T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/286 - 2025/608
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/286
KARAR NO : 2025/608
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2022
NUMARASI : 2022/124 E. - 2022/427 K.
DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 tarih ve 2022/124 E. - 2022/427 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kurum nezdinde 2020/150733 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun davalı şirketin 2009/03801, 2016/107789, 2017/114517 sayılı ve "... nakliyat ltd. şti. şekil", "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine 39. sınıf hizmetler yönünden reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise TÜRKPATENT 2022-M-1097 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin 29.11.2005 tarihinde "..." ibareli ticaret unvanıyla kurulduğunu, davaya konu "..." esas ibareli markasını da sürekli kullanmış olduğunu, taraf markalarının ve faaliyet alanlarının benzer olmadığını, davalı taşımacılık faaliyetlerinde bulunmakta iken, müvekkilinin havaalanları projeleri yaptığını, müvekkilinