T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/902 - 2025/1021
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/902
KARAR NO : 2025/1021
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/11/2022
NUMARASI : 2022/51 E. - 2022/308 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/11/2022 tarih ve 2022/51 Esas - 2022/308 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı Şirketin 2020/118094 sayılı ve "şekil+..." ibareli başvurusuna, müvekkilinin 2013/155512, 2013/92624, 2016/44361 ve 2018/53533 sayılı marklarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu marka ile müvekkilinin markalarının iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu, markaların görsellerinde bulunan şekil unsurlarının birebir aynı bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, davalı başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, 2021-M-10992 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, tarafların marklarında yer alan şekil unsurları arasında hiçbir benzerlik olmadığını, müvekkil markasındaki ..." kelimesinin, "..." üçlü yabancı sözcük grubunun baş harflerinin kısaltması olduğunu, başvurunun tescil edilmek istendiği transformatör emtiasının hitap ettiği tüketicinin dikkat düzeyinin daha yüksek bulunduğunu, müvekkili başvurusunun kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının iddialarının temelini; taraf markalarındaki şekil unsurlarının benzerliğinden kaynaklandığını, bu nedenle tarafların markalarında yer alan “...”, “...” ve “...” ibareleri üzerinden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığı gibi taraf markalarının esas unsurlarının her birinin birbirinden somut olarak farklı görsel, fonetik ve algısal kökene işaret ettiğinin açık olduğu,dava konusu markadaki şekil unsuru, nihai olarak tüketiciye verdiği görsel ve kavramsal algıda "9" rakamını işaret eden bir görselle oluşturulduğu, davacının itirazına mesnet markalarındaki şekil unsurlarının da "B" ve "P" harflerini stilizasyonunu taşıdığı, her üç görselin, iç içe geçmiş daireler/spiraller içermesindeki kurgusal yapılarındaki benzerlik dışında işaretlerin görsel olarak birbirlerini çağrıştırmadığı, dava konusu markanın görselinin merkezden dışa doğru büyüyen tek bir dairesel çizginin en dış cephede bir taraftan aşağı doğru uzatılarak “9” rakamının oluşumunu sağlar şekilde, diğer taraftan da bağımsız bir dış katman olarak daha kullanılması ile oluşturulduğu, dolayısıyla dava konusu markada esasen bir spiral formun kullanıldığı, halbuki davacı markalarında iç içe geçen dairelerin her birinin birbirinden bağımsız çeperleri olduğu ve oluşan nihai algılarda “b” ve “p” harflerinin net bir şekilde gözlemlenebildiği, bu halde taraf markalarındaki şekil unsurlarının bütünsel anlamda benzemez olmalarının yanı sıra markaların bütünsel algılarında şekil unsurları ile birlikte kelimeler açısından da işaretlerin somut bir biçimde farklılaştığı bir durumda, tüketicilerin, taraf markaları arasında farklılaşmış bu unsurlar itibariyle herhangi bir şekilde iktisadi – idari bir bağlantı kurmalarının da mümkün olmayacağı , dolayısıyla dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait itiraza / hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında, davaya konu emtiaların hitap ettiği dikkatli ve bilinçli tüketici kesimi nazarında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının marklarının tanınmış olduğu ispatlanmadığı gibi markalar arasında benzerlik bulunmadığından dava konusu markanın tescilinden kaynaklı SMK m.6/4 ve m.6/5 kapsamında oluşması muhtemel herhangi bir sonucun da meydana gelmeyeceği, kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuruda ve müvekkilinin itirazına mesnet markalarında yer alan şekil unsurlarının ayırt edilmeyecek derecede benzer olduğunu, markalar arasında iltibas koşullarının gerçekleştiğini, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının müvekkilinin markalarından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "şekil+..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2013/155512, 2013/92624, 2016/44361 ve 2018/53533 sayılı markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, markalarda yer alan kelime unsurları arasında benzerlik bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı gibi tarafların markalarında yer alan şekil unsurları arasında da iltibasa neden olacak bir benzerlik olmadığı, zira dava konusu başvuruda yer alan şekil görsel ve kavramsal algıda "9" rakamını işaret eden bir görselle oluşturulduğu, davacının itirazına mesnet markalarındaki şekil unsurlarının da "B" ve "P" harflerini stilizasyonunu taşıdığı, ayrıca dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 09/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.