T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/09/2022
NUMARASI :....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/09/2022 tarih ve 2021/302 E. - 2022/261 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 25.12.2020 tarihinde 2020/09757 sayılı tasarım tescil başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin bu başvuruya yaptığı itirazın YİDK tarafından kabul edilerek, ..... nolu tasarım tescillerinin iptallerine karar verildiğini, dava konusu müvekkili tasarım başvurusu ile davalı tarafından mesnet gösterilen tasarımların bilgilenmiş kullanıcı nezdinde benzer olmadıklarını, dava konusu Kurum kararında, davalı tarafından itiraz aşamasında mesnet gösterilen kataloglarda yer alan ürünler ve mesnet tasarımlar karşısında müvekkili tasarımlarının yeni ve ayırt edici olmadığının bildirildiğini, yayın tarihi kesin olarak saptanamayan katalog ve görsellerin tasarım hükümsüzlük talepleri bakımından delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, asgari dikkat düzeyine sahip bir kullanıcının farkları ayırt edebileceği aşikar olmakla birlikte bilgilenmiş kullanıcının, bahse konu tasarımları kolaylıkla ayırt edeceğini ileri sürerek, YİDK'in 2021-T-704 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, .... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu tasarımların, redde mesnet görseller karşısında yeni ve ayırt edici olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, dava konusu tasarımların, daha önce tescil ve/veya iptal edilmiş tasarımlar, tarih içerir basılı kataloglarda yer alan tasarımlar ile ayırt edilemeyecek seviyede benzerlik gösterdiğini, tasarımların bilinçli kullanıcı tarafından dahi karıştırılma, tasarımların aynı serinin parçası/aynı işletme olarak anlaşılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, buna göre dava konusu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini taşımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 2020 09757/2 ve 4 sıra numaralı tasarımların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin, redde mesnet kataloglarda yer alan tasarımlardan farklı olmadığı, dolayısıyla yeni ve ayırt edici bulunmadığı, 2020/09757/3 sıra numaralı tasarımın ise bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin, redde mesnet tasarımlardan farklı olduğu, dolayısıyla yeni ve ayırt edici bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in ... sayılı kararının 2020/09757-3 nolu tasarım yönünden iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı yan tarafından sunulmuş olan katalogların, müvekkil tasarımlarının hükümsüzlüğü bakımından mesnet olabilmesi imkanının bulunmadığını, müvekkiline ait tasarım başvurusunun 2020 yılında yapıldığını, davalı tarafından kendisine ait ... alumilite 2020 kataloğunun da delil olarak gösterildiğini, anılan katalog tarihinin 2020 yılı olduğu belirtilse dahi bu iddia bakımından ispat edici bir vesikanın dosyaya ibraz edilmediğini, dosya içeriğinde bir imza ile aslı gibidir onayı yer almakla birlikte, ilgili imza sahibi ve/veya el yazısı ile eklenen tarihin ispat bakımından yeterli olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin içtihatlarında, endüstriyel tasarım hükümsüzlüğü davaları bakımından delil iddiası ile ibraz edilmiş katalogların, delil niteliğini haiz olması için taşıması gerekli olan koşulların tek tek açıklandığını, bu kriterler çerçevesinde davalı tarafa ait katalogun delil vasfının bulunmadığını, delil olarak dayanılan katalogların hem basım tarihlerinin, hem de kamuya arz edildiklerinin ispatlanması gerektiğini, davalı yanın mesnet gösterdiği kataloğun yayın tarihinin kesin olarak ispatlanamaması nedeniyle bu kataloğun, müvekkili tasarımının yenilik değerlendirmesi bakımından dikkate alınamayacağını, davalı tarafın mesnet olarak gösterdiği tasarımlar ile müvekkili tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı nezdinde benzer olmadığını, SMK hükümleri kapsamında yeni ve ayırt edici olan müvekkili başvurusu hakkında verilen dava konusu YİDK kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, asgari dikkat düzeyine sahip bir kullanıcının tasarımlar arasındaki farkları ayırt edebileceğini, bilgilenmiş kullanıcının ise bahse konu tasarımları kolaylıkla ayırt edeceğini, tasarımların yenilik ve ayırt edicilik kriterleri değerlendirilirken, tasarımcının seçenek özgürlüğünün göz önüne