T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/253
KARAR NO : 2025/496 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/10/2021
NUMARASI : 2019/128 E. - 2021/326 K.
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka
Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/10/2021 tarih ve 2019/128 E. - 2021/326 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “...” markaları ile 2010/72806 numaralı ..., 2013/16703 numaralı ..., 2012/42457 numaralı ..., 2011/69814 numaralı HÜPERAKTİF PARK, 2012/42451 numaralı ..., 2010/72805 numaralı ..., 2012/42593 numaralı ..., 2002/19144 numaralı ..., 2013/16701 numaralı ..., 2012/42480 numaralı ..., 2002/14738 numaralı ..., 2013/16613 numaralı ... markalarının sahibi olduğunu, 2017/111746 numaralı “...” ibareli marka başvurusunun müvekkil markaları ile benzer olduğunu ancak bu husustaki itirazların davalı Kurum tarafından reddedildiğini, “...” ibareli marka başvurusunun baskın ve esaslı unsuru "..." ibaresi ile müvekkilinin markalarının işitsel ve kavramsal olarak hiçbir farkı bulunmadığı gibi dava konusu markada görsel olarak da hiçbir ayırt edici unsura yer verilmediğini, karşılaştırılan markaların emtia sınıflarının da aynı/benzer olduğunu, markaların hedef tüketici kitlelerini çocukların oluşturduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığı karşısında, dava konusu markanın tesciline izin verilmesinin müvekkili markalarının sulandırılmasına yol açacağını, başvurunun kötü niyetle yaplıdığını ileri sürerek, 30.01.2019 tarihli ve 2019-M-625 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2017/111746 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin tanınmış “...” markalarının sahibi olduğunu, müvekkili markasının “....” kelimesi referans alınarak türetildiğini, müvekkilinin “...” markasının 2011/10645 sayısı ile 29. sınıf mallarda tescilli bulunduğunu, huzurdaki dava konusu başvurunun ise 29 ve 30.sınıf malları kapsadığını, müvekkilinin anılan markasından doğan kazanılmış hakkının söz konusu olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, davacının 2002/14738, 2002/14379 ve 2010/72805 sayılı markaları bakımından kullanımlarını hiç ispat edemediğini, diğer markalar bakımından ise sunulan delillerin yetersiz olduğunu, müvekkili markasındaki “...” kelimesini gören tüketicinin, bu markayı başka markalar ile karıştırmayacağını, “...” kelimesinin gıda ürünleri açısından tanımlayıcı bir ibare olduğunu, davacının da tek başına bu ibare üzerinde bir tescilinin bulunmadığını, “...” kelimesinin davacı tescillerinden çok daha önceden beri kullanıldığını ve ayrıca tescillere konu edildiğini, davacı markalarının tanınmış olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli bulunmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar başvuru konusu mallar bakımından taraf markaları aynı ya da aynı tür veyahut benzer emtiaları kapsamakta iseler de markaları oluşturan unsurların bütünde yarattıkları algı ve yine “...” ibaresinin tüketici nezdindeki ayırt edici gücünün yüksek olmayışı göz önüne alındığında, tüketicinin “...” şeklinde yaratılmış bir sözcüğü, “...” gibi davacı markaları ile ilişkilendirme ve salt “...” sesi nedeniyle bir yanılgı yaşama ihtimalinin mevcut olmayacağı, tüketicinin birbirinden farklı markalar ile karşı karşıya olduğunu derhal algılayabileceği ve işaretler bakımından iktisadi – idari bir ortaklık bulunduğu zannına kapılmayacağı, “...” kelimesinin tek başına ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu bir durumda bu kökten türetilen ve bu suretle de birbirinden farklılaşmış markaların birbirleri ile karıştırılmayacakları, SMK 6/4,5 fıkralarının ancak markalar arasında fonetik, görsel, anlamsal benzerlik bulunması halinde uygulanabileceği, yine SMK 19/2 maddesinin ise 6/1 maddesine atıfta bulunduğu, bu definin davalı yanca ileri sürülebilmesinin dava konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığına bağlandığı, davalı markası ile itiraza mesnet davacı markaları fonetik, görsel, anlamsal bakımdan benzer bulunmadığına göre SMK 6/4,5 ve 19/2 maddelerinin iş bu dava açısından uygulama alanı bulamayacağı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, hem müvekkilinin markalarının hem de davaya konu marka başvurusunun içme sesinin yansıması olan "..." sesinden türetildiğini, hedef kitlesinin büyük bir kısmı çocuklar olan işbu markalar bakımından iltibas ihtimalinin varlığının yeterli olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin tanınmış markalarının içeriğini sulandırıcı nitelik taşıdığını, seri marka algısı yarattığını, başvurunun müvekkilinin ticari itibarından yararlanmak amacıyla kötü niyetle yapıldığını, "..." ibaresinin markasal mahiyette ilk ve tek olarak davacı tarafından kullanıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin dikkate alınması suretiyle belirleneceği, buna göre "... " ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/02/2020 tarih ve 2019/3019 Esas, 2020/1174 Karar sayılı ilamında "..." kelimesinin, yansıma bir sözcük olmakla "..." eyleminden doğan, yiyecek ve içecek emtiası yönünden tanımlayıcılığa yakın ve ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunun ve ayırt ediciliği düşük bu gibi kelimelerin koruma düzeyinin düşük tutulması gerektiğinin kabul edildiği, nitekim başvuru ile itiraza gerekçe gösterilen markaların "..." ibaresi ile başlamakla birlikte bir bütün olarak dava konusu "..." ibareli başvuruda yeterli düzeyde ayırt ediciliğin sağlandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2024 tarih, 2022/7256 Esas, 2024/3452 Karar sayılı kararında da “... ” ibareli başvuru ile davacının mesnet markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının kabul edildiği, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından tanınmışlık iddiasının tescil engeli oluşturmadığı, kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...