T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/414 - 2025/578
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/414
KARAR NO : 2025/578
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2022
NUMARASI : 2022/229 E. - 2022/467 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 tarih ve 2022/229 E. - 2022/467 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, "..." ve "..." markalarının müvekkili adına tescilli olup davalının 2020/86977 başvuru numaralı "..."" ibareli markanın tescili talebine yönelik itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, tescili istenen markanın asli unsurunun "..." ibaresi ve "ayıcık" şeklinden oluştuğunu, bu itibarla tescili istenen bu markanın pek çok yargı kararında tanınmışlığı tespit edilen müvekkiline ait "..." ve "..." markaları ile işitsel, kavramsal ve görsel benzerlikler taşıdığını, markaların kapsamındaki malların ve hitap ettikleri tüketici kitlesinin ayniyet düzeyinde bulunduğunu, davalının markasının tescili halinde müvekkiline ait markanın ayrt edici karakterinin zarar görüp davalının haksız yarar elde edeceğini, ortalama tüketici ağırlığının çocuklardan oluştuğunu, çocuklar dava konusu marka ile müvekkilinin markalarını ayırt edemeyeceğinden ortalama tüketicinin bir kısmında dahi oluşacak iltibas ihtimalinin tescile engel olduğunu, öte yandan mallardaki ve tüketici kitlesindeki aynıyet ile müvekkilinin markalarının tanınmışlığının markalar arasındaki iltibas ihtimalini artırdığını, uzun yıllar öncesinden beri piyasada bilinen ve tanınan iki markanın esaslı unsurları kullanılarak kurgulanan marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2022-M-4779 sayılı kararın iptaline ve markanın 30. sınıftaki tüm emtialar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin markasında bulunan define sandığı üzerinde oturan ayının yüz ve gövde rengi bej iken davacının markasındaki "pandanın" yüz ve gövdesinin beyaz olup markalarındaki "ayı" görselleri benzer olmadığı gibi bu görsellerin yer aldığı ambalajların farklı olduğunu, dava konusu "..." markası ile davacının "... ...", "... ..." ve "..." ibareli markaları arasında işitsel, görsel ve de anlamsal olarak benzerlik bulunmadığını, çocuklara hitap eden bisküvi, çikolata ve benzeri ürün ambalajlarında hayvan figürlerinin kullanılmasının tüm dünyada son derece yaygın olduğunu, davacının bu fikrin ilk sahibi olmadığını, markalar görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadıklarından davacının "... ..." markasının tanınmış marka olarak markalar siciline kaydedilmiş olmasının sonuca bir etkisi olmadığını, markalardaki ortak unsurun sadece P ve F harflerinden oluştuğunu , bu iki harfin ortak olmasının tek başına markaların benzer kabul edilmesi için yeterli olmadığını ve kötü niyet iddiasının kabul edilemez olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, markalarda yer alan ayı figürünün birbirine benzemediği, davalının marka başvurusunda yer alan şekil unsurunun ayı figürünün yanı sıra şekilden oluştuğu ortalama tüketiciyi oluşturan çocukların sandık başında oturan ayı şeklindeki davalı markayı davacının markalarından rahatlıkla ayırabileceği, "... ...", "..." gibi kelime unsurları ihtiva eden davacı markalarının şekil unsurlarının farklı olduğu, davalının marka başvurusunda bulunan ... ... ibaresi ile davacının markalarında bulunan "... ... şekil", "... şekil" ibareleri arasında anlamsal bir benzerlik bulunmadığı, "... ...", "..." unsurlu markalar ile davalının markasında yer alan "... ..." ibarelerinin işitsel olarak ayrıştırılabilir olduğu, her ne kadar davalının dava konusu marka başvurusunun kapsamında yer alan 30. sınıf malların tamamı yönünden emtia ayniyeti/benzerliği koşulu somut olayda gerçekleşmiş olsa da taraf markaları benzer bulunmadığından iltibas tehlikesinin oluşmadığı, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı ve davalının davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu marka başvurusu ile müvekkilin “...” ve “..." markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, bu benzerlik yanında aynı/benzer mal ve hizmetleri kapsamasından dolayı söz konusu marka ile müvekkilin tescilli markaları arasında halk arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, yerel mahkemece tespit edilidiği göz önünde bulundurulduğunda ilgili gıda tüketicilerinin davalıya ait markayı taşıyan mal/hizmetlerin, müvekkilinin marka ailesinden çıktığını düşünmeleri ve/veya davalı ile müvekkil şirket arasında bir bağlantı olduğu zanına kapılmalarının söz konusu olacağını, zira "..." ibaresinin "..." ibaresi ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıdığını, davalı şirkete ait markayı müvekkilinin markasından farklı kılan tek özelliğin "...” ve “Y” harflerinden oluştuğunu, bu harflerin davalı şirket marka başvurusuna özgünlük katmayıp aksin telaffuz olarak davalı marka ile müvekkilinin markalarını daha çok yakınlaştırdığını, markaların telafuzundaki benzerlik de nazara alındığında markalar arasındaki bu denli görsel ve işitsel benzerliğin ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılmaya sebebiyet vereceğini, markanın tescili halinde müvekkiline ait tanınmış markanın karakterinin zarar göreceğini, davalının bu durumdan haksız kazanç sağlayacağını ve davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... +şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve"..." "..." ibareli markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, markalardaki şekil unsuru benzer olmadığı gibi markaların kompozisyonları ve kullanılan rengin de farklı olduğu, davacının "..."..." ve ... esas unsurlu markaları ile davalının" ... ..." ibareli markası arasında kavramsal ve işitsel benzerlik bulunmadığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacının markalarının tanınmış olup olmamasının sonuca etkili olmadığı ve başvurunun kötü niyetli olduğuna dair somut bir delil de bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.