T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/337 - 2025/582
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/337
KARAR NO : 2025/582
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/10/2022
NUMARASI : 2022/22 E. - 2022/242 K.
DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2022 tarih ve 2022/22 E. - 2022/242 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin “...” ibareli marka başvurusunun yayımına müvekkili tarafından itiraz edildiğini, davalı şirket tarafından itiraza karşı görüş bildirilerek kullanım ispatı talebinde bulunulduğunu, müvekkili tarafından sunulan kullanım ispatı evraklarının Markalar Dairesi Başkanlığınca yeterli görülmediğini ve benzerlik incelemesi yapılmaksızın itirazın reddine karar verildiğini, müvekkili tarafından itirazın yeniden incelenmesi için yapılan itirazın da YİDK tarafından aynı gerekçelerle reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin Türkiye’nin kamu yayıncılığı yapmak ile görevli tek kuruluşu olduğunu, 1964 yılında kurulduğunu, günümüzde Türkiye’de yayın kuruluşları arasında en büyük haber oluşumuna sahip olduğunu, ulusal ve uluslararası yayıncılık sektöründe tanınmış bir marka haline geldiğini, müvekkili adına kayıtlı 2006/05315 numaralı “... (...)” ibareli markanın 38 ve 41. sınıflarda tescilli olduğunu, markanın 2016 yılında süre uzatımının yapıldığını ve yaklaşık 16 yıldır aktif olarak tescilin devam ettiğini, müvekkiline ait “...” markası ile davalının başvuruda bulunduğu “...” markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, davalı markasında müvekkili marka tescilinden farklı olarak “1” ibaresinini rakam değil yazı ile gösterilmiş olduğunu, harfler ve sözcük dizilişlerinin aynı olduğunu, her iki markanın görseli, yazım tarzları, rengi, fon rengi vb. özelliklerinin ayniyet derecesinde benzer olduğunu, tarafların radyo-televizyon sektöründe olduğu gözetildiğinde, davalının marka başvurusunda kötü niyetli bulunduğunu, davalı marka başvurusunun 38 ve 41. sınıflarda tescilinin talep edildiğini, müvekkilinin markasının da aynı sınıflarda tescilli olduğunu, tüketicilerin davalı ile müvekkili arasında idari-ekonomik bir bağ bulunduğu, markaların seri markalar olduğu yanılgısına kapılacağını, davalının müvekkilinin tanınmışlığı sebebiyle haksız yarar sağlayabileceğini, müvekkilinin markalarının itibarının zarar görebileceğini ve ayırt edici karakterinin zedelenebileceğini, ayrıca davalı şirketin 2020/140510 numaralı “...” marka başvurusunun da bulunduğunu, müvekkili tarafından bu markaya da itiraz edildiğini ve incelemesinin devam ettiğini, davalının birbirine benzer marka başvuruları gerçekleştirmesinin kötüniyetini gösterdiğini, “...” markasının müvekkili tarafından uzun yıllardır kesintisiz biçimde kullanıldığını, kullanıma ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu ileri sürerek 2021-M-10344 sayılı kararının iptaline, davalıya ait 2020/140447 sayılı marka tescil talebinin tüm sınıflarda reddine karar verilmesini talep etmiş, 25/05/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında, YİDK kararının iptali ve davalı şirkete ait 2020/140447 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü istemli olarak eldeki davayı açtıklarını beyan etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının davalı şirkete ait marka başvurusuna itiraz ettiğini, itiraz üzerine davalı şirket tarafından itiraza mesnet markanın tescil kapsamındaki tüm mal ve hizmetler üzerinde kullanım ispatı talep edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca yapılan incelemede itiraza mesnet 2006/05315 sayılı markanın kullanımının ispatına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığını, davacı Kurumun karara itirazının YİDK tarafından reddedildiğini, davacı markası ile davalı başvurusu arasındaki benzerlik değerlendirmesinden önce davacıya ait 2006/05315 sayılı markanın kullanılıp kullanılmadığı hususunun ortaya konulması gerektiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı yapılan davacı Kurum itirazında kullanımın yeterli delillerle ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmeye ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacı Kurumun itiraz gerekçesi 2006/05315 sayılı markanın kullanımının ispatı için yeterli delil sunulmadığından gerekçe markanın ciddi kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varıldığını ve anılan markanın 6769 sayılı SMK’nm 6/1. maddesi incelemesinde esas alınmasının mümkün görülmediğini, YİDK kararının usul ve hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, davacının “... ...” ibareli markasını kullanmadığını, tüketici algısında yer eden reklamlarında ve sözleşmelerinde “... ...” markasını kullandığını, davacının hem kullanım ispatı için sunduğu, hem