T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/342 - 2025/595
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/342
KARAR NO : 2025/595
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2022
NUMARASI : 2022/74 E. - 2022/264 K.
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/10/2022 tarih ve 2022/74 E. - 2022/264 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2020/90833 sayılı ve "...+Şekil" ibareli başvurusunun, davalı gerçek kişinin itirazı üzerine Markalar dairesi Başkanlığı tarafından, tescili istenen 29 ve 30 sınıf malların satışına özgü 35 sınıf hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile redde mesnet 2019/85135, 2019/85130, 2019/85128, 2020/84867, 2020/84861 sayılı ve "..." ve ..." ibareli markalar arasında iltibas koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin dava konusu ibareyi 2013 yılında beri kullandığını, 2013/97999 sayılı ve "..." ibareli tescilli markası bulunduğu, müvekkili şirketin "..." markasını, davalıya ait markaların tescil tarihinden daha önce kullanmaya başladığını, davalı markalarının kullanılmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-637 sayılı YİDK kararını iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; kapsamlarındaki hizmetlerin aynı veya aynı tür oldukları, redde mesnet "..." ve "..." esas unsurlu markalar ile dava konusu "..." esas unsurlu markaların aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıkları, ancak görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer oldukları, bu nedenle, daha önce redde mesnet markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı, markaları bir arada görüp karşılaştırma imkânından yoksun, markaların detaylarını analiz edemeyen, gözü ve kulağında kalan izi ile hareket eden ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusu ile davaya konu hizmetler üzerinde karşılaştığında, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet markalar ile ilişkilendirebileceği, bu markayı redde mesnet markaların serisi niteliğinde zannederek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacının müktesep hak teşkil ettiğini ileri sürdüğü markası kapsamında uyuşmazlık konusu hizmetlerin yer almadığı, birlikte var olma koşullarının da gerçekleşmediği, davacının gerçek hak sahipliği ve davalı gerçek kişinin kötü niyetli olduğu iddialarının bu davada değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmamasına rağmen gerekçeli kararda bilirkişi raporu alındığından bahsedildiğini, ayrıca bilirkişi raporu alınmamasının da hatalı olduğunu, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, markalar arasında emtia benzerliğinin de olmadığını, redde mesnet markaların asli unsuru olan "..." ve ..." ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük buluduğunu, dava konu başvuruda yer alan "baklava" ve "gül" şeklinin iltibas değerlendirilmesinde inceleme dışı bırakılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin 2013/97999 sayılı markası nedeniyle müktesep hakkının bulunduğunu, müvekkilinin anılan markası kapsamında yer alan malların üretimini ve satışını yaptığını, bu kapsamda sunulan delillerin dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava konusu "...+Şekil" ibareli başvurusu ile davalıya ait 2019/85135, 2019/85130, 2019/85128, 2020/84867, 2020/84861 sayılı ve "..." ve ..." ... unsurlu redde mesnet markalar arasında, uyuşmazlık konusu hizmetler bakımından, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacının 2013/97999 sayılı markası kapsamında uyuşmazlık konusu hizmetler yer almadığından müktesep hak koşullarının oluşmadığı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan mahkemece bilirkişi raporu alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi gerekçeli kararda "........ hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre" ifadelerine yer verilmesinin açık maddi hata niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 21/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.