T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/227 - 2025/524
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/227
KARAR NO : 2025/524
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/04/2021
NUMARASI : 2018/378 E. - 2021/112 K.
DAVANIN KONUSU :Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/04/2021 tarih ve 2018/378 E. - 2021/112 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili banka adına tescilli ... markalarına benzerliği sebebiyle 6769 Sayılı SMK 6/1, 6/3, 6/5 maddelerince yapılan yayına itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, “...” ibareli markaya 2012/105312, 2012/105311, 2012/79976, 2012/105313, 2012/79978, 2012/79977, 2012/79980, 2014/28761, 2012/79979, 2014/01161 sayılı “...,” ibareli itiraz gerekçesi markaların benzer olmadığı gerekçesiyle, 2012/62320, 2012/62319, 2013/76724, 2014/29264, 2015/93737, 2012/105314 sayılı “...” ibareli itiraz gerekçesi markaların belli bir düzeyde benzerlik olmasına rağmen dava konusu marka ile aynı/aynıtür veya benzer nitelikte malları veya hizmetleri kapsamadıkları sebebiyle itirazın haklı görülmediğini, müvekkilinin Türkiye’nin önde gelen bankalarından bir olarak 04.12.2012 tarihi itibariyle müşterilerine sunduğu “...” kredi kartı ile “...” sloganıyla tüm mevcut ve potansiyel kredi kartı kullanıcılarını ayrıcalıklarla tanıştırdığını, ... markasının reklamları ile 1 Kasım-31 Aralık tarihleri arasında en çok haber olan 5. marka olduğunu, Visa Europe Türkiye Konferansı Vizyonist 15 2014 başarı ödüllerinde “Visa Kredi Kartı Alışveriş Hacminde En Çok Büyüyen Marka olarak seçildiğini, davalı markasının “...” markaları ile birebir aynı olduğu, sonuna konulan “...” ibaresi ile ... ibaresini vurgular nitelikte asli unsur olduğunu, ... ibaresinin bankacılık sektöründe herkes tarafından kullanılan bir ibare olmadığını, müvekkili banka tarafından ilk defa ortaya çıkarıldığını, yoğun kullanımıyla yüksek bilinirliğe ulaştığını, markaların seri marka izlenimi yarattığını, karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, tanınmış bir markanın tescili için başvurulmasının kötüniyetin açık bir göstergesi olduğunu, TTK’nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin arandığı şartların da dava konusu marka başvurusu bakımından gerçekleştiğini ileri sürerek 2018-M-7148 Sayılı YİDK Kararının İptali ve 2017/31727 sayılı “...” marka tescil başvurusunun tüm sınıflardan hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, itiraz gerekçesi “...” ibareli markaların tescil kapsamındaki hizmetlerin başvuru kapsamında bulunmadığını, davalı başvurusuna konu markanın davacı markası ile ortak/ilintili bir mal/hizmet sınıfı içermediğini, markaların kapsadığı farklı emtia ve hizmetler göz önüne alındığında “...” ibareli marka davacıya ait “...” ibareli markaları akla getirmemekte onun itibarından haksız yere faydalanması veya ayırt edicilik karakterini zedelemesinin mümkün olmadığını, YİDK tarafından alınan kararın yerinde usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu marka başvurusunun ilişkin olduğu hizmetlerin tamamı ile davacı markası arasında mal/hizmet ayniyetinin/benzerliğinin gerçekleşmediği, ... marka ibareleri ile görsel açıdan bir benzerlikten bahsedilemeyeceği gibi, fonetik açıdan da birebir benzerliğin olmadığı, ..., ..., ... ... marka ibareleri ile görsel açıdan bir benzerlikten bahsedileceği, fonetik açıdan da benzerliğin olduğu, davacı tarafın sektöründe tanınmış bir kuruluş olduğu ve “...” markasının da bilinirliğinin yüksek olduğu, dosya kapsamında davacı tarafın sunulan bilgilerinde “...” markası için Türk Patent ve Marka Kurumuna tanınmış marka başvurusunun yapıldığı ve işlemlerinin devam ettiği, ancak davalı tarafa ait markanın temsil ettiği alanın içerdiği sınıf açısından bakıldığında hizmet sektöründe yer aldığı ve davacı tarafın markalarıyla aynı sektörde bulunmadığı, buna göre, markanın hitap ettiği ortalama bir tüketicinin de bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanması ve bu aynı kişiye ait seri markalar olduğunu düşünme ihtimalinin bulunamayacağı, davalı markası ile karşılaşan bir tüketicinin, davacı markalarına ilişkin seri marka kanaatini davalı markasına aktaramayacağı, davalı markasını gören bir tüketicinin bu markanın, davacı markasının bir türevi yahut alt/yan markaları olduğunu düşünmesinin ve bağlantı kurma ihtimalinin olmadığı, davalının dava konusu marka başvurusunun ilişkin olduğu hizmetlerin tamamı ile davacı markası arasında mal/hizmet ayniyetinin/benzerliğinin gerçekleşmediği, kötüniyet iddiasının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, diğer davalının ... ibaresi ile müvekkilinin ... markasının birebir aynı bulunduğunu, her iki markada asli ve ayırt edici unsurun ... ibaresi olduğunu, ... ibaresinin yüksek bilinirliğinin bulunduğunu, markalar arasında kolayca ilişki kurulabileceğini, müvekkilinin markasının ciddi zarar göreceğini, markaların aynı sınıftaki hizmetleri kapsadığını, SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların bulunduğunu, Kurumun benzer durumlarda verdiği farklı kararların bulunduğunu, müvekkilinin markasının SMK'nın 6/5. Maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, davalının tanınmış ... markasını tercih etmesinin kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin tanınmışlığının incelenmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamında hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının başvurusu ile davacının ... ibareli markaları ile görsel açıdan bir benzerlikten bahsedilemeyeceği gibi, fonetik açıdan da birebir benzerliğin olmadığı, ancak ..., ..., ... ... marka ibareleri ile görsel açıdan bir benzerlikten bahsedileceği, fonetik açıdan da benzerliğin olduğunun belirlendiği görülmektedir.
Ancak, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Oysa dosya kapsamında hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sadece bir kısım markaların benzer bir kısım markaların benzemez olduğu belirtilmiş, açıklanan bu hususlara ilişkin denetime elverişli bir inceleme yapılmamış, gerekçeli kararda da bu durum aşılmamıştır.
Diğer yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında sınıfsal benzerlik araştırmasında “piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal ve hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme veya rekabet etme olanaklarının bulunup bulunmadığı, birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı, mal ve hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, kullanım yöntemleri, amaçları hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı” kriterlerinin ölçü alındığı bilinmekte olup, dosya kapsamında alınan ve hükme esas olan bilirkişi raporunda, marka kapsamları arasında bu yönlerde bir araştırma yapılmadığı gibi denetime elverişli bir inceleme de yapılmadığı, gerekçeli kararda da bu eksikliğin giderilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumlar karşısında, yukarıda ayrıntısı açıklanan hususlar gözden kaçırılarak, uyuşmazlığın çözümünde etkili olacak ölçüde önemli deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden, denetim yapılmaya müsait bulunmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 13/04/2021 gün ve 2018/378 E. - 2021/112 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davac tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/03/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.