de dava dilekçesi ekinde sunduğu evraklarda markanın kullanıldığını gösteren herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, taraf markalarının bir bütün olarak yazılış, okunuş, anlam ve işitsel olarak tamamen birbirinden farklı olduğunu, davacı markasının beş kelimeden ve bir sayıdan oluştuğunu, müvekkili markasının ise iki kelimeden ibaret olduğunu, davacının markasını “...” olarak beyan ettiğini, ancak davacı markasının “... ...” ibareli olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, davacı tarafından sunulan pek çok delilin “... ...” ibareli markaya ait olduğunu, davacının bu marka başvurusunun müvekkili şirket markasından daha sonra gerçekleştirildiğini, davacı markasının özel olarak korunan tanınmış marka statüsüne sahip olmadığını, müvekkili şirketin davacı markasının tanınmışlığından yararlanma ve haksız kazanç elde etme amacında olduğu iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, taraf markalarında yer alan “radyo” ibaresinin belli bir meslek grubunu ayırt etmeye yarayan veya ticaret hayatında herkes tarafından kullanılan bir ibare olduğunu, “radyo” ibaresinin tanımlayıcı işaret olması dışında zayıf unsurlu bir kelime olduğunu, koruma kapsamının da dar yorumlanması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek dava aşamasında itiraza/hükümsüzlüğe mesnet 2006/05315 sayılı markanın kullanılmadığına ilişkin def'i ileri sürdüğünden, kanun hükümleri uyarınca söz konusu kullanmama definin ön sorun olarak incelendiği, davacının gerekçe olarak gösterilen 2006/05315 sayılı markası 11.08.2008 tarihinde tescil edilmiş olup, davalı şirketin marka başvurusunun yapıldığı tarihte (12.11.2020) ve iş bu davanın açıldığı tarihte 5 yıldan fazla süredir tescilli olup, hem YİDK karar iptali hem de hükümsüzlük davası bakımından, davacıya ait marka hakkında kullanım definin ileri sürülebileceği, davacı tarafın, gerek marka işlem dosyasında itiraz aşamasında, gerekse dava aşamasında sunduğu belgeler incelendiğinde, “...” markası ile bir radyo kanalı işlettiğinin tespit edildiği, belgelerin bir kısmında, “...” ibaresi ile birlikte “...” ibaresini kullandığı görülmüşse de ... markasının davacıya ait çatı marka niteliği taşıdığı, bu nedenle kullanımlarda esas unsurun “...” ibaresi olduğunun değerlendirildiği, sunulan belgelerden, marka kullanımının, davacı markasında yer alan “38. sınıf: Radyo yayın hizmetleri: radyo(da) yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri... 41. sınıf: Radyo programları yapım hizmetleri: Radyo programları yapım hizmetleri..” hizmetlerine ilişkin olduğunun değerlendirildiği, kullanımının ispatlanması talep edilen ve fakat kullanımı ispatlanamayan "38. sınıf: Televizyon yayın hizmetleri; televizyon veya diğer iletişim araçlarında yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri... Haber ajansı hizmetleri (toplanan bilginin dağıtılması)... 41. sınıf: Film, televizyon programları yapım hizmetleri: televizyon programları yapım hizmetleri (reklam programları yapımı hariç), sinema ve video filmleri yapım hizmetleri, kayıt stüdyoları hizmetleri, film seslendirme hizmetleri, radyo ve televizyon alıcılarının kiralanması hizmetleri, sinema ve video filmlerinin kiralanması hizmetleri, sinema projektörleri ve aksesuarlarının kiralanması hizmetleri, ses kayıt cihazlarının kiralanması hizmetleri, video kasetlerinin kiralanması hizmetleri, video kayıt cihazlarının kiralanması hizmetleri."nin sınıfsal benzerlik değerlendirmesinde, değerlendirme dışı bırakıldığı, davacının 2006/05315 sayılı markasında yer alan ve kullanımı ispatlandığı kabul edilen “38. sınıf: Radyo yayın hizmetleri; radyo(da) yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri... 41.sınıf: Radyo programları yapım hizmetleri: Radyo programları yapım hizmetleri..” ile dava konusu marka kapsamında yer alan “38. Sınıf: Radyo yayın hizmetleri. 41. Sınıf: Radyo programları yapım hizmetleri. ”nin aynı hizmetler olduğu, bu hizmetler bakımından taraf markaları arasında “ayniyetin” oluştuğu, davacının markasında yer alan ve kullanımı ispatlandığı kabul edilen “38. sınıf: Radyo yayın hizmetleri; radyo(da) yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri... 41.sınıf: Radyo programları yapım hizmetleri: Radyo programları yapım hizmetleri..”, dava konusu marka kapsamında yer alan “38. Sınıf: Televizyon yayın hizmetleri. 