T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/01/2023
NUMARASI ...
DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/01/2023 Tarih ve 2022/841 Esas - 2023/100 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili tarafından nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalanmış ... ... ait cam emtiasının, davalı tarafından Romanya'dan .... kara yolu ile taşınmak üzere 10/08/2021 tarihinde teslim alındığını, taşıma sırasında sigortalı emtianın hasarlandığını, anılan teslimata ilişkin olarak ... taşıma belgesinde hasar kaydının mevcut olduğunu, söz konusu nakliyat esnasında meydana gelen hasar dolayısı ile müvekkilinin, sigortalısına 5.606,00 Euro hasar tazminatı ödediğini, TTK'nın 1472. maddesi uyarınca müvekkilinin, sigortalısının haklarına halef olduğunu, ... ... hükümlerince meydana gelen zarardan, davalı taşıyıcının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 5.606,00 Euro tazminatın aynen, ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkili ile davacının sigortalısı arasında imzalanan sözleşme kapsamında dava konusu yükün taşındığını, 03.08.2021 tarihinde taşınmak üzere teslim alınan yükün, 10.08.2021 tarihinde boşaltma adresi olan sigortalının Tekirdağ/... fabrikasına araç üzerinde teslim edildiğini, davacı sigorta şirketi tarafından müvekkiline 14.12.2021 tarihinde rücu talebinin iletildiğini, müvekkilinin iddia olunan hasardan nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin tarafı olduğu sözleşme uyarınca emtianın yüklenmesi ve boşaltılmasının gönderici ve alıcıya ait olduğunu, müvekkilinin taşınan emtiaya hiçbir müdahalesinin olmadığını, taşınan emtianın, müvekkilinin kusurundan kaynaklandığına dair herhangi bir delilin sunulmadığını, ... senedine de yükleme, istifleme ve ambalaj hatalarından doğacak zararlardan taşıyıcının sorumlu olmayacağının şerh düşüldüğünü, ... .... uyarınca da yükün gönderici tarafından yüklenmesi halinde meydana gelen hasarlardan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağını, dava konusu emtianın yetersiz paketleme, hatalı yükleme, istifleme ve sabitleme nedeniyle hasarlandığının açık olduğunu, davacı tarafından sunulan ekspertiz raporunun somut bir dayanağının bulunmadığını, somut olayda yol güzergahı boyunca bir kaza ihbarının olmadığını, dolayısıyla araç sürücüsünün ve dolayısıyla da taşıyıcının, bu hasarın oluş şekli ile ilgili bir gözetim görevinin bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacının sigortalısına lütuf ödemesi yaptığını, bu sebeple davacının müvekkiline rücu imkanının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, somut olayda yüklemenin taşıyıcıya ait olmadığı, davalı taraf aracılığı ile dava dışı şirket tarafından taşınan oto camlarından, 183 adetinin hasarlandığı, söz konusu emtianın cam olması sebebiyle kullanılabilir durumda olmadığı ve özelliği gereği sovtaj değerinin bulunmadığı, avans protokolü, ... A.Ş. topluluğu kara yolu sözleşmesi, uluslararası kara yolu taşıma teknik şartnamesi uyarınca, taşınan emtianın sözleşme ve şartnamelere uygun olarak taşındığı, taşınan emtianın yükleme ve boşaltmasından sigortalı şirketin sorumlu olduğu, bu konuda uyuşmazlık olmadığı, taşıma sırasında zarar gören emtianın zarara uğramasına sebebiyet verecek bir kazaya veya başka bir davalı davranışına yönelik dosya kapsamında somut bilgi ve belge bulunmadığı, bu sebeplerle davalı taşıyıcı firmanın taşımadan kaynaklı kusurunun tespit edilemediği, taşınan emtianın yükleme ve boşaltılmasından sorumlu firmanın emtia sahibi olan firma olduğu, emtia sahibi firmanın taşınan emtianın yükleme sırasındaki ambalajlama, istifleme ve sabitlemeden de sorumlu bulunduğu, taşımaya dayanak sözleşme kapsamında davalının yükleme sırasında nezaret görevinin de bulunmadığı, aksine ... A.Ş topluluğu uluslararası kara yolu taşıma teknik şartnamesinin 5/3. maddesinde, "Yüklemeler, şirketlerin yükleme rampalarından şirketlerin elemanlarınca, boşaltmalar ise malin sevk edildiği şirketlerin müşteri boşaltma mahallinde müşterilerin elemanlarınca iş günleri ve mesai saatleri dahilinde sıra esasına göre yapılır. Taşıyanın sorumluluğu ürünlerin araçlara yüklenmesinden sonra başlar" hükmüne yer verildiği, bu hüküm de gözetildiğinde davalıya atfedilecek müterafik kusur bulunmadığı, açıklanan sebeplerle meydana gelen zarardan emtia sahibi firmanın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı taşıyıcının, davaya konu hasardan sorumlu olduğunun, dosyaya sunulan ekspertiz raporu ile sabit olduğunu, her ikisi de basiretli tacir olan davalı ile müvekkil sigortalısı arasındaki sözleşme, mevzuat ve Yargıtay kararları gereğince, davalının söz konusu hasardan sorumlu bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber, eğer davaya konu hasarın hatalı yükleme-istifleme nedeniyle meydana geldiğinin kabulü halinde dahi davalı tarafın sorumluluğunun sona ermeyeceğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca ambalajlama, yükleme ve istif göndericiye ait olsa bile taşıyıcının basiretli bir tacir gibi davranmaktan kaynaklanan