T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/448 - 2025/965
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/448
KARAR NO : 2025/965
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2022
NUMARASI : 2022/105 E. - 2022/441 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 tarih ve 2022/105 E. - 2022/441 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin tescilli ''...'' seri markalarının esaslı unsuru olan ''...'' kelimesi ile davalıların 2020/131096 başvuru numaralı ''... Üniversitesi+Şekil'' ibareli markasının ayniyet derecesinde benzerlik gösterdiğini, davalı markasındaki ''... Üniversitesi'' ibaresinin 41. sınıfta yer alan öncelikli eğitim hizmeti bakımından tamamlayıcı olduğunu ve her iki markanın da esas unsurunun ''...'' ibaresinin oluşturduğunu, markalar arasında karıştırılmanın ortaya çıkacağını, bu durumun da haksız rekabete sebep olacağını, basiretli bir tacir olan davalının bu markayı piyasaya sürme çabasının iyiniyetli olmadığını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK 31/01/2022 tarihli 2022-M-768 sayılı kararının iptali ve 2020/131096 başvuru numaralı davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, "..." ibaresinin Selçuklu İmparatorluğunda tanınan ünlü denizci komutan olan ...'den geldiğini, tanınmış ünlü tarihi kişi adlarının markasal ayırt ediciliklerinin yüksek olmadığını, tüketicilerin markalar arasında işletmesel bağ kurabileceği herhangi bir şekil, logo ve renk unsurunun bulunmadığını, 41. sınıftaki tüketicilerin dikkat düzeyinin yüksek olduğunu ve bütüncül algıda iltibas ihtimalinin olmadığını, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar ... ve ... vekili, müvekkillerinin markasının görsel anlamda farklı logo ve kelimelerden oluşan, özgün ve ayırt edici bir marka olduğunu, markalarda ortak olan ''...'' ibaresinin ise tarihi bir kişilik ve kamu nezdinde tanınan bir kişi olduğundan ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, farklı kelimeler, görsel ögeler ve genel kompozisyon açısından markalar arasında iltibas oluşturmayacak ölçüde farklılık bulunduğunu, topluma mal olan tarihi isimlerin birçok üniversitede kullanıldığını ve bunun birçok örneğinin olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markanın kapsamında yer alan “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.” hizmetlerinin, redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, 41.sınıfa ait tüketici kitlesinin dikkatli ve özenli olduğu, taraf markalarındaki ''...'' ibaresinin 11. Yüzyılda yaşamış bir denizci ve ilk Türk komutan olduğu, tarihi bir şahsiyet olduğundan ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, dava konusu markanın ilk kelimesinin ''...'' ibaresi olduğundan, tüketicinin ilk olarak ''...'' ibaresi ile karşılaşacağı, isim tamlaması şeklindeki markayı bütüncül olarak algılayacağı, bunun yanısıra markaların tertip tarzlarının da farklı olduğu ve bu sebeplerle tüketici nezdinde iltibasın önleneceği, karıştırılma ihtimalinin olmadığı, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ... Okulları'nın İzmir'de sadece üniversite değil ilk-orta-lise seviyesinde eğitim veren, tanınan, başarılı kolej olduğunu, her iki markadaki ortak ibarenin markaların aynı firma tarafından oluşturulduğu izlenimini vererek hizmet alıcısı kitleyi yanılttığını, bu durumun markanın itibarını zedeleyeceğini, markaların gerek okunuş, gerekse görsel bakımdan değerlendirildiğinde, figüratif farklılıklar bir kenara koyulduğunda, her iki markanın vurgusunun ''...'' ibaresinde yoğunlaşmasının karışıklığa yol açacağını ve haksız rekabete sebep olacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı Şirketin "..." asıl unsurlu markaları ile davalı gerçek kişilerin "... Üniversitesi+Şekil" ibareli marka başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında iltibas tehlikesinin oluşmadığı, zira markaların ilişkin bulundukları 41. sınıf hizmetlerin kullanıcılarının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.05.2016 tarih, 2015/10945 E., 2016/5739 K. sayılı ilamında da kabul edildiği üzere, dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yine bir tarihi şahsiyet olan "..." markalarına yönelik olarak verdiği 04/12/2019 tarih ve 2019/1775 Esas, 2019/7822 Karar sayılı kararının da bu yöne ilişkin bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50.TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.