T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/382 - 2025/520
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/382
KARAR NO : 2025/520
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/11/2023
NUMARASI : 2020/546 E. - 2023/747 K.
DAVANIN KONUSU : Hak Ediş Alacağı, Teminat Mektubu İadesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/11/2023 tarih ve 2020/546 E. - 2023/747 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili iş ortaklığı ile davalı arasında 29.08.2019 tarihli hizmet alımı sözleşmesi imzalandığını, müvekkillerinin sözleşmeye uygun şekilde işi tamamladığını, işin devamı süresinde Eylül ayı ilk hakedişinin iş ortaklığa ödendiğini, ancak Ekim ayı ve sonrasına ait hak edişlerin ödenmediğini, davalı tarafça 14.11.2019 tarihli yazılı ile iş oraklığının taraf olmadığı bir hakem kurulu kararından bahsedilerek hakedişlerin emanete alınacağının belirtildiğini, oysa müvekkilleri ile davalı arasında bir borç alacak ilişkisi bulunmadığını, iş ortaklığını oluşturan şirketlerinden birinin borcu olduğu iddiası ile iş ortaklığı alacaklarının bloke edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sözleşmeye konu taahhüt tamamlanmasına rağmen işin kabulü yapılmadığı gibi iş ortaklığı tarafından sunulan teminat mektubunun da iade edilmediğini, sözleşme süresinin 01.09.2019 ile 31.12.2019 tarihleri arası olduğunu, davacıların işi layiki ile tamamladığını, buna rağmen işin kabulü ile teminatın iadesinin yapılmadığını ileri sürerek, haksız olarak davalı uhdesinde tutulan ve müvekkillerine iade edilmeyen 332.000,00-TL bedelli teminat mektubunun iadesine, şimdilik 50.000,00-TL olmak üzere hukuka aykırı bloke edilen hakediş bedellerinin tespiti ile hak ediş tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 27.02.2023 tarihli dilekçesi ile dava değerini 875.747,86-TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ... Sendikası tarafından müvekkiline gönderilen yazılarda özetle sendika ile yüklenici arasında toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sürecinde Yüksek Hakem Kurulunun 03.07.2019 tarihli kararına göre hak alacakları ortaya çıktığının, yüklenicinin 1 ay içerisinde ödenmesi gerekirken bu ödemeleri yapmaktan kaçındığının, sürecin asıl işveren olarak müvekkili kuruluşu da bağlayacağının bildirildiğini, davacılardan resmi yazı ile yükümlülüklerini yerine getirmelerinin istendiğini, davacılarca cevaben ... Sendikasının davalıya gönderdiği yazını iş ortaklığını değil sadece ... Alt Yapı İnşaat Denizcilik A.Ş.'yi bağladığının, TİS'ten kaynaklı ödemelerinin bulunmadığının belirtildiğini, davacı taraf teminat mektupları ve hak edişlerin iade edilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de, devam eden hukuki süreçler göz önüne alındığında taraflar arasındaki ilişkinin kesin olarak sonuçladığının söylenmesinin mümkün olmadığını, toplu iş sözleşmesi niteliğindeki Yüksek Hakem Kurulu kararı ve TİS'ten kaynaklı alacaklara istinaden müvekkili aleyhine yöneltilmiş seri iş davaları bulunup yargılamaların devam ettiğini, davacıların cevabi yazısına istinaden müvekkilince haklı olarak davacılara ait hakediş ve teminatların tutulması zorunluluğunun hasıl olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacıların oluşturduğu iş ortaklığı ile davalı arasında 4 ay süre ile deniz vasıtaları işletmeciliği ve palamar hizmetleri alımı işine ilişkin 29.08.2019 tarihli sözleşmenin imzalandığı, sözleşmenin 11. maddesi kapsamında davacı yükleniciler tarafından davalıya 332.000,00-TL bedelli kesin teminat mektubunun verildiği, sözleşme konusu işin ifa edilerek davacı yükleniciler tarafından davalı idare adına toplam 5.617.629,40-TL tutarında fatura düzenlendiği, bilirkişi heyetince davalı tarafından davacıya yapılan 1 nolu hak ediş bedeli ödemesi ile davacılar namına yapılan personel maaş ödemeleri SGK prim ödemeleri ve vergi ödemeleri mahsup edildiğinde davacıların davalıdan bakiye 875.747,86-TL hakediş alacağının bulunduğu; ... Alt Yapı İnşaat Denizcilik A.