma amacı taşıdığını, müvekkilinin 2014/32692 sayılı markası ile dava konusu başvurunun bu amaçla oluşturulduğunu, başvuru üzerinde müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu, zira 2014/32692 sayılı marka ile dava konusu markanın birebir aynı özellikleri taşıdığını, sadece yazı tipi ve arka plan rengi itibariyle değişikliğe gidildiğini, davalının markalarını herhangi bir şekilde kullanmadığını, davalının markasının müvekkilinden sonraki tarihli olduğunu, esasen davalının müvekkili markasını ihlal ettiğini, YİDK’in 2019-M-2226 sayılı kararı ile davalıya ait 2018/58105 sayılı markanın müvekkilinin daha eski tarihli "..." markası ile iltibas teşkil edeceğine karar verildiğini, aynı gerekçeyle müvekkili başvurusunun reddine karar verilmiş olmasının ise hatalı olduğunu, davalıya ait markanın, marka olma vasfının dahi bulunmadığını, davalıya ait marka hakkında Ankara 5. FSHHM’de görülmekte olan davada, bahsi geçen markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, yine Ankara 3. FSHHM’nin 2019/209 E. sayısı ile görülen davada, davalı tarafından müvekkili aleyhine açılan davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-1391 sayılı kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili markası ile davacı başvurusu arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, bu nedenle Kurum kararının yerinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davacının "...+şekil" ibareli markası arasında biçim, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında iltibas olduğu, davacı yanın müktesep hak iddiasına dayanak yaptığı 2014/24365 sayılı ve 27/05/2016 tescil tarihli "..." markası ile 28/04/2015 tescil tarihli 2014/32692 sayılı "...+şekil" markalarının, tescil tarihleri itibariyle başvuru konusu edilen markaya müktesep hak teşkil etmelerinin mümkün olmadığı, davacının "..." ibaresi üzerindeki fiili kullanımına ilişkin delillerinin, yurt dışı kullanımını gösterdiği, "..." markası ile 43. sınıf hizmetleri kapsar şekilde ülkemiz tüketicisine hitap eden fiili bir markasal kullanımının bulunmadığı, bu hususta ispatın sağlanmadığı, şu hâlde kazanılmış hak ve gerçek hak sahipliği iddialarının ispatlanamadığı, YİDK karar tarihinde ayakta olan davalı markası bakımından daha sonra verilen hükümsüzlük kararlarının davanın esasına tesir etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, SMK'nın 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde bu kararın, marka başvuru tarihinden itibaren etkili olacağını ve markaya Kanun ile sağlanan korumanın hiç doğmamış sayılacağını, davalının redde mesnet markasının da hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiğini, dolayısıyla davalının redde mesnet markasına Kanun ile sağlanan korumanın, başvuru tarihinden itibaren ortadan kalktığını, hal böyle iken davalının hükümsüzlüğüne karar verilmiş markasının, müvekkili markası ile iltibas yarattığı gerekçesi ile itiraza konu olmasının ve yerel mahkeme tarafından haklı davanın reddine karar verilmesinin imkan dahilinde olmadığını, müvekkili adına tescilli önceki tarihli markalar nedeniyle başvuru konusu marka üzerinde müvekkilinin müktesep hakkının bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının, davalının markasından daha önce tescil edildiğini ve esasen davalının markası ile müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, eldeki davanın, marka başvurusunun SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkin bulunduğu, bu tür bir davada, mahkemece YİDK kararının, verildiği tarihteki hukuki duruma göre yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, gerçekten de esasen idari nitelikte olan ve 6769 sayılı SMK'nın 156. maddesindeki düzenleme uyarınca adli yargı yerlerinde görülen YİDK kararının iptali davasında, Kurum kararının verildiği tarihten sonra ortaya çıkan hukuki duruma göre, Kurum kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, aksi durumda, Kurumun karar verdiği tarihte ortada olmayan hukuki koşullara göre Kurum kararının yerinde olup olmadığının denetimi sonucunun doğacağı, bunun da eldeki davanın niteliği ile uyuşmadığı, esasen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin öteden beri yerleşen uygulamasının da bu yönde bulunduğu, buna göre davaya konu YİDK karar tarihi itibariyle hüküm ifade eden 2018/51427 sayılı markanın dikkate alınmasında bir isabetsizlik olmadığı, iptali istenen YİDK karar tarihi itibariyle henüz kesinleşmemiş dahi olsa verilen bir hükümsüzlük kararının da bulunmadığı, dolayısıyla redde mesnet markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın bekletici mesele yapılamayacağı, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında da karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarının esas unsurları arasında yüksek düzeyli benzerlik olduğu, davacının gerçek hak sahipliği ve redde mesnet markanın kötü niyetli olarak tescil edildiği iddialarının ise işbu davada tartışılmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...