T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/10/2022
NUMARASI : .....
DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Karar İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/10/2022 tarih ve 2021/314 E. - 2022/324 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2020/ 05483 başvuru numaralı “...” ibareli markanın tescili başvurusunun, davalı ... ve ... ... Şirketi tarafından yapılan itiraz sonucunda YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin uzun yıllardan beri tekstil alanında faaliyet göstermekte olup "..." markasının ülke içinde ve dışında herkesçe bilinir olduğunu, "..." ibaresinin ... dilinde ekmek anlamına sahip olup itiraza mesnet marka ile anlamsal benzerliğin söz konusu olmadığını, müvekkilinin markası "..." ibaresinden oluşmakta iken itiraza mesnet markanın "... ... ..." şeklinde üç kelimeden oluştuğunu, bu itibarla taraf markalarının sözcük, şekil, renk kombinasyonları ve yardımcı unsurlar bakımından bakımından tüketici nezdinde ayırt edilebilir niteliğe sahip olduğunu ve markaların kapsamında bulunan sınıfların farklı olduğunu ileri sürerek 2021- M- 5122 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, dayanıklı tüketim malları ve bunların bunların üretiminde kullanılan malzemelerin üretimi konusunda sektöründe lider ve dünyaca tanınmış kuruluşlarından olan müvekkilinin başta "..." olmak üzere bu ibareyi taşıyan çok sayıda tescilli markanın sahibi olduğunu, davacının markasının müvekkilinin markalarından tek farkının markanın sonunda bulun "S" harfinden ibaret olduğunu, markada tali unsur niteliğindeki şekil unsurunun markaları ayırt etmeye yeterli olmadığını, dolayısıyla
davacının tescilini istediği "..." markasının müvekkilinin markası ile işitsel, görsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, bu niteliği ile markanın müvekkilinin seri markası izlenimi oluşturacağını, davaya konu markanın tescilinin talep edildiği 24 ve 25. sınıftaki emtiaların müvekkilinin "... ... ..." markası kapsamında yer alan emtialar ile aynı, aynı tür ve benzer olduğunu, müvekkilinin "..." markasının tanınmış marka niteliğinde olup davacının markasının tesciline izin verilmesi halinde müvekkilinin markasının ayırt ediciliğinin ve itibarının zarar göreceğini ve davacının müvekkilinin markası ile tesadüf olamayacak kadar benzer bir marka tescili talebinde bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... A.Ş. Vekili; davadan önce gerçekleşen marka devrinin ... kayıtlarına geçmiş olup müvekkili dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmediğinden husumet yokluğu bulunduğunu, dayanıklı tüketim malları ve bunların bunların üretiminde kullanılan malzemelerin üretimi konusunda sektöründe lider ve dünyaca tanınmış kuruluşlarından olan müvekkilinin başta "..." olmak üzere bu ibareyi taşıyan çok sayıda tescilli markanın sahibi olduğunu, davacının markasının müvekkilinin markalarından tek farkının markanın sonunda bulun "S" harfinden ibaret olduğunu, markada tali unsur niteliğindeki şekil unsurunun markaları ayırt etmeye yeterli olmadığını, dolayısıyla davacının tescilini istediği "..." markasının müvekkilinin markası ile işitsel, görsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, bu niteliği ile markanın müvekkilinin seri markası izlenimi oluşturacağını, davaya konu markanın tescilinin talep edildiği 24 ve 25. sınıftaki emtiaların müvekkilinin "... ... ..." markası kapsamında yer alan emtialar ile aynı, aynı tür ve benzer olduğunu, müvekkilinin "..." markasının tanınmış marka niteliğinde olup davacının markasının tesciline izin verilmesi halinde müvekkilinin markasının ayırt ediciliğinin ve itibarının zarar göreceğini ve davacının müvekkilinin markası ile tesadüf olamayacak kadar benzer bir marka tescili talebinde bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu "..." ibareli marka başvurusu ile davalının 2013/38193 sayılı "... ... ... " ibareli markasında ".../... ibarelerinin ön planda ve belirleyici unsur olarak görüldüğü, bu itibarla markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 25. sınıftaki tüm mallar yönünden ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalı firmanın "... ... ... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, bu mallar açısından işaret benzerliği nedeniyle her iki markada yanılgı yaşayabileceği, emtia ve işaret benzerliği nedeniyle taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluştuğu, ancak davacının 24.ncü sınıftaki malları yönünden taraf markaları arasında emtia benzerliği bulunmadığı ve davacının davalının kötü niyetle itiraz ettiği iddiasının iltibası ortadan kaldıran bir etken olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 2021-M-5122 sayılı YİDK kararının, dava konusu edilen 2020/05483 sayılı markanın kapsamında yer alan 24. sınıftaki tüm mallar yönünden iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların benzer olduğu yönündeki sonucun doğru olduğunu ancak, davaya konu marka başvurusunda yer alan emtialar/hizmetler ile davalı markalarının eşya listesinde yer alan emtiaların/hizmetlerin, hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alındığında, özellikle 24 ve 35. sınıftaki emtiaların- benzer ihtiyaçları giderdikleri, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olduğu, ikame imkanlarının, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunduğu, bu itibarla davalı ve davacı markasını aynı/benzer sınıftaki mallar/hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kuracağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... A.