T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/766 - 2025/999
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/766
KARAR NO : 2025/999
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/09/2022
NUMARASI : 2021/391 E. - 2022/263 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/09/2022 tarih ve 2021/391 E. - 2022/263 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar vekillerince tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, tanınmış "..." ibareli markaların sahibi olan müvekkilinin, davalı ...'in 2020/29416 sayılı "... ..." markasının 20,35 ve 38. sınıfta tesciline yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, dava konusu markanın müvekkili markası olan "..." ibaresini aynı şekilde içerdiğini, davalı markada "..." ibaresine eklenen "A" harfinin markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, bu hali ile davaya konu markanın müvekkilinin seri markası izlenimi oluşturduğunu, davalının başvuru konusu markası kapsamındaki tüm mal ve hizmetlerin, müvekkilinin itiraza mesnet markalarının tescilli olduğu sınıflarda aynen yer alması nedeniyle mal ve hizmetlerin aynı ya da benzer olduğunu, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar elde etme amacında olup davalının markayı kullanımının müvekkilinin markasının itibarının zedelenmesine neden olacağını ve davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-8783 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde 2020/59416 sayılı markanın hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, "..." markasının bir mağaza zinciri olup halk arasında market ve diğer tüketim ürünlerinin uygun fiyatlı satış yeri olarak bilindiğini, markanın kırmızı tabelası ile halk arasında akıllara kazındığını, buna karşın müvekkilinin "... ..." markasının mobilya alanında olup okunduğu andan itibaren davacının iddialarının aksine farklı bir marka olarak algılanacağını, müvekkilinin markasının bir bütün olarak "... ..." olarak algılanacağını, markanın aldığı eklerle davacının markasından farklılaşmış olduğunu, davacının markasının tüm mal ve hizmet sınıflarında tescilli olup bir başka markanın kapsamında bulunan mal ve hizmetler ile ortaklaşmamasının mümkün olmadığını, dolayısıyla davacının markasının müvekkilinin markasının kapsamındaki mal ve hizmetler ile benzer bulunduğundan söz edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, markalar arasında görsel/figüratif unsurlar itibariyle hiçbir benzerlik bulunmadığı, bununla birlikte davacının “...” markasının sonuna A harfi eklenmek suretiyle oluşturulan ibarenin davacı markası ile işaretsel benzerliği olduğu gibi, telaffuzunun da bir birine yakın olduğu, "..." kelimesinde yer alan A harfinin marka bütününe ciddi katkı sağlamadığı, davaya konu markanın kapsamında bulunan 20. sınıftaki mallar ile bu malların satışına ilişkin 35/5 sınıftaki hizmetler yönünden markalar arasında mal ve hizmet benzerliği koşullarının oluştuğu, ancak marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmadığı, gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne YİDK'nun 2021-M-8783 sayılı kararının 20. sınıf ve 35.sınıf emtialar yönünden iptaline, dava konusu marka tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın müvekkilinin markasının asli unsurunu içermesi ve markaların doğrudan aynı ya da ilintili mal ve hizmetleri kapsaması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, her ne kadar 20 ve 35. sınıflar yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de, 36. sınıftaki hizmetler yönünden de davanın kabulü gerektiğini, esasen 36. sınıf yönünden YİDK kararının iptal edilmemesinin kendi içinde çelişki oluşturduğunu, mahkemece müvekkilinin markasının 36. sınıf için tanınmış marka olarak değerlendirilmemesinin yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, tanınmış marka niteliğinin farklı sınıflarda tescile engel doğuracağını, “... ...” markasının müvekkilinin tanınmış “...” markası ile aynı ve doğrudan ilintili mal ve hizmetler için tescil edilmek istenmesinin müvekkilinin markasının itibarının zedelenmesine neden olacağını ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tamemen kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru markasının “...” ve "a" olarak ayrıştırılarak karşılaştırma yapılması ve “...” ibaresinin ortaklığından hareketle, 6/1 anlamında benzerlik bulunduğunun kabulunün yanlış ve haksız olduğunu, davalının markasının bölünmez bir bütün olarak, bambaşka bir kompozisyon, içerik ve anlamda kullanıldığını, tüketicilerin markayı "... ..." olarak algılayacağını ve markada yer alan “...” ibaresini hiçbir zaman münferit olarak seçmeyeceklerini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., ..." markasının bir mağaza zinciri olup halk arasında market ve tüketim ürünlerinin uygun fiyatlı satış yeri olarak bilindiğini, markanın kırmızı tabelası ile halk arasında akıllara kazındığını, buna karşın müvekkilinin "... ..." markasının mobilya alanında faaliyet göstermekte olup okunduğu andan itibaren davacının iddialarının aksine farklı bir marka olarak algılanacağını, bu marka ile davalının itiraza dayanak markasının en ufak bir benzerlik göstermediğini, müvekkilinin markasının bir bütün olarak "... ..." olarak aldığı eklerle farklılaşmış olduğunu, davacının markasının tüm mal ve hizmet sınıflarında tescilli olup bir başka markanın kapsamında bulunan mal ve hizmetler ile ortaklaşmamasının mümkün olmadığını, dolayısıyla davacının markasının müvekkilinin markasının kapsamındaki mal ve hizmetler ile benzer bulunduğundan söz edilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dava konusu "... ..." ibareli markada " ..." ibaresinin tanımlayıcı olup markanın esaslı unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, bu itibarla davacının itiraza mesnet "..." ibareli markası ile arasında görsel ve işitsel benzerliğin bulunduğu, davalı markadaki "..." ibaresinin sonunda bulunan "A" harfinin markanın bütününe ciddi bir katkı sağlamadığından ayırt ediciliğinin bulunmadığı, "..." markasının müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden tanınmış marka niteliği ile 35. sınıfta bulunan hizmetler yönünden iltibas ihtimalini doğuracağı, davaya konu markanın 20 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği, dolayısı ile SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların 35. sınıftaki hizmetler yönünden gerçekleştiği anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'er-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.