T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/350 - 2025/593
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/350
KARAR NO : 2025/593
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/03/2022
NUMARASI : 2019/223 E. - 2022/67 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/03/2022 tarih ve 2019/223 E. - 2022/67 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin ülkemizin en büyük ilaç firmalarından biri olduğunu, 2011/81693, 2005/52465 sayılı ve “...” “...” ibareli markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin 2018/55205 sayılı ve “...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazlarına mesnet markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduklarını, markalarda “...” harflerinin ortak olduğunu, müvekkilinin “...” markasında “a” harfi yerine “s” harfi ile yazılmış davalı markasının, müvekkilinin markasının bir diğer versiyonu, bir diğer serisi olduğu algısı uyandırdığını, bu durumun markalar arasında bir bağ bulunduğu izlenimi yarattığını, davalı markasının tümüyle müvekkili markasının içinde yer aldığını, davalının markasının “...” şeklinde telaffuz edileceğini müvekkilinin “...” markasının da aynı şekilde “sifireks” olarak telaffuz edileceğini, taraf markalarının 05. sınıfta ortak emtiaları kapsadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğu yanılgısına kapılabileceklerini, ilaç sektöründeki yasal düzenlemeler itibariyle hastaların, doğrudan eczaneden ilaç temin edebildiklerini, yalnızca kırmızı reçeteli ilaçların reçeteli satışının zorunlu olduğunu, diğer ilaçlar bakımından böyle bir zorunluluk bulunmadığını, bu nedenle ilgili tüketici kitlesi kapsamına doktor ve eczacı gibi uzman kişilerin yanı sıra orta seviyedeki tüketici olan halk ve hasta/halk kitlesinin girebildiğini ileri sürerek, 2019-M-2678 sayılı YİDK kararının iptali ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının davacı markalarından görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı bulunduğunu, davacının 2005/52465 sayılı “...” markasını kullanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, ikinci cevap dilekçesinde de davacının “...” markasını da 5. sınıfta ilaç ürünleri dışındaki emtialarda da kullanımını ispat etmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı adına tescilli "...'' ve ''..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzerlik bulunmadığı, “...” ve “...” ibarelerinin birbirlerinden gerek görsel gerekse fonetik olarak yeterince uzaklaştıkları, yine “...” ve “...” kelimelerinin ortak olarak birtakım harfleri içerdikleri, bitiş seslerinin (...) aynı olduğu görülmekte ise de özellikle başlangıç sesleri bakımından birbirlerinden farklılaştıkları, başvuru kapsamında yer alan emtialar ve bu emtiaların ilgili tüketici kitlelerinin niteliği göz önüne alındığında, taraf markaları arasındaki bir kısım harfler bakımından oluşan benzerliğin markaların özellikle başlangıç sesinde oluşan farklılığın önüne geçmeye yeterli olmadığı, taraf markalarının gerek görünüm gerekse de telaffuz açısından yeterince farklılaşmayı başardığı, hal böyleyken işaretler arasında iltibas ihtimali mevcut olmadığı gibi ilgili tüketici nezdinde markaların aynı iktisadi – idari kaynaktan geldiği veya birbirlerinin serisi olarak algılanacağı kanaatine varılmasının da mümkün olmadığı, tarafların marka işaretleri benzer olmadığından, davalı Şirketin kullanmama def'inin uygulanma alanı bulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece markalar arasında SMK'nın 5/1-.ç maddesi anlamına bir benzerlik arandığını, oysa SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşması için markaların benzer olmasının yeterli olduğunu, markalar arasındaki işitsel benzerlik yönünden yapılan incelemenin eksik olduğunu, müvekkilinin "..." markasının "... "olarak telaffuz edilebileceğini, uyuşmazlık konusu malların tüketicisinin İngilizce bilme ihtimalinin çok yüksek olduğu, diğer markası yönünden de tek harften kaynaklanan bir farklılığın bulunduğunu, markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, ayrıca sadece uzman tüketici kitlesinin nazara alınarak iltibas değerlendirmesi yapılmasının hatalı olduğunu, uyuşmazlık konusu mallar yönünden, 5/1 sınıfta yer alan mallarda dahi, nihai tüketicilerin dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira iltibas değerlendirmesinin, marka işaretlerinin harflerine ve hecelerine bölünerek yapılmasının mümkün olmadığı, bir bütün olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, uyuşmazlık konusu 5 sınıf malların bir kısmının ortalama tüketiciye hitap etmesinin de varılan sonucu değiştirmeyeceği, anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 21/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :03/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.