Ş. ve dahili davalı ... A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu marka ile müvekkilinin markasının benzerliklerinin sabit olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka niteliğine sahip olduğunun internet ortamında yapılacak basit bir araştırma ile dahi açıkça anlaşılacağını, bu kapsamda davacıya ait "..." markasının 24. sınıftaki emtialar yönünden kullanımının müvekkilinin markasının zarar verecek olup ayırt edici niteliğini zedeleyeceğini, kaldı ki mahkemece karıştırılma ihtimali kabul edilen 25. sınıftaki emtialar ile 24. sınıftaki emtialar arasında ham madde- mamul ilişkisi bulunduğunu, dolayısı ile 24. sınıf malların müvekkilinin markasının kapsamında bulunan 25. sınıftaki mallarla aynı, aynı tür veya benzer mallar olduğunu ve müvekkilinin markasına ayırt edilemeyecek düzeyde benzer bir markanın seçilmiş olmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin başvurusunu yapmış olduğu "..." ibaresinin başlı başına bir anlam taşıdığı, davalıların ... markası ile herhangi bir ilgisinin olmadığını, bu belirgin anlam farkına rağmen markaların benzerlik oluştuğunun kabul edilemeyeceğini, öte yandan müvekkilinin markası tek bir ibareden oluşmakta iken davalının mesnet markasının üç kelimeden oluşması ve kendi içinde farklı bir anlam taşıması nedeniyle markalar arasında benzerlik oluşmayacağını, ... markası kapsamında 25. Sınıfta yalnızca "..." emtiasının tescilli olduğunu, markaların ortalama tüketicisinin bilinç düzeyi yüksek tekstil sektöründeki kişilerden oluştuğunu ve bu itibarla markalar arasında tüm mal ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesinin bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, ... (... İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamında belgeler ile ... resmi internet sitesinden tespit edilen bilgilere göre, davacının itirazına ve davaya mesnet gösterdiği "..." asli unsurlu markalarının dahili davalı ... A.Ş.'ye devredilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmamış, ancak dahili davalı ... A.Ş. vekilinin ibraz ettiği belgelerden markanın 2/10/2020 tarihli noter sözleşmesi ile devredildiği ve 15/10/2020 tarihinde kurum kayıtlarına tescil edildiği görülmüştür.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacının 15/1/2020 tarihinde "..." ibaresini 24 ve 25. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalı şirketin "... ... ..." ibareli markasına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek tescil isteğinin reddedildiği ve bu karara yönelik davacı itirazının YİDK'in 2/7/2021 tarih 2021-M-5122 sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır.
Davacı marka tescil başvurusunun reddi üzerine ... ve itiraz eden ... ve ... A.Ş. aleyhine YİDK kararının iptali talebiyle dava açmış ise de, yargılama aşamasında itiraza dayanak markanın davalı tarafından dahili davalı şirkete davadan önce devredilmiş olduğunun tespiti üzerine, Mahkemece 28/4/2022 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı ile davacıya markayı devir alan ... A.Ş.'yi davalı sıfatıyla davaya dahil etmesi için kesin süre verilmiş ve davalının verilen süre içinde anılan şirketi davaya dahil etmesi sonrasında yargılamaya devam edilmiş ve dahili davalı yönünden de karar verilmek suretiyle yargılamaya son verilmiştir İlk derece mahkemesince davacı vekilinin dahili davalı talebi kabul edilmiş ise de, 6100 Sayılı HMK'nın 124. maddesinde yer alan düzenleme dışında dahili dava yolu ile taraf değişikliğine gidilmesi mümkün değildir. Usul hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmayıp, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliği mümkün değildir (Yargıtay 17. HD'nin 18.06.2020 tarih, 2018/5580 E., 2020/3723 K. sayılı ilamı).
Bu durumda mahkemece, dava tarihinden önce itiraza mesnet markayı devralan ... A.Ş aleyhine usulüne uygun olarak dava açılması ve sonrasında iş bu dava ile birleştirilerek bir hüküm kurulması gerekirken, davaya dahil edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Bu itibarla Dairemizce, taraf vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/10/2022 gün ve 2021/314 E. - 2022/324 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Taraflarca istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.