alınması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, mahkeme kararının aksine 2020 09757/3 sıra numaralı tasarım ile itiraza gerekçe olarak gösterilen 2005/03008/5 ve 2005/03008/9 sıra numaralı tasarımların pek çok ortak özelliğinin olduğunu, bilgilenmiş kullanıcı gözüyle bakıldığında da tasarımlar arasındaki farklılıkların küçük farklılıklar niteliğinde bulunduğunu, tasarımların genel izlenim itibariyle yüksek oranda benzer olduğunu, bu nedenlerle de istinafa konu mahkeme kararının yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, karşılaştırmaya konu tasarımlardaki yalnızca küçük detay vasfındaki farklılıkların, bilinçli kullanıcı tarafından dahi karıştırılma, tasarımların aynı serinin parçası olarak anlaşılması ihtimalinin çok yüksek olduğunu, ayniyet derecesindeki benzerliklere rağmen, 3 sıra nolu tasarımın ayırt edici olduğu yönünde kurulan hükmün kabulünün mümkün bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, 3 sıra numaralı tasarım bakımından yasaya aykırı ve hatalı tespitlerden oluştuğunu, bu nedenle anılan rapora itirazda bulunmalarına rağmen mahkemece itirazları giderilmeksizin karar verildiğini, ayırt edicilik nitelik kapsamında değerlendirme yapılırken, seçenek özgürlüğü ve bilgilenmiş kullanıcı kavramlarına değinilmediğini, bu iki kavram bakımından değerlendirme yapılmadan tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulü yönündeki kararın da yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Tasarım, 6769 sayılı SMK'nın 55. maddesinde tanımlanmış olup aynı Yasa'nın 56. maddesinde, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımların anılan Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunacağı düzenlenmiş, aynı maddenin 4. bendinde de yenilik unsuru tanımlanmış ve bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarımın yeni kabul edileceği, sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteren tasarımların aynı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Görüldüğü üzere anılan hüküm ile tasarımlar yönünden mutlak yenilik kriteri kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.04.2017 tarih ve 2015/13749 E. - 2017/2336 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere bir tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı resen gözetilmelidir. Bu nedenle dava konusu olan bir tasarımın, yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadığı, davaya konu tasarım tescil belgesindeki ürün tasarımı ile söz konusu ürünün piyasada mevcut, bilinen tasarımlarla arasında belirgin bir farklılığın bulunup bulunmadığı, davaya konu tasarımın yeni mi, yoksa harcı alem bir tasarım mı olduğu hususları, tasarımın ilgili olduğu alanda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle tespit edilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda, davaya konu tasarımlar, kapak ve tabak tasarımlarıdır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, dava konusu 2020/09757-2 ve 4 nolu tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığı, 2020/09757/3 nolu tasarımın ise yeni ve ayırt edici olduğu açıklanmış, söz konusu 2020/09757/3 nolu tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı yönünden bir değerlendirme ise yapılmamıştır. Davacı vekili, dava konusu tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz olmadığını aşamalarda ileri sürmüş ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna da bu yönlerden itiraz etmiş olmasına karşın mahkemece davacının mutlak yenilik itirazları karşılanmamış, gerekçeli kararda da buna ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı, davacı ile davalı Şirket vekili tarafından itiraz da bulunulmuş, mahkemece tarafların yaptıkları itirazlar üzerinde de durulmamıştır. O halde, davacı ile davalı Şirket vekilinin hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar karşılanmadan ve mutlak yeniliğe ilişkin araştırma yapılmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususların araştırılması, işbu dava yönünden esasa etkili bir delil niteliğinde bulunduğundan, ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınmak suretiyle anılan hususlar değerlendirildikten sonra yeni bir karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/09/2022 gün ve 2021/302 E. - 2022/261 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara ayrı ayrı iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.