41. Sınıf: Film, televizyon programları yapım hizmetleri” ile aynı tür hizmetler olduğu, ayrıca, dava konusu marka kapsamında yer alan “38. Sınıf: Haber ajansı hizmetleri” de, davacının kullanımını ispatladığı hizmetler ile ilişkili olup, tüketici nezdinde aynı firmalar tarafından sunulmasının beklenebileceği, dolayısıyla “38. Sınıf: Haber ajansı hizmetleri” bakımından, taraf markaları arasında benzerlik oluştuğu, taraf markaları karşılaştırıldığında, “.../...” ibaresini ortak biçimde esas unsur olarak içerdikleri, söz konusu ibarelerin görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzer oldukları, SMK m.6/3 hükmüne göre, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedileceği, marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerektiği (Y. 11. HD; 08.10.2019 Tarih, 2018/4855 Esas, 2019/6316 Karar), davacı tarafın, markasını “38. sınıf: Radyo yayın hizmetleri; radyo(da) yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri... 41.sınıf: Radyo programları yapım hizmetleri: Radyo programları yapım hizmetleri.” bakımından, yaygın olarak, sürekli ve uzun süredir kullandığı, fakat bu hizmetlerin, davacının tescilli markası kapsamında yer almakta olup, davacının tescilli markası ile hali hazırda koruma altında olup, tescilsiz bir kullanımın söz konusu olmadığı, bahsi geçen hizmetler ile dava konusu marka başvurusu kapsamında aynı/aynı tür/benzer emtia, 6769 sayılı SMK madde 6/1 kapsamında belirlendiği, benzer olarak kabul edilmeyen hizmetler bakımından ise, davacının herhangi bir gerçek hak sahipliğinin bulunmadığı, davacı tarafça sunulan belgelerin, markanın “kullanımına” ilişkin belgeler olup, “tanıtıma” ilişkin belgeler olmadığı, gerekçe olarak gösterilen markanın tanınmışlığının ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markanın bir kısım hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgunun ileri sürülmediği, kötüniyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; 2021-M-10344 sayılı YİDK kararının "38. Sınıf: Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haber ajansı hizmetleri. 41. Sınıf: Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri." hizmetleri bakımından iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu 2020/140447 sayılı markanın "38. Sınıf: Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haber ajansı hizmetleri. 41. Sınıf: Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri." hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, fazlaya ilişkin talebin reddi kararı bakımından kararın haksız ve hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilinin markası ile dava konusu firma markasının sınıf, mal ve hizmetler bakımından tamamen aynı olduğunu, somut olayda sınıfsal benzerlik koşulunun sağlandığını, ilk derece mahkemesince tanınmışlığın ispatlanamadığı kanaatine varılmışsa da, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline ait markanın 6769 sayılı SMK kapsamında tanınmış marka olduğunu, tanınmışlığa ilişkin olarak birçok delil sunulduğunu, "..." markasının doğrudan bu isimle yayın yapan bir radyonun varlığına rağmen hatta "..." markasına ilişkin reklamların tanıtımların, Türkiye'nin en geniş kitleye hitap eden kanalı olan ... ... yayınlanmasına rağmen YİDK kararının hangi gerekçeyle "..." markasının kullanılmadığı kanısına vardığını anlamanın güç olduğunu, "...(...)” markasının 15.02.2006 tarihinde 2006/05315 no ile 38. ve 41. Sınıflarda tescil edildiğini, müvekkilinin markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında tanınmış marka oldukları ve tanınmış markalara sağlanan hukuki korumalardan faydalanması gerektiğini, müvekkiline ait "..." markası ile davalının "..." markasının okunuşları aynı olup, bu iki markanın işitsel olarak birebir aynı olduğunu, iki taraf markaları arasında "karıştırılma ihtimali" bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemenin kullanım ispatı açısından ... ... markasını incelemişse de, davacının itirazına konu ettiği markanın ... ... olduğunu, davacı itiraz ettiği markaya ilişkin kullanım ispatına yönelik ne herhangi bir evrak veya ispat aracı sunamadığını, yerel mahkemenin kullanım ispatının yerindeliğine ilişkin verilmiş kararın hukuka aykırı olup, sadece bu sebepten dahi kararın kaldırılması ve davacının davasının reddi gerektiğini, ibarelerin görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzer olduklarına ve karıştırılma ihtimali olduğu kanaatine varıldıysa da yapılan bu incelemenin hatalı olduğunu, yargılamaya konu markalar bir bütün olarak incelendiğinde dahi müvekkili "..." marka ile davacının "... ..." markasının yazılış, okunuş anlam ve işitsel olarak tamamen birbirinden farklı olduğunun görüleceğini, davacının dosyaya sunduğu deliller doğrultusunda markalar arasında karıştırılma ihtimalinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun alanında uzman olmayan bilirkişilerce oluşturulduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı markası ile davalı başvurusu arasındaki benzerlik değerlendirmesinden önce, davacıya ait itiraza mesnet 2006/05315 sayılı ibareli markanın kullanılıp kullanılmadığı hususunun ortaya konulması