T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/969
KARAR NO : 2025/1199
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/03/2023
NUMARASI : 2022/157 E. - 2023/89 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/03/2023 tarih ve 2022/157 E. - 2023/89 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafça istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, müvekkilinin 2020/153689 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınlanması üzerine davalı şirketin 2012/12358, 2013/07955, 2013/70515 sayılı ve "...", "...", "..." ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin bu kez 2022-M-4217 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddine karar verilerek başvurunun reddine karar verildiği, oysa başvuruda yer alan “...” kelimesinin kütlesi milyonlarca illa on milyarlarca güneş kütlesi arasında değişen, bir gaz diski ile çevrili bir süper kütleli kara delik tarafından desteklenen son derece parlak bir aktif galaksi çekirdeği anlamına geldiğini, bu kelimenin davalı şirkete hasredilmesinin mümkün olmadığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığını, davacının faaliyetinin Pendik’te davalı yanın yerleşkesinin ise Şişli’de bulunduğunu, tarafların faaliyet gösterdiği coğrafi alanlarının ve faaliyet alanlarının farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin gerçekleşmeyeceğini ileri sürerek 2022-M-4217 sayılı YİDK kararının iptale karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taraf markalarının esas unsurunun ...-K/... ibareleri olduğunu, ... ... ibarelerinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğunu, başvuru markası kapsamında yer alan 42. sınıftaki hizmetlerin, redde gerekçe markalar kapsamında da bulunduğunun tespit edildiğini, davacının başvuru markası açısından nisbi tescil engeli bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, ... ile ... markasının işitsel olarak bire bir aynı olmakla beraber yalnızca bir harf farklılığı bulunduğunu, "..."’ın yıllardır herkesçe bilinen bir marka olduğunu, markanın telaffuz edilişinde Türk dilinde "Q" harfinin "K" harfi okunuşuna sahip olması sebebiyle davacı yanın tescil başvurusunda bulunmuş olduğu "..." isimli markanın davalı şirket nezdinde tescil edilmiş "..." markası ile ticari iltibas yarattığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun "..." ibaresinden oluştuğu, kapsamında 42. sınıftaki "Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi" mal ve hizmetlerinin bulunduğu, itiraza mesnet markaların "...", "...", "..." ibaresinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 04-45. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacıların marka başvurusunun kapsamında yer alan hizmetlerin davalının markalarının kapsamında benzer olacak şekilde yer aldığı, başvuru standart karekterle yazılmış "..." ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "...", "...", "..." ibarelerinden oluştuğu, dava konusu 2020/153689 sayılı marka başvurusu ile davalının itirazına mesnet 2012/12358, 2013/07955, 2013/70515 sayılı markalar arasında iltibas ihtimali bulunduğu, davacı vekilince davalının dayanak markalarından 2013/07955 sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptali istemiyle açılan İstanbul Anadolu 1. FSHHM nin 2021/163 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de, davalının dayanak markalarından 2012/12358 ve 2013/70515 sayılı markalar arasında emtia benzerliği ve marka işaret benzerliği gerçekleştiği ve bu markalarla iltibas ihtimali bulunduğu için bekletici mesele yapılması talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların parçalanmadan bir bütün halinde dikkate alınması ve markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin bütünlük çerçevesinde yapılması gerektiğini, mal ve hizmetlerin benzer olmasının tek başına iltibas ilişkisini kuramadığını, ilgili tüketici kesimi, benzer yerlerde veya aynı bölgelerde hizmetlerini/faaliyetlerini sürdürüp sürdürmediği, dağıtım kanallarının benzer olup olmadığı, haksız rekabeti oluşturan unsurların var olup olmadığı gibi birtakım hususların da iltibas ilişkisinde dikkate alınacağını, müvekkilinin aynı zamanda Kuasarmarin şeklinde tescilli markasının da olduğunu, davaya konu markaya karşı itiraza mesnet gösterilen ... ibareli markanın kullanmama sebebiyle İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2021/163 Esas sayılı dosyası üzerinden iptal davası açıldığını, ilk derece mahkemesinin bunları göz ardı ederek verdiği kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalının "..." ve "..." ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ve "..." ibareleri arasında sadece bir harf farklılığı bulunduğu, ayrıca Q harfinin Türkçe okunuşu sebebiyle işitsel benzerlik olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, davacıların marka başvurusunun kapsamında yer alan hizmetlerin davalının markalarının kapsamında benzer olacak şekilde yer aldığı, davalının dayanak markalarından 2013/07955 sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptali istemiyle açılan davanın bekletici mesele yapılmamasında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...