T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/10/2022
NUMARASI :....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/10/2022 tarih ve 2022/33 E. - 2022/269 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ".../..." ibareli markalarının olduğunu, davalı Şirketin ise 2020/62756 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, oysa başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden taraf markalarının, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkil şirkete ait seri markalarından biri olarak algılanacağını, taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik olduğunu, bu nedenle SMK m. 6/1 hüküm şartlarının gerçekleştiğini, müvekkil şirketin ".../..." ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanmış tanınmış markalar olduğunu, dava konusu markanın seçilmesinin haklı bir nedeni olmadığını, sadece müvekkile ait markanın bilinirliliğinden yararlanmak amacıyla bu ibarenin tescil edilmek istendiğini, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-10252 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, karşılaştırmaya konu markalar ve markaların kapsamları arasında herhangi bir benzerliğin olmadığını, "..." ibaresinin müvekkil tarafından yaklaşık 26 yıldır kullanıldığını ve iyi niyetli olarak unvanının ilk iki kelimesini birleştirerek marka başvurusunun yapıldığını, "..." ibaresinin, bütüncül olarak markaya bakıldığında baskın konumda yer almadığını, ... ibaresinin "büyük, geniş" anlamına gelmesi nedeniyle zayıf ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, vasıf bildirdiğini ve anlamı itibariyle davacının tekeline bırakılamayacağını, mal ve hizmetlerin değerlendirilmesinde davacının hiçbir şekilde araç tamir, özellikle ... alım satımı veya tamir işleri yapmadığını, markalar arası benzerlik bulunmadığından tanınmışlık hükmünün uygulanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "....." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, emtia benzerliği de oluştuğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının emtia benzerliği olan tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı da oluşabileceğinden, SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu, davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2021-M-10252 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2020/62756 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, ortalama tüketici nezdinde markalar arasında karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, söz konusu markaların, aynı firmanın markası/serisi gibi algılanabilecek nitelikte olmadığını, markaların karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, dava konusu başvuru markasını bir bütün olarak ele almak gerektiğini, toplumda yaygın olarak bilinen ve iktisadi/ticari alanda yaygın olarak kullanılan, tek başına ayırt edici yönü zayıf olan “...” kısmını alarak iltibas ihtimalini ileri sürmenin hukuken kabul edilemeyeceğini, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda son derece isabetli değerlendirmeler yapılmasına rağmen, mahkemece aksi yönde karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı Şirket vekili, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığının açıklandığını, ancak mahkemece bilirkişi raporunun aksine olacak şekilde markalar arasında iltibas olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiğini, oysa taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerlik olmadığını, tarafların faaliyet gösterdikleri alanların da farklı olduğunu ve emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediğini, davacının esas faaliyet alanının ''...'' ya da ''...'' olmadığını, ''...'' gibi genel bir ifadenin davacının tekeline bırakılmasının, sırf davacıya özgülenmesinin hukuken mümkün bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı olarak, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğu, zira dava konusu marka kompozisyonunda da markayı temsil eden esas unsurun "..." ibaresi olduğu, ".../..." ibarelerinin ayırt ediciliği düşük ise de başvuruda bu ibareye eklenen "..." ibaresinin, başvuruyu davacının itirazına mesnet markalarından uzaklaştırdığının söylenemeyeceği, diğer bir deyişle "..." ibaresinin, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bu hali başvurunun, davacı markalarının serisi olarak algılanabileceği, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği anlaşılmakla, davalı şirket vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı şirket vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ve davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70'er-TL'nin davalı şirketten ve davalı kurumdan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıların uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.