T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/290 - 2025/503
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/290
KARAR NO : 2025/503
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/12/2022
NUMARASI : 2022/78 E. - 2022/383 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/12/2022 Tarih ve 2022/78 Esas - 2022/383 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkilinin 2020/114964 başvuru numarası ile "..." ibareli markanın 43. sınıfta tescili talebinin davalı şirketin itirazı üzerine YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkiline ait marka, büyük harf ve büyük punto ile yazılı "..." ibaresi ile stilize bir figürden oluşmakta iken, davalının markasının çember içinde bulunan "M" ve altında daha küçük bir punto ile yazılı bulunan "..." ibaresinden oluştuğunu, her iki markada yer alan "..." sözcüğünün eklerle birbirlerinden ayrıldığını, dolayısı ile markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığını, tek başına ayırt ediciliği bulunmayan, sektörde hizmeti tanımlayan "..." ibaresinin tekel olacak şekilde davalı şirkete verilmesinin amacını aşan bir koruma sağlayacağını, bu şekilde tüm sınıfları ve kullanma alanlarını kapatacak bir marka tescilinin TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkiline ait marka başvurusu kelime yanında şekil unsuru da ihtiva ettiğinden davalı şirketin markası ile karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilemeyeceğini, davalı şirket tarafından itiraza mesnet markaların kullanımını ispat edecek somut bir delil ikame edilmediğini ve davalının tanınmış marka iddiasının da doğru olmadığını ileri sürerek YİDK'in 2021-M-11839 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Şirket vekili, davanın süresi içinde açılmadığını, müvekkilinin tescil tarihinden beri "..." esas unsurlu markalarını yiyecek ve içecek sektöründe fiilen kullandığını, bu kullanıma bağlı olarak sektörde bir tanınırlığının bulunduğunu, davacının markasının şekil, sesçil özellikler ve anlam itibariyle müvekkiline ait markalar ile ayırt edilemez bir benzerlik içinde olduğunu, markadaki "..." ibaresinin ayırt edici bir nitelik taşımadığını, müvekkiline ait markaların asli unsurunu teşkil eden "..." ibaresinin 43. sınıflardaki mal ve hizmetler için ayırt edici olduğunu ve bu ibareli markaların geriye doğru 5 yıldan uzun bir zamandan beri tescilli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu markanın "..." ve "..." kelimeleri hakim olacak şekilde işaretin üst bölümünde kullanılması ile oluşturulduğu, bu kelimelerin altında bulunan çizgisel unsurların bütünsel algıya yalnızca görsel estetik kazandıran dekoratif unsur niteliğinde olduğu, günlük hayatta "yer" anlamında yerleşik bir kullanımı olan "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler yönünden ayırt edicilik vasfının bulunmadığı, dolayısı ile markanın asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin davalı şirketin itiraza mesnet markaların da asli unsurunu teşkil ettiği ve aralarında belirgin farklılıklar bulunmadığından markaların görsel, işitsel ve kavramsal anlamda tüketicide birbirleriyle ilişkili oldukları yönünde bir algıya neden oldukları, buna bağlı olarak oluşan yanılgının markaların karıştırılma ihtimali sonucunu doğurduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait markanın yazım şekli ve bu yazının altında bulunan figür uyarınca davalı şirketin markalarından ayrıldığını, davacının markalarının asli unsurunu teşkil eden "..." ibaresinin bulunduğu sınıfta tanımlayıcı olup ayırt edici vasfının zayıflığı nedeniyle tescil edilmiş olsa dahi müvekkiline ait markanın tesciline engel teşkil etmeyeceğini, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin mahkemenin gerekçeli kararda aynen yer aldığını, bu itibarla mahkemenin bilirkişi raporunu esas alarak bir değerlendirme yapmak yerine bilirkişi raporuna bağlayıcı bir hüküm vasfı kazandırdığını, bu kabulün HMK'nın 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma ödevi ile bağdaşmadığını, davalı şirketin "..." ibaresini yalnızca müvekkilinin tescil isteğinde bulunduğu 09., 29., 30. ve 43. sınıflarda değil, nerede ise bütün sınıflarda tescil ettirip ibarenin kullanımını tekeline alarak bu sınıflarda haksız rekabete neden olduğunu, davanın reddine karar verilmesinin ise haksız rekabeti yasallaştırdığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının İptali
istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirketin itiraza mesnet "..." esas ibareli markaları arasında 43. sınıfta yer alan tüm mallar yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve duysal/fonetik/ işitsel benzerlik oluştuğu, zira dava konusu malların aynı sınıfta bulunduğu, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin dava konusu markanın kapsamında yer alan ve az önce belirtilen mal ve hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde davalının "..." asli unsurlu markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasındaki benzerlik nedeniyle bir yanılgı yaşayabileceği, bu mallar/ hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği, taraf markaları arasında bu mallar ve hizmetlerde SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.