Ş. ile ... Sendikası arasındaki uyuşmazlığa ilişkin Yüksek Hakem Kurulunun 2019/150 Esas 2019/258 Karar sayılı 03.07.2019 tarihli kararın 01.06.2018-31.05.2019 dönemini kapsadığı, davacıların oluşturduğu adi ortaklık ile davalı arasındaki sözleşme döneminin 01.09.2019 - 31.12.2019 arası olduğu, her ne kadar YHK kararında adi ortaklık taraf değil ise de ihaleye konu hizmet alımı işinin Deniz İş Kanunu kapsamında bulunması ve Deniz İş Kanunu'nda iş yeri devrine yönelik kıdem tazminatı dışında bir düzenleme bulunmaması nedeniyle Deniz İş Kanunu'nda düzenlenmeyen hususlarda Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanması gerekeceğinden TBK'nın 202. maddesi gereğince dönemsel olarak aynı işi sözleşme ile yüklenen davacıların 2 yıl süre ile müteselsil borçlu olarak TİS farkından doğan işçilik alacaklarından sorumlu oldukları; sözleşmenin 11.4.1 maddesi gereğince sözleşme konusu işin sözleşme ve eklerine uygun ifa edildiği hususu uyuşmazlık konusu olmayıp davacı yüklenicilerin sözleşme konusu işten dolayı herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti halinde teminat mektubunun davacılara iadesi söz konusu olacağından Marmara Ereğlisi Asliye Hukuk (İş) Mahkemesine açılmış olan derdest davalar nedeniyle iş yeri devri kapsamında davalı yüklenicilerin müteselsil sorumlulukları söz konusu olduğu; teminat mektuplarının iadesi koşulu gerçekleşmemiş ise de sözleşme gereğince edimini yerine getirdiği anlaşılan davacıların bilirkişilerce hesaplanan bakiye 875.747,86-TL hakediş alacağının davalı tarafından ödenmediği, sözleşmenin 16.1.7 maddesi gereğince hukuki süreç tamamlanıncaya kadar davacı hakedişlerinin emanete alındığı ileri sürülmüşse de, anılan sözleşme hükmünde davalıya, gerektiğinde yüklenicinin hakedişinden bordroda gösterilen net personel maaşlarını mahsup ederek personel banka hesaplarına aktarma yetkisi tanınmış olup ileride doğabilecek olası işçi alacakları ödemesi nedeniyle hakediş alacağını emanette tutma hakkını vermediği, zira sözleşmenin 16.1.7 maddesi gereğince davalı tarafından davacıların hakedişinden kesilen tutarlarla ödenen işçi maaşlarının bakiye hakediş hesabında dikkate alınarak mahsup edilmiş olduğu, öte yandan işçilik alacaklarına ilişkin açılmış olan derdest davalarda maaş alacağı dışında diğer işçilik alacağı kalemlerinin de talep edildiği, ayrıca bu davalarda talep edilen toplam tutarın iade koşulu gerçekleşmeyen teminat mektubu tutarından daha az olduğu anlaşılmakla davalı tarafından davacı yüklenicilerin bakiye hakediş alacağının emanette tutulmasını haklı kılan başkaca bir sözleşme hükmünün de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 875.747,86 TL hakediş alacağının 50.000,00-TL'sine 13.11.2020 dava tarihinden itibaren, 825.747,86-TL'sine 27.02.2023 ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin taahhüt altındaki döneme ilişkin hiçbir borcunun bulunmadığını, bu nedenle teminat mektubunun iadesi talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu iş yerinin Deniz Kanunu'na tabi olduğunu, burada İş Kanunu'nun uygulanmayacağını, Deniz İş Kanunu'na göre devredenin sadece kıdem tazminatı ile sorumlu olduğunu, yapılan işin süresi de 4 ay olduğundan kimsenin bu sürede kıdem tazminatına hak kazanmayacağını, tüm ücret ödemelerinin davalı tarafından bloke edilen hakedişlerden yapıldığını, iş yeri devrinde devreden şirketin sorumluluğuna ilişkin 2 yıllık hak düşürücü sürenin göz ardı edildiğini, teminatlara ve hakedişlere toplu iş sözleşmesi nedeniyle açılan davalardan aylar önce bloke konulduğunu, davalı idarenin hukuka aykırı ve keyfi davrandığını, davalı idarenin bir sözleşmenin teminat mektubunu tüm işlere hasretmek gibi hukuka aykırı bir uygulama geliştirdiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, zamanaşımı ve sair usuli itirazlarının dikkate alınmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin kesin olarak sonuçlandığını söylemenin mümkün olmadığını, müvekkili aleyhine yöneltilen seri iş davalarının yargılamasının devam ettiğini, teminat tutmayı zorunlu kılan İş Kanunu'na dayalı alacak davalarının öncelikle belirsiz alacak ve kısmi alacak davası olarak açıldığını, bilirkişi raporundan sonra ıslah yoluna gidildiğinden rakamın arttığını, bu nedenle teminat tutarının daha yüksek olduğu gerekçesinin hatalı olduğunu, ıslaha muvafakatlerinin bulunmadığını, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1-Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan hak ediş alacağı ve teminat mektubu iadesi istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafta yer alan iş ortaklığı ile davalı arasında 29.08.2019 tarihli "deniz vasıtaları işletmeciliği ve palamar hizmetleri alımı" için 4 ay süreli hizmet alım sözleşmesinin imzalandığı, davalı aleyhine açılmış seri iş davaları nedeniyle davacı iş ortaklığının bir kısım hak edişinin ödenmediği ve teminat mektubunun da iade edilmediği, ihaleye konu işin Deniz İş Kanunu'na tabi olduğu, ihalenin bitiminde işyerinin devrinde de bu Kanun'un hükümlerinin uygulanacağı, anılan Kanun'un 20. maddesinde işyeri devrine yönelik olarak sadece kıdem tazminatına ilişkin hükümlerin bulunduğu, yerleşik Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere Deniz İş Kanunu ve İş Kanunu arasında genel-özel kanun ilişkisi bulunmadığından, Deniz İş Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde ise Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, TBK'nın 202. maddesinde ise iki yıl süre ile önceki borçlunun da devralanla birlikte müteselsil olarak borçlu kalacağının düzenlendiği; öte yandan, Marmara Ereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi Sıfatıyla) açılan davalar incelendiğinde, bir kısım davaların davalı ile birlikte davacılara karşı kıdem tazminatı alacağı ile birlikte diğer işçilik alacakları için açılmış davalar olduğunun anlaşıldığı, söz konusu alacaklara konu dönemin taraflar arasındaki ihalenin dönemini de kapsadığı, davacı iş ortaklığının söz konusu davalarda 4 aylık süre için işçilik alacaklarından sorumlu oldukları, henüz kesinleşmeyen bu davalar nedeniyle davalının davacılar tarafından sunulan teminat mektuplarını uhdesinde tutmakta haklı olduğu, bununla birlikte, taraflar arasındaki sözleşmenin davalıya gerektiğinde yüklenicinin hakedişinden sadece bordroda gösterilen net personel maaşlarını mahsup etme hakkı tanıdığı, davacıların hak edişinden ödenmeyen personel maaşlarının, SGK prim ve vergi ödemelerinin mahsup edildiği, buna göre yapılan bilirkişi incelemesine göre davacıların ödenmeyen hak ediş alacaklarının bulunduğu, bu tutarın davacılara ödenmesinin gerektiği, diğer yandan, ıslahın davalının muvafakatine tabi de olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davalı vekili, davacı tarafın ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de, mahkemece bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir.
Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi 31.12.2019 tarihinde sona ermiş olup, sözleşmeden kaynaklanan hak ediş alacağı için açılan eldeki davadaki ıslah dilekçesi ise 27.02.2023 tarihinde sunulmuştur. Davalı vekili, ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunmuş ise de, TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi alacak yönünden ıslah tarihi itibariyle bu süre dolmadığından, davalı vekilinin zamanaşımı defi yerinde değildir.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b maddesi gereğince kabulü ile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/11/2023 gün ve 2020/546 E. - 2023/747 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA;
3-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 875.747,86-TL hakediş alacağının 50.000,00-TL'sine 13.11.2020 dava tarihinden itibaren, 825.747,86-TL'sine 27.02.2023 ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
4-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 59.822,33-TL harçtan peşin alınan 6.523,61-TL ve 14.648,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 38.650,72-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-6325 sayılı Yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin 986,14-TL'sinin davalıdan, 373,86-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan hesaplanan 134.604,70-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 53.120,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.400,00-TL bilirkişi ücreti, 239,30-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 308,70-TL tebligat masrafından oluşan toplam 3.948,00-TL yargılama giderinin takdiren dava kabul oranının %72,51 kabul edilerek hesaplanan 2.862,69-TL'sine, 6.523,61-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan 9.440,70-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalının istinaf aşamasında yaptığı 18.00-TL posta ve tebligat gideri ile 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 1.187,40-TL yargılama giderinin davanın red oranının %27,49 kabul edilerek hesaplanan 326,42-TL' sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Davalıdan peşin olarak alınan 14.956,00.TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
12-Harçlar Kanunu uyarınca davacılardan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60 istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
13-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),
14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.