T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/11/2022
NUMARASI : ....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/11/2022 tarih ve 2021/250 E. - 2022/329 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 03, 29, 30, 31 ve 32. sınıfta tescilli "..." ibareli markalarını yurt içinde ve yurt dışında satış ve pazarlama faaliyetlerinde yaygın olarak kullandığını, müvekkilinin 29. Sınıfta tescilli "..." ibareli markasının .... sayı ile ilk kez 15.11.1971 tarihinde tescil edildiğini, yine "..." ibareli tescilli markalarının olduğunu, bu markanın gıda sektöründe oldukça maruf hale geldiğini, davalı Şirketin 2019/90843 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerliğin bulunduğunu, yanıltıcı düzeyde benzerlikten söz edilebileceğini, bu benzerliğin iki markanın birbiriyle ticari bir bağı olduğu düşüncesine sebep olabileceğini, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-5074 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markalarının birbirlerinden farklı olduğunu, taraf markalarının bütünsel olarak ortalama tüketici nazarında görsel, işitsel ve kavramsal anlamda karıştırılmaya yol açmayacağını, müvekkili adına tescilli 2011/94440 sayılı "..." ibareli markanın olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, davalının "Şekil+... ... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markalar arasında bazı emtialar benzese de biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, dava konusu marka açısından kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin 3,29,30,31 ve 32. sınıflarda tescilli "..." ibareli markalarını yurt içinde üretim, satış ve pazarlama, yurt dışında da satış ve pazarlama faaliyetlerinde yaygın olarak kullandığını, dolayısıyla 29. sınıfta davalı Şirket lehine müktesep hak oluştuğundan bahisle YİDK kararının iptali talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markaları karşısında davalı tarafın başvurusu yönünden 6796 sayılı SMK hükümleri çerçevesinde ret nedenlerinin oluştuğunu, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da "yenilebilir yemeklik yağlar" emtiası yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğunun açıklandığını, buna rağmen davanın tümden reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, dava konusu başvurunun, müvekkili markaları ile iltibasa yol açacağını, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiğini, markaların hedef tüketici kitlelerinin de aynı olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin "..." ibareli markalarının "yenilebilir bitkisel yağlar" malları bakımından sektöründe bilindiği için SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının açıklandığını, bilirkişi raporundaki bu tespite rağmen gerekçe gösterilmeksizin davanın tümden reddine karar verilmesinin yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... ... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarının asli unsurlarının yalnızca ilk ve son harflerinin aynı olduğu, bunun dışında marka işaretleri farklı olduğu gibi dava konusu başvurunun, davacı markalarına göre tamamen farklı bir görsel ve işitsel algı yarattığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının da tescil engeli yaratmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde de bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.