T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/340 - 2025/541
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/340
KARAR NO : 2025/541
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/07/2022
NUMARASI : 2022/64 E. - 2022/201 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/07/2022 Tarih ve 2022/64 Esas - 2022/201 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2020/24336 sayılı ve " ..." ibareli marka başvurusunun, davalı Şirketin 2016/65390, 2019/52118 sayılı ve "..." "..." ibareli markalara dayalı olarak yapılan itiraz sonucunda, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 09. sınıf mallar bakımından reddedildiğini, bu karara karşı yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin tanınmış “...” ve "..." markalarının sahibi olduğunu, davaya konu marka başvurusunda yer alan “...” ibaresinin müvekkilinin tanınmış “...” markasından geldiğini, müvekkili ile ... ... arasında akdedilen protokol gereğince 22.07.2010 yılından beri “...” kartlarında “...” ibaresini de kullandıklarını, markalarının davalı yanın redde gerekçe markalarının koruma tarihinden daha evvelden beri kullanılması nedeniyle anılan ibare üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, taraflar arasında redde mesnet 2016/65390 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin Ankara 1. FSHHM’nin 2018/54 E. sayılı bir başka davanın daha bulunduğunu, taraf markalarının benzer olmadıklarını, dava konusu başvuruda “...” ibaresinin tek başına değil müvekkilinin tanınmış markaları ile birlikte kullanıldığını, müvekkilinin “...” ibaresini taşıyan önceki tarihli 2007/38295, 2007/38294, 2007/38293 sayılı markalarının da bulunduğunu, davalı yanın “...” isminde bir ürün kullanımının dahi olmadığını, taraf markalarının farklı tüketici gruplarına hitap ettiğini, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, “...” ibaresinin 09.sınıf emtialar açısından ayırt edicilik taşımadığını, “...” kelimesinin de özgün ve güçlü bir marka olmadığını, müvekkilinin “...” ibareli seri markalarını bulunduğunu, dava konusu markanın da bu seriden olduğunu, 09.sınıf emtiaların tüketicilerinin bilinçli kimseler olduklarını, tarafların faaliyet alanlarının birbirlerinden farklı bulunduğunu ileri sürerek, 2021-M-12162 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu başvurunun tescili istenen tüm mallar yönünden tescil işlemlerine devam edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan 9.sınıf emtialar ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan emtiaların aynı, aynı tür, benzer emtialar oldukları, dava konusu " ..." ibareli marka başvurusunun tamamının sözcüklerden oluşan bir sözcük grubu markası olduğu, “...” ibaresinin davacının beyanları değerlendirildiğinde, davacı yana ait bir diğer lider marka olan “...” markası temelinden türetilerek yaratılmış, ayırt ediciliği bulunan bir ibare olduğu, “...” kelimesinin ise Türkçe’de bilinen ve fakat uyuşmazlık konusu 09.sınıf emtialar ile hiçbir kavramsal ilişkisi bulunmayan bir ibare olduğu, “...” sözcüğünün ise yine Türkçe’de bilinen ve 09.sınıf malların bir bölümü açısından doğrudan tanımlayıcı nitelik taşıdığı, dava konusu başvuruda koruma altına alınmak istenilen temel unsurların “... ...” kavramlarının tamamı olduğu, redde mesnet 2016/65390 ve 2019/52118 sayılı markalar incelendiğinde “...” şeklindeki markanın hiçbir görsel unsur taşımayan bir kelime markası olduğu, “Şekil + ...” şeklindeki markanın ise karakteristik bir logo ile birlikte yine “...” ibaresinin kullanımından oluştuğu, dolayısıyla davalı yanın ret gerekçesi her iki markasının da esas unsurunun “...-...” ibareleri oldukları, bu çerçevede davalı yanın ret gerekçesi markasının, davacı adına tescil başvurusuna konu edilen marka içerisinde doğrudan ve bir bütün olarak yer aldığı, bu durumun taraf markaları arasında işletmesel bir bağlantı bulunduğu sonucunu doğurabileceği, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı yanın uyuşmazlık konusu 09.sınıf emtiaları kapsayan ve içerisinde “...” ibaresinin bağımsız ayırt edici unsur olarak kullanıldığı ilk markasının 2018/11433 sayılı başvuru olup anılan başvurunun 09.sınıf emtialar bakımından reddolunduğu, 2007/38295, 2007/38294 ve 2007/38293 sayılı markalarının ise uyuşmazlık konusu olmayan 36.sınıf hizmetlere ilişkin olduğu, dolayısıyla anılan markalardan kaynaklı davacı yanın müktesep hak karinesinden yararlanamayacağı, davacıya ait sair markaların ise tescil tarihlerinin üzerinden 5 yıllık hak düşürücü sürenin dahi henüz geçmediği, davacının gerçek hak sahibi olduğu veya tanınmış markaları bulunduğundan bahisle dava konusu marka başvurusu bakımından, SMK m.6/1 hükmünde düzenlenen nispi tescil engelinin aşılacağından söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı şirket tarafından mesnet gösterilen "..." ibareli markalar ile dava konusu başvuru arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, başvuruda müvekkilinin tanınmış "..." ibarelerine yer verilmiş olması nedeniyle "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında karıştırılma ihtimalini doğurmayacağını, başvurunun müvekkili bankanın seri markalarından birisi olduğunu, davalı şirket ile müvekkilinin ticari faaliyet alanlarının ve markalarının hitap ettiği alıcı kitlesinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, iltibas değerlendirmesinin parçalara bölünmeden markanın bütünü itibariyle yapılmasının gerektiğini, müvekkilinin 2007/38295, 2007/38294 ve 2007/38293 sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğu gibi "..." ibareli kullanımlarının da davalı markalarından önceye, 22/07/2010 tarihine dayandığını, "..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, "..." ibaresinin 9.sınıf emtialar yönünden ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bunun yanında 9.sınıf malların tüketici kitlesinin bilinçli kimselerden oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ...” ibareli dava konusu başvuru ile davalı şirkete ait "...", "..." ibareli markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 9. sınıf mallar yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olduğu, zira her iki markanın asli unsurun "..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/2938-2024/5124 E/K sayılı ilamında da davacının "... ..." ibareli başvurusu ile davalı Şirkete ait "...", "..." ibareli markaların benzer bulunduğu, uyuşmazlık konusu 9. sınıf malların redde mesnet marka kapsamında yer alan mallarla aynı/aynı tür ve benzer olduğu, iltibas değerlendirmesinde marka kapsamları esas olduğundan, tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin sonuca bir etkisinin bulunmadığı, davacının SMK'nın 6/3 maddesine dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının ise işbu davada dinlenilmesinin mümkün olmadığı, davacının müktesep hak teşkil ettiğini ileri sürdüğü 2007/38293, 2007/38294, 2007/38295 sayılı markalarının 36. sınıfta yer alan hizmetlerde tescilli olduğu, uyuşmazlık konusu 9. sınıf mallarda tescilinin bulunmadığı, bu nedenle müktesep hak yönünden aranan "yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması" şartının gerçekleşmediği, davacı tarafından davalı Şirket'e ait redde mesnet 2016/65390 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/06/2023 tarih, 2022/66 Esas, 2023/3543 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.