T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/764 - 2025/997
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/764
KARAR NO : 2025/997
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/12/2022
NUMARASI : 2022/202 E. - 2022/420 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/12/2022 tarih ve 2022/202 E. - 2022/420 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ... ... adlı gazetenin imtiyaz sahibi olarak 2020/113682 sayılı "..." ibareli markanın tescili talebine yönelik davalı ... A.Ş nin itirazı sonrasında Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 35,38 ve 41. sınıflardaki mal ve hizmetlerin markadan çıkarılmış olup müvekkilinin bu karara yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkili ile davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörler farklı olduğundan müvekkiline ait markanın davalının markaları ile iltibasa yol açacak derecede benzerliğinden söz edilemeyeceğini, vasıf bildirici niteliğe sahip "..." ibaresinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin markasındaki "..." ve davalı şirketin "..." ibarelerinin tamamen farklı olup aralarında görsel ve işitsel bir benzerlik bulunmadığını, markaların faaliyet alanı ve tüketicilerin bilinç düzeyi de nazara alındığında tüketicilerin markaları kolaylıkla birbirinden ayırt edebileceklerini, markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların benzerlik ihtimalini azalttığını, davalı şirketin her bir markasının tescil tarihi üzerinden 5 yıllık süre geçmiş olup müvekkilin markasının tescilinin talep edildiği sınıflarda ciddi bir kullanımın söz konusu olmadığını ileri sürerek 2022-M-3551 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkiline ait ".../..." markasının yoğun kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini, davaya konu markanın esaslı unsurunun da "..." ibaresinden oluşmakta olup ibarenin öne çıkartıldığını, markadaki ... ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını ve bu haliyle davalı markanın müvekkiline ait seri markların devamı veya yeni bir versiyonu olduğu izlenimi uyandırdığını savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı markasının emtia listesindeki redde konu olan tüm malların davalının redde mesnet gösterdiği markanın tescil kapsamında yer aldığı, dava konusu markanın beyaz zemin üzerine siyah renk ile yazılan "..." ve kırmızı renk ile yazılan "..." ibarelerinden oluştuğu, "..." ibaresinin büyük punto ve kırmızı renk ile vurgu yapılarak "..." ibaresine oranla oldukça ön planda tutulduğu, davalının itiraza mesnet markalarının beyaz zemin üzerine siyah renk ile yazılan, "... ...", "... + şekil" unsurlarından oluştuğu, bu itibarla markaların görsel olarak yüksek düzeyde benzerlik gösterdiği, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin davalı markasından yeteri kadar uzaklaşmaya yeterli olmaması nedeniyle ibarelerin söyleniş tarzları, kulakta bıraktıkları tını, ses uyumları ve vurguları bakımından markalar arasında işitsel benzerliğin ve ibarelerin aynı anlama gelmesi nedeniyle kavramsal benzerliğin mevcut olup bütünsel açıdan dava konusu markanın davalı markalarından farklılaşmayı sağlayacak yeteri düzeyde ayırt edici kelime ve şekil unsurlarına sahip olmadığı, dolayısı ile tüketicilerin başvuru markasını davalının yeni bir versiyonu, yeni bir çeşidi, hizmeti sanabileceği, iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebileceği, işlem dosyasına göre davalı tarafından kullanmama definin süresi içinde yapılmadığı ve ... ibaresinin tescil kapsamında yer alan mal/hizmetler açısından herhangi bir vasıf bildirmediği, doğrudan doğruya, mal ve hizmet ile sıkı ilişkisi nedeniyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonunu düşündürmediğinden ayırt edici olmadığının söylenemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili, mal ve hizmetlerin aynı sınıfta bulunmasının markaların karıştırılması anlamına gelmeyeceği, benzer alıcı çevresine hitap etmeyen benzer ihtiyaçları giderip gidermeyen son kullanıcıları ve tüketici profilleri farklı, birbirlerini ikame etmeyen, biri diğerini tamamlama imkanının bulunmayan, rekabet etme olanakları bulunmayan, kullanım amaçları ve dağıtım kanalları farklı mal ve hizmetlerin karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkili ile davalı şirketin faaliyet gösterdiği alanların farklılığı dolayısı ile farklı tüketici kesimlerine hitap eden markaların benzer kabul edilemeyeceğini, ... ibaresinin vasıf bildirici niteliği ile kimsenin tekeline bırakılamayacağını ve davalının itiraza mesnet markaları kullanıp kullanmadığı saptanmadan karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir
GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu " ..." ibareli marka başvurusu ile "...", "..." esas unsurlu redde mesnet markalar arasında, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında "..." ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığı, dava konusu başvuruda davacı markalarından farklı olarak yer alan " ... ve 2" ekinin "..." ibaresinin öne çıkarılmış olması nedeniyle başvuruya yeterli ayırt edicilik katmadığı, ortalama tüketicilerin, dava konusu başvuruyu davacının seri markalarından biri olarak algılayabilecekleri gibi başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı bulunduğunu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeler tarafından piyasaya sunulan hizmetler olduğunu düşünebilecekleri, bunun da karıştırılma tehlikesinin kabulü için yeterli bulunduğu, ayrıca dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.