yüklemeye nezaret görevinin bulunduğunu, dosyanın kusur bakımından yeniden incelenmesi için yeni bir bilirkişi heyetine tevdi talepleri dikkate alınmadan karar verildiğini, mahkemece davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet ilkesi uyarınca rücu davasının açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti, zararın sigorta poliçesi kapsamında bulunması ve sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması, sigortalının da zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir. Dosya kapsamından, sigortalı ... .... Şirketi ile davacı arasında nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlendiği, meydana gelen zararın bu poliçe kapsamında kaldığı, davacının, sigortalısına ödeme yaptığı ve sigortalının, zarar sorumlusuna karşı dava hakkının olduğu anlaşıldığından, davacının işbu davada aktif husumet ehliyetine sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davalı ile davacının sigortalısı arasında yapılan sözleşme ve teknik şartnameye göre, somut uyuşmazlıkta yükleme ve boşaltmanın davalıya değil, davacının sigortalısına ait olduğu, taşıma sırasında taşınan emtianın zarara uğramasına sebebiyet verecek bir kaza veya başka bir davranışa yönelik dosyada bir delil bulunmadığı, davaya konu hasarın, yükleme ve istifleme/sabitlemeden kaynaklandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. ... hükümlerine tabi taşımalarda taşıyıcının, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim edildiği tarihe kadar meydana gelen hasar ve kayıplardan sorumlu olacağı esas olmakla birlikte, anılan Konvansiyon’un 17/4-c maddesinde, yükün gönderici, alıcı veya bunların adına hareket eden kişiler tarafından alınması, yüklenmesi, istiflenmesi veya boşaltılması özel bir risk durumu olarak kabul edilmiş, hasar veya kaybın anılan nedenlerden kaynaklanması halinde taşıyıcının sorumlu olmayacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda da hasar, yükleme ve istifleme/sabitlemeden kaynaklandığından, davalı taşıyıcı meydana gelen hasardan sorumlu değildir. O halde, İlk derece mahkemesinin aynı yöndeki değerlendirmesi ve kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak bu halde dahi taşıyıcının, yükün sağlıklı taşınabilmesi için yükleme ve istiflemeye gerekli özeni gösterme ve nezaret etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bahse konu yükümlülüğün ihlali, taşıyıcı bakımından müterafik kusur oluşturacaktır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarih, 2023/4226 E., 2024/1508 K. sayılı ilamında da benzer yönde değerlendirmeler yapılmıştır. Somut olayda da, ilk derece mahkemesince bu hususun dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları haklı bulunmuştur.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde, davaya konusu hasarın, yükleme ve istifleme/sabitlemeden kaynaklandığı, yüklemenin ve boşaltmanın da davacının sigortalısına ait bulunduğu, dolayısıyla ...'nin 17/4-c maddesi kapsamında davalının meydana gelen hasardan sorumlu olmadığı, bununla birlikte davalının da yükleme ve istiflemeye gerekli özeni gösterme ve nezaret etme yükümlülüğünün bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalinin davalı taşıyıcı bakımından müterafik kusur teşkil ettiği belirlendikten sonra davalının kusur oranın değerlendirilmesi gerekmektedir. Kusur oranının belirlenmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, Dairemizce bu yönden ayrı bir bilirkişi incelemesi yapılmamış, cam emtiası gibi hassas bir malı taşıyan taşıyıcının, taşınan emtianın zarar görmemesi için yüksek derecede dikkat göstermesi gerektiği, istifleme ve sabitlemenin, taşımaya uygun biçimde yapılmasını denetleme yükümlülüğü olduğu hususları gözetildiğinde, davalının yükleme ve istiflemeye gerekli özeni gösterme ve nezaret etme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle %50 oranında müterafik kusurlu olduğu kabul edilmiş, bu oranda davalının sorumluluğuna gidilmiştir.
... Konvansiyonu'nun 23. maddesinde, taşıyıcının sorumlu olduğu tazminatın malların taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine göre hesaplanacağı, malların kıymetinin ise öncelikle ticaret borsası fiyatına göre tespit edileceği, eğer böyle bir fiyat yoksa, geçerli piyasa fiyatlarına göre bir tespit yapılacağı, eğer ne ticaret borsası fiyatı ne de geçerli piyasa fiyatı mevcutsa tespitin, aynı cins ve kalitedeki malların normal kıymetine göre yapılacağı düzenleme altına alınmıştır. Somut olayda, yükleme ... yapılmış olup, buradaki ticaret borsası fiyatının tespiti mümkün görülmemiştir. Bununla birlikte dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davalı taraf aracılığı ile taşınan oto camlarından 183 adet oto camının çatlaması/kırılması sonucu hasar gördüğü, rücuya konu olan miktarın 5.606,00 Euro olabileceği, emtianın cam olması sebebiyle kullanılabilir durumda olmadığı ve özelliği gereği sovtaj değerinin bulunmadığı açıklanmış, Dairemizce de bu değerlendirme yerinde görülmüş, davalının kusur oranına tekabül eden 2,803,00 Euro'dan davalı sorumlu tutulmuştur.
