T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/840 - 2025/1090
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/840
KARAR NO : 2025/1090
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/12/2022
NUMARASI : 2022/212 E. - 2022/439 K.
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/12/2022 Tarih ve 2022/212 Esas - 2022/439 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalılar ..., ... Kuruyemiş Gıda Aktariye Kimyevi Maddeler Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2003/07366, 2004/38210, 2008/14663, 2015/24645, 2016/66527 sayılı "...", "... şekil", "...", "...", "... ... ..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa karşılaştırılan markalarda esas unsurun “...” ibaresinden türetildiğini, markaların işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzer olduğunu, markalar arasında dava konusu başvuru kapsamında yer alan 09, 29, 35, 38 ve 42. sınıf mal ve hizmetler yönünden, iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, 2022-M-4263 sayılı YİDK kararının 09, 29, 35, 38 ve 42. Sınıf maş ve hizmetler yönünden iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde sayılan mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas koşullarını oluşmadığını, davacının markalarını oluşturan" ..." ibaresinin çok anlamına gelen, ayırt ediciliği zayıf bulunan bir ibare olduğunu, davacının mesnet gösterdiği markalarını kullandığını ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının 2003/07366 sayılı, 2015/24645 sayılı ve 2008/14663 sayılı kelime markaları özelinde, karşılaştırılan işaretler arasında, görsel, işitsel ve anlamsal açılardan bir benzerlik olduğu, ancak davacının 2003/07366 ve 2008/14663 sayılı markalarının kullanıldığını ispatlayamadığı, davacının kullanmama def’ine muhatap olmayan 2015/24645 sayılı markası ile dava konusu başvuru arasında, başvuru kapsamında uyuşmazlık konusu olan 29 sınıf mallar ile 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için . Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). . Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Yumurtalar, yumurta tozları. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Pekmez. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden iltibas koşullarının oluştuğu, davacının diğer markaları ve dava konusu edilen markanın kapsamında yer alan diğer mal ve hizmetler açısından ise iltibas ihtimalinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü nyetl de olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ... YİDK'ın 2022-M-4263 sayılı kararının 29. sınıfta yer alan malların tümü ile 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için . Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Yumurtalar, yumurta tozları. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Pekmez. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtialar yönünden kısmen iptaline, dava konusu markanın sayılan mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, bilirkişi raporuna karşı itirazları karşılanmadan eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, dava konusu YİDK kararında kullanmama defi yönünden bir değerlendirme yapılmadığı halde mahkemece bu hususta değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, bu nedenle iltibas değerlendirmesinde müvekkilinin tüm markalarının dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin tüm markaları ile dava konusu başvuru arasında uyuşmazlık konusu olan tüm mallar yönünden iltibas koşullarının oluştuğunu, hükümsüzlük istemi yönünden dosya kapsamına sunulan delillerle markaların kullanıldığının ispatlandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile davacının markaları arasında görsel, işitsel ve anlamıyla benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun tertip tarzı, başvuruda çift "L" harfinin bulunması ve davacının markalarında olduğu gibi "..." kelimesinin ikileme şeklinde kullanılmaması dikkate alındığında davacının markalarıyla benzer olmadığının açık oluğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümüyle reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, dava konusu başvuru ile davacının 2015/24645 sayılı markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu başvurunun bir bütün olarak davacının markasından farklı olduğunu, müvekkilinin başvurusunun "koza/tohum kabuğu" anlamına geldiğini mahkemece de kabul edildiği üzere "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, "..." ibareli çok sayıda tescilli markanın bulunduğunu, ayrıca mahkemece iltibas koşullarının oluştuğu kabul edilen bir kısım mal ve hizmetler yönünden 2015/2465 sayılı markası ile emtia benzerliğinin de bulunmadığını, ayrıca dava konu başvurunun müvekkilinin önceki markalarının serisi mahiyetinde olduğunu, bu savunmaları yönünden hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davalıların istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; işlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirketin 15.03.2021 tarihinde "..." ibaresini 9, 29, 30, 35, 38, 39, 40, 42, 43 sınıfta tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının 2003/07366, 2004/38210, 2008/14663, 2015/24645, 2016/66527 sayılı "...", "... şekil", "...", "...", "... ... ..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara yönelik davacı itirazının da YİDK'ın 2022-M-4263 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafa 05.04.2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 02.06.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve davalıların istinaf itirazları gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2015/24645 sayılı ve "... ... " ibareli markası arasında, başvuru kapsamındaki karar yerinde belirtilen 29 ve 35 sınıf hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca,, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." davacının itirazına mesnet 2015/24645 sayılı markası da "..." ibaresinden oluşmaktadır. Her ne kadar mahkemece dava konusu başvuru ile davacının bahsi geçen marka işaretleri arasında benzerlik bulunduğu kabul edilmişse de; "gerekenden fazla bir biçimde" anlamına gelen ve bu anlamı itibariyle hemen hemen her sektörde yaygın kullanımı bulunan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar tutulması gerektiği, diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerektiği, bu kapsamda yapılan değerlendirmede dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2015/24645 sayılı markası arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı kabul edilmiş, aksi yöndeki ilk derece mahkemesinin kabulü yerinde görülmemiştir.
Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı ve davalı Şirketin müktesep hak savunması yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporuna itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2015/24645 sayılı markası arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 22/12/2022 gün ve 2022/212 Esas - 2022/439 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
7-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine,
8-Davalı kurum tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
11-Davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından istinaf başvurusunda peşin olarak alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
12-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 23/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.