T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/252
KARAR NO : 2025/495
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/06/2021
NUMARASI : 2019/139 E. - 2021/213 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/06/2021 tarih ve 2019/139 E. - 2021/213 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin çok sayıda “...” esas unsurlu markasının bulunduğunu, davalının 2017/71142 sayılı “...” ibareli markanın tescili için gerçekleştirdiği başvuruya karşı müvekkilinin itirazının davalı Kurum tarafından kısmen reddedildiğini, İstanbul 2. FSHHM’nin 2014/242E – 2016/23K sayılı dosyasında davalı şirketin 177175 sayılı markasının 41.sınıf hizmetlerde kullanmaması nedeniyle iptaline karar verildiğini, müvekkilinin faaliyet alanının “tıp fakültesi vs sağlık eğitimi” faaliyetleri olduğunu, Yükseköğretim Kanununa göre tıp fakültelerinin bulunduğu üniversitelerin uygulamaya yönelik eğitim verebilmeleri için kendilerine ait hastanelerin ve hastaneye bağlı bölümlerin bulunmasının gerektiğini, bu nedenle tıp eğitimin bir parçasının da 44.sınıf hizmetleri kapsadığını, başvurunun 44.sınıfta da reddedilmesi gerekirken itirazıh kısmen reddine karar verilmesinin hatalı bulunduğunu, bir üniversitenin eğitim hizmetleri kapsamında göstermiş olduğu her bir faaliyette eğitim öğretim amaçlarına hizmet edildiğini, müvekkili itirazlarının 41.sınıfta kabul edilip diğer sınıflarda reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin markasını yoğun ve ciddi bir şekilde kullandığını, markalarına yaptığı yatırım, harcadığı sermaye ve emek ile markasına ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin kullanımla ayırt edicilik kazandırdığı markasına benzer şekilde yapılan dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, Yargıtay 11. HD’sinin 2016/8543E – 2018/2067K sayılı kararında kanunla kurulan bir vakıf üniversitesi olan müvekkilinin kanundan doğan haklarını kullanımının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceğinin kabul edildiğini ileri sürerek, 36, 40, 41, 42, 43, 44 ve 45.sınıf hizmetler bakımından başvuru konusu edilen dava konusu markaya ilişkin verilen 2018-M-11018 sayılı YİDK karar iptali ve 2017/71142 sayılı markanın 5/1-ç , 6/1, 6/6, 6/9. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, başvurudan 41. sınıf hizmetlerin çıkartılmış olmasının iltibas ihtimalini ortadan kaldırdığını, 44.sınıf hizmetlerin 41. sınıf hizmetlerin devamı olmadığını, kötü niyet iddialarının mesnetsiz olduğunu ve ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin 177751, 2009/30233, 2009/30234, 2016/74124, 2016/20794 sayılı markalarının bulunduğunu, 20 yıldır tescilli olarak markalarını kullandığını, 177751 sayılı markasının sehven yenilenmemesi nedeniyle hak kaybına uğramamak adına müvekkilinin birebir aynı ibareyi 2017/71142 sayısı ile başvuru konusu ettiğini, müvekkilinin çok uzun yıllardır sağlık sektöründe bilfiil faaliyet gösterdiğini, davacı üniversitenin ise 2014 yılının ikinci yarısında kurulduğunu, davacının yaptığı marka başvurularından haberdar olan müvekkilinin davacıya Beyoğlu 34. Noterliği aracılığıyla 03.12.2014 tarih ve 18472 yevmiye sayılı ihtarnameyi keşide ettiğini, ancak davacının gönderdiği cevabi ihtarname ile hiçbir iddiayı kabul etmediğini ve akabinde müvekkili aleyhine İstanbul 2. FSHHM’de 2014/242E sayılı davayı ikame ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin ise davacı aleyhine İstanbul 3. FSHHM’de 2015/13E sayılı davayı ikame ettiğini ve anılan davanın 2014/242E sayılı dosyası ile birleştirildiğini, davacı aleyhine açılmış marka tecavüzü ve haksız rekabet talepli davalara rağmen davacının faaliyetlerini hızlandırdığını ve “...” markası altında sağlık hizmetlerinde faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının 2014/28803 sayılı “...” ve 2014/28809 sayılı “... üniversitesi” başvurularının reddi kararına karşı Ankara 4. FSHHM’nin 2015/144E sayılı davasını ve Ankara 3. FSHHM’nin 2015/216E sayılı davalarını ikame ettiğini ve her iki davanın da netice olarak reddine karar verildiğini, yine Ankara 2. FSHHM’nin 2018/122E sayılı dosyasında müvekkilinin “... genetik” ibareli marka başvurusuna ilişkin hükümsüzlük talepli dava ikame ettiğini, düzenlenen bilirkişi raporunda ise müvekkili lehine değerlendirmelerde bulunulduğunu, müvekkilinin 35 yıldır tescilsiz 20 yıldır tescilli olarak kullandığı markaları üzerindeki hakları ihlal etmeye çalışan davacının kötü niyetli olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin önceki tarihli seri markalarının devamı niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin www.birunidishastanesi.com internet sitesinden görülebileceği üzere "..." ibaresi altında halihazırda diş hastanesi kurduğunu ve sağlık hizmetleri alanında faaliyet göstermeye başladığını, davacının da www.birunihastanesi.com.tr alan adını aldığını, davacının kanunla kurulmuş bir üniversite olmasının müvekkilinin uzun yıllardır tescilli ve yoğun kullanıma konu markasal haklarına tecavüzü meşru kılmayacağını, davacının iddialarının aksine 41. ve 42.sınıf hizmetlerin 44. sınıf hizmetlerin tamamlayıcısı olmadığını, müvekkilinin bir tıbbi tahlil laboratuarı olduğunu, davacının iddiasının aksine davacının ticari bir işletme olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, dava konusu 2017/71142 sayılı marka kapsamındaki 40.sınıftaki “Matbaacılık; ofset baskı, taş baskı, ipek baskısı (serigrafi) hizmetleri,” ve yine 44.sınıftaki “optik hizmetler” bakımından taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer emtiaları kapsadıkları, taraf markaları bütünsel unsurları bakımından kıyaslandıklarında “...” ibaresinin dava konusu markanın tek asli unsuru, davacı yan markalarının ise yine ya tek asli unsuru ya da asli unsurlarından biri olarak yer aldığı, bu durumun ilgili tüketici kitlesinde işaretler arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik ve iltibas ihtimalini beraberinde getireceği, aynı, aynı tür ya da benzer mal veya hizmetlerde “...” markası ile karşı karşıya kalan tüketicinin önceki marka ile sonraki marka arasında ilişki kurmasının kaçınılmaz olacağı ve aynı iktisadi – idari kaynağın sahip olduğu “...” markasına ait farklı versiyonlar olarak taraf markalarını algılayacağı; bu durumun ise işaretler arasında karıştırılma ihtimalini de beraberinde getireceği; tüketicinin “...” şeklinde ortaklığı tespit olunan hizmetler bakımından ayırt edici vasfı güçlü ve yaygın olarak ticaret hayatında karşı karşıya kalmayacağı bir ibareyi gördüğünde, zihninde işletmesel anlamda taraf markaları arasında bir bağlantı bulunduğu yanılgısına kapılmasının kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla bu benzerliğin taraf markaları arasında ortaklığı doğrudan tespit olunan 40.sınıftaki “Matbaacılık; ofset baskı, taş baskı, ipek baskısı (serigrafi) hizmetleri,” ve yine 44.sınıftaki “optik hizmetler” bakımından işaretler arasında karıştırılma ihtimalini beraberinde getireceği, karıştırılma ihtimalinin temelinde ilgili tüketicinin, iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yattığı, hal böyleyken dava konusu marka ile davacı yan markalarının bütünsel anlamda bıraktıkları izlenimlerde ön plana çıkan “...” ibaresinin işaretler arasında iltibas ihtimaline neden olabilecek bir benzerlik oluşmasına sebebiyet verdiği, davalı tarafın, dosya kapsamındaki beyanları ve yine dosyaya sunulan delillerden “...” ibaresi üzerinde 44.sınıftaki “tıbbi hizmetler”de üstün ve gerçek hak sahibi olduğu, davalının 30 yılı aşkın bir süredir sağlık alanında laboratuar hizmetleri faaliyetlerinin mevcut olduğu, dolayısıyla 44.sınıftaki hizmetlerde “...” ibaresi üzerindeki hak sahibi olduğu anlaşılmakta ise de bu hizmet sınıfı yönünden emtia benzerliği bulunmadığı gibi davacının tanınmışlık iddiası da bulunmadığından davalının üstün hakkının sonucu etkilemeyeceği, başvuru konusu markanın kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiğine dair herhangi bir delilin dosyada mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile TPMK YİDK'nın 2018-M-11018 sayılı kararının 40. Sınıfta yer alan "Matbaacılık; ofset baskı, kart baskı, ipek baskısı (serigrafi) hizmetleri" ve 44. Sınıfta yer alan "optik hizmetler" mal ve hizmet sınıfları yönünden iptaline, YİDK iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, hükümsüzlük talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı şirket adına tescilli 2017/71142 sayılı "..." ibareli markanın tescilli olduğu, 40. Sınıfta yer alan "Matbaacılık; ofset baskı, kart baskı, ipek baskısı (serigrafi) hizmetleri" ve 44. Sınıfta yer alan "optik hizmetler" mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait "..." ibareli markaların sektörel ayırt edicilik kazandığını, ayrıca müvekkilinin markalarını başvuru kapsamında bulunan 44.sınıfta da kullandığını, müvekkilinin faaliyet alanı içinde tıp fakültesi ve üniversite hastanelerinin bulunduğunu, bu nedenle faaliyetlerinin 16, 41 ve 44.sınıfa ilişkin olduğunu, davalının markalarını 44.sınıfta kullanmadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, hastane hizmetlerinin 16 ve 41.sınıftaki tıp eğitimi hizmetlerinin tamamlayıcı unsuru olduğunu, başvurunun tıbbi hizmetler yönünden de hükümsüz kılınmasının gerektiğini, taraf markalarının benzer olduğunu, tüketici kesimi nezdinde karıştırılma ihtimallerinin söz konusu olduğunu, davalının 44.sınıfta öncelik hakkının bulunmadığını, markalarını tıbbi hizmetler sektöründe hiçbir zaman kullanmadığını, davacının 177751 sayılı markasının kullanılmama nedeniyle iptali davasının kabul edildiğini, başvuru kötüniyetle yapıldığından davanın tümüyle kabulüne karar verilmesinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece davacı markalarına benzer bulunan 40 ve 44.sınıf hizmetler yönünden taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin 35 yılı aşkındır faaliyet gösterdiği sağlık hizmetlerinin yer aldığı 44.sınıf tıbbi hizmetlerin alt sınıfı olan "optik hizmetleri" ile davacının haksız surette tescil ettirdiği ve itirazları ile 41,42,44.sınıflarda kısmen reddedilen ancak 9 ve 16.sınıfta tescil edilen 2015/26191 sayılı markanın benzer kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu kararın müvekkilinin tıbbi hizmetler sınıfında üstün hak sahibi olduğu yönündeki mahkeme kabulü ile de çeliştiğini, davanın tümden reddine karar verilmesinin gerektiğini ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu YİDK kararı ile taraf markaları arasında iltibas tehlikesine neden olabilecek mal/hizmetlerin başvuru konusu markanın kapsamından çıkarıldığını, kalan ancak istinafa konu mahkeme kararı ile iptal edilen 40.sınıftaki “Matbaacılık; ofset baskı, taş baskı, ipek baskısı (serigrafi) hizmetleri,” 44.sınıftaki optik hizmetler” bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :1- Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığına dair istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; işlem dosyasına göre davalı Şirket tarafından "..." ibaresini marka olarak 36,40,41,42,43,44,45.sınıflarda tescil ettirmek üzere 08/08/2017 tarihinde 2017/71142 sayılı başvuruda bulunulduğu, davacının "..." asli unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, SMK'nın 6/1,6/3,6/4,6/5,6/6,6/9.maddelerine dayalı itirazın MDB tarafından reddedildiği, davacının bu karara itirazının, başvuru markasının davacının 2016/29074, 2016/27509 ve 2016/29454 sayılı markalarıyla benzer olduğu gerekçesi ile SMK'nın 6/1.maddesi bakımından haklı bulunarak, TÜRKPATENT YİDK'nin 2018-M-11018 sayılı kararı ile itirazın kısmen kabulüne, başvuru kapsamından 41.sınıf hizmetlerin çıkarılmasına, kalan mal ve hizmetler yönünden başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay HGK.'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.
İşbu davanın konusunu oluşturmasa da, davalı Şirketin 2016/ 20794 sayılı "... ..." ibareli 41.sınıfı içerir marka başvurusunun TÜRKPATENT YİDK tarafından reddedilmesi üzerine davalı Şirket tarafından Ankara 4. FSHHM'de açılan 2017/437 Esas, 2019/192 Karar sayılı dosyada verilen 29/05/2019 tarihli kararla, davacının dava konusu başvuru yönünden müktesep hak oluşturduğunu ileri sürdüğü 177751 sayılı markanın, 41.sınıftaki bazı hizmetler yönünden kullanılmaması nedeniyle iptaline karar verilmesinden beş gün sonra dava konusu başvuruyu yapmasının, iptal davasının sonuçlarından kurtulmaya yönelik olduğundan kötüniyetli bulunarak davanın reddine karar verildiği, bu kararın davacı Şirket vekili tarafından istinaf edildiği, Dairemizin 16/12/2021 tarih, 2020/507 Esas, 2021/1608 Karar sayılı kararı ile kötüniyet iddiasının ispat edilmediği kabul edilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline karar verildiği, bu kararın davalılarca temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2024 tarih, 2022/6161 Esas. 2024/741 Karar sayılı kararı ile ; "Davacının önceki tarihli 177751 sayılı markası, münhasıran " ..." ibaresinden oluşmakta olup 41. sınıfta tescilli olduğu, davaya konu marka başvurusunun ise "... ..." ibaresinden ve şekil unsurundan oluştuğu ve 41. sınıfta yer alan hizmetlerde tescili için yapıldığı, davacının önceki tarihli markasıyla işbu davaya konu markanın esas unsurları aynı olduğu gibi başvurunun, önceki marka hakkındaki davada kullanmama nedeniyle iptal edilen hizmetleri aynen içerdiği, davacının, kullanmama nedeniyle iptal edilen markasında yer alan esas unsuru, karardan sadece beş gün sonra ve üstelik de kullanmama nedeniyle iptal edilen sınıflarda tescil ettirmek için yaptığı başvurunun, kullanmama nedeniyle aleyhine açılan davanın sonuçlarından kurtulmak, iptal kararının kesinleşmesi durumunda kararın uygulanmasını engellemek ve yedekleme amacı taşıdığı aşikar olup bu amaçlarla yapılan bir marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının kabulü gerektiği, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 177751 sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptaline hükmettiği 2014/242 E., 2016/23 K. sayılı kararının, taraf vekillerince temyiz edildiği, Dairenin 19.03.2018 tarih, 2016/8543 E., 2018/2067 K. sayılı kararıyla, davanın yasal dayanağını oluşturan 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesinin 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 14.12.2016 tarih, 2016/148 E., 2016/189 K. sayılı kararı ile iptal edildiğine işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozmaya uyularak, davanın konusuz kaldığından bahisle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, hükmün henüz kesinleşmediği ve 177751 sayılı markanın halen ayakta olduğu, ancak Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sebebiyle davacının önceki tarihli markasının halen ayakta olmasının sonuca bir etkisi bulunmadığı, bu durum başlangıçta var olan kötü niyeti ortadan kaldırmadığı, zira başvurunun yapıldığı tarih itibariyle 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesi halen yürürlükte olduğu ve başvurunun, yukarıda da ifade edildiği üzere iptal kararının olası menfi sonuçlarından kurtulmak amacıyla yapıldığı, başka bir deyişle, kullanmama nedeniyle iptal davasının davacının aleyhine sonuçlanmamasının, davaya konu marka başvurusunun, kullanmama nedeniyle aleyhine açılan davanın sonuçlarından kurtulmak, iptal kararının kesinleşmesi durumunda kararın uygulanmasını engellemek ve yedekleme amacıyla yapıldığı gerçeğini değiştirmediği, bu itibarla, davacının davaya konu marka başvurusunu kötü niyetle yaptığı kabul edilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle Dairemiz kararının davalılar yararına bozulmasına karar verildiği, Dairemizce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, 26/06/2024 tarih, 2024/763 Esas, 2024/1192 Karar sayılı kararla, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/02/2025 tarih, 2024/5758 Esas, 2025/516 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, yukarıda alıntılanan Yargıtay ilamı karşısında davacının 2016/20794 sayılı "şekil+... ..." ibareli 41.sınıf hizmetleri içerir başvurusunun, yine 41.sınıfta tescilli "..." ibareli 177751 sayılı markasının kullanmama nedeniyle iptali istemiyle aleyhine açılan davanın sonuçlarından kurtulmak, iptal kararının kesinleşmesi durumunda kararın uygulanmasını engellemek ve yedekleme amacıyla kötü niyetle yaptığı sabit olduğuna göre, işbu davanın konusunu oluşturan 2017/71142 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun da kötüniyetli olduğu izahtan varestedir.
Esasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyet tescilin tamamını kapsar ve bölünemez (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953). Bu nedenle Dairemizce de somut uyuşmazlıkta davalının kötüniyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddinin gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değilse de, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 15/06/2021 gün ve 2019/139 Esas - 2021/213 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KABULÜ ile ...nun 08/02/2019 tarih ve 2018-M-11018 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,
4-Davalının 2017/71142 sayılı "..." ibareli markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile kalan 571,00-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 440,00-TL tebligat ve posta gideri, İstinaf aşamasında yapılan 100,00-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.560,70-TL yargılama giderine, 44,40-TL peşin harç, 44,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.649,50-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı şirket ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına
9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
10-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11-Davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40-'ar TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70'er-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-'er TL'nin davalı ... Kurumundan ve davalı şirketinden ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...