gerektiğini, itiraz sahibi davacının itirazına karşı, başvuru sahibi davalı vekili tarafından karşı görüş sunularak, itiraza mesnet 2006/05315 sayılı “... (...)” ibareli markanın, 6769 sayılı SMK’nın 19/2 maddesi uyarınca, tescil kapsamındaki tüm hizmetler üzerinde kullanımının ispatının talep edildiğini, söz konusu itiraz ve karşı görüşün Markalar Dairesi Başkanlığınca incelendiğini, itiraz gerekçesi marka için, yasal süre zarfında kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığı tespit edildiğinden, bu markanın 6769 sayılı SMK m.6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmadığını, Markalar Dairesi Başkanlığının kararına itiraz sahibince itiraz edilmesi üzerine YİDK tarafından yapılan değerlendirme neticesinde ise, yayına itiraz sahibinin, Kurul nezdinde bu karara karşı yapmış olduğu ve iş bu incelemenin konusunu oluşturan 05.10.2021 tarihli itirazında kullanımın yeterli delillerle ispatlanamadığı yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı değerlendirmesine ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı ve karara itiraz dilekçesinde bu hususla ilgili herhangi bir gerekçe ya da açıklamaya yer vermediği tespit edilmiş olmakla birlikte, kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada (yayına itiraz sürecinde) tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede, Markalar Dairesi Başkanlığının kullanımın ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varıldığını, YİDK tarafından, yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, davacının, itiraz gerekçesi 2006/05315 sayılı “... (...)” ibareli markanın kullanımının ispatı için yeteri derecede delil sunmamış olduğundan, itiraz gerekçesi marka bakımından ciddi kullanımın ispatlanamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar, kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığı için mesnet markanın 6769 sayılı SMK m.6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmadığı yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığının kararına, itiraz sahibince, bu yönden bir itirazda bulunulmadığı ileri sürülmüş ise de, itiraz sahibinin esasen Markalar Dairesi Başkanlığı kararına yönelik olarak YİDK'ya SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında itiraz etmiş olmasının, Markalar Dairesi Başkanlığının kararının tümüne, bu arada Markalar Dairesi Başkanlığının kullanıma ilişkin delilleri yeterince değerlendirmemesine de yönelik olduğu, bu nedenle bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacı tarafın dosya kapsamında sunduğu belgeler incelendiğinde, “...” markası ile bir radyo kanalı işlettiğinin anlaşıldığı, davacının markasal kullanımlarının bir kısmında, “...” ibaresi ile birlikte “...” ibaresini kullandığı, ... markasının davacıya ait çatı marka niteliği taşıması nedeniyle kullanımlardaki esas unsurun “...” ibaresi olduğu, ayrıca sunulan belgelerden, marka kullanımının, davacı markasında yer alan “38. sınıf: Radyo yayın hizmetleri: radyo(da) yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri... 41. sınıf: Radyo programları yapım hizmetleri: Radyo programları yapım hizmetleri..” hizmetlerine ilişkin olduğu, bu kapsamda davalıya ait dava konusu marka kapsamında yer alan “38. Sınıf: Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haber ajansı hizmetleri. 41. Sınıf: Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri.” ile davacı markasında yer alan ve kullanımı ispatlanan hizmetlerin benzer olduğu, bu bağlamda daha önce davacıya ait "..." esas unsur markayı gören, bu markalı hizmetlerden yararlanan dikkatli ve bilinçli tüketici kitlesinin dahi, daha sonra davaya konu "..." markasını önceki marka kapsamında yer alan hizmetler ile aynı veya benzer olduğu tespit edilen hizmetler üzerinde görmesi veya işitmesi halinde, davaya konu bu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait marka zannedebileceği, bu şekilde tüketim tercihinde bulunarak yanılsama yaşayabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsama yaşayabileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında belirlenen hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacının tescilli markası ile hali hazırda koruma altında olup, SMK m.6/3 hükmü anlamında tescilsiz bir kullanımının söz konusu olmadığı, dosya kapsamındaki belgelere göre davacının markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasına dayalı istemlerin kanıtlanamadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı ve davalı Şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer-TL'nin davacıdan ve davalı Şirketten ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca davalı ... alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 21/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.