... Konvansiyonu’nun 23/3. maddesinde, taşıyıcının sınırlı sorumluluğu öngörülmüş olup, buna göre taşıyıcının sorumlu olduğu tazminat, hasara uğrayan emtianın kg başına 8,33 ... ile sınırlandırılmıştır. Konvansiyonunun 23/7 maddesinde de ... hesabında karar tarihine en yakın kurun esas alınacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, hasara uğrayan emtianın net ağırlığının 2.729,75 KG olduğu, buna göre sorumluluğun üst sınırının (2.729,75 x 8,33) 22.738,81 ... olarak hesaplandığı, karar tarihindeki TCMB kuruna göre 1 ...=1.35564 USD olduğu, 22.738,81x1.35564 =30.825,64 USD cinsinden sorumluluk üst sınırı bulunduğu, TCMB'nin karar tarihindeki Euro/USD kuruna göre 1 Euro=1.1307 USD olduğu, davalının sorumlu olduğu 2.803,00 Euro hasar tutarının, USD cinsinden değeri olan 3.169,35 USD'nin, tespit edilen üst sorumluluk limitinin altında kaldığı anlaşıldığından, davalının sorumlu görüldüğü miktar hüküm altına alınmıştır.
6098 sayılı TBK’nın 99. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış uygulanmasına göre de haksız fiillerde zarar, yabancı para üzerinden doğmuş ise yabancı para üzerinden tahsil istenilmesi mümkündür ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/13970 E-2015/10395K, 2013/5213 E-2014/12333K, 2014/14491 E -2015/76 K sayılı ilamları aynı yöndedir.). Somut olayda da, sigortalı emtiada meydana gelen 5.606,00 Euro hasar bedelini dava dışı sigortalısına ödeyerek TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olan davacı, TBK'nın 99. maddesi uyarınca ödediği yabancı paranın aynen tahsilini veya anılan miktarın vade ya da fiili ödeme günündeki rayicine göre Türk Parası ile ödenmesini haksız fiil sorumlusu davalıdan isteyebilecektir. Davacının dava dilekçesi içeriğinden 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi uyarınca tercih hakkını yabancı para üzerinden tahsil olarak kullandığı da gözetildiğinde, Dairemizce talep doğrultusunda yabancı para üzerinden tahsil hükmü kurulmuştur.
Öte yandan, ...'nin 27. maddesi “Hak sahibi ödenecek tazminat için faiz isteyebilir, yılda % 5 üzerinden hesap edilecek bu faiz, ödeme isteğinin yazılı olarak, taşımacıya gönderildiği tarihten başlar.” hükmünü haizdir. Davacı tarafından davalıya gönderilen ödeme isteği 14/12/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, ihtarın alındığı tarihten itibaren 15 gün içinde ödemenin yapılması bildirilmiştir. Bu suretle, atıfet mehlinin sona erdiği tarihten sonraki gün yani 30/12/2021 tarihinde davalı temerrüte düştüğünden, hükmedilen alacak miktarına bu tarihten itibaren ... Konvansiyonu'nun 27. maddesi uyarınca yıllık %5
oranında faiz işletilebilecektir. Davacı tarafça, dava konusu alacağın aynen döviz cinsinden ve 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesinde yazılı oranda temerrüt faizi ile birlikte tahsili talep edildiğinden ve Dairemizce de yabancı para üzerinden tazminata hükmedildiğinden, hükmedilen alacağa yıllık %5 oranını geçmemek üzere 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesinde yazılı oranda temerrüt faizi yürütülmesine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasın karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/01/2023 Tarih ve 2022/841 Esas - 2023/100 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KISMEN KABULÜ ile 2.803,00 EURO'nun, temerrüt tarihi olan 30.12.2021 tarihinden itibaren, ... Konvansiyonu'nun 27. maddesi uyarınca yıllık %5 oranını geçmemek üzere EURO cinsinden bir yıllık mevduata Devlet bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte, fiili ödeme tarihindeki satış kuru değerine göre hesaplanacak TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 3.507,78.TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.753,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 1.753,88.TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre kabul edilen tutar yönünden hesaplanan 30.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 30.000,00.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.600,00.TL bilirkişi ücreti, 190,48.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 164,00.TL tebligat ve posta masrafı, 492,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere hesaplanan toplam 3.446,48.TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan takdiren 1.723,24.TL'ye, 80,70.TL başvurma harcı, 1.753,90.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan 3.557,84.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen toplam 1.560,00.TL'nin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 780,00.TL'sinin davacıdan, 780,00.TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
12-Dairemiz kararının neden ve şekline göre icranın geri bırakılması için davacıdan alınan nakit teminatın geri verilmesine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/05/2025 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/05/2025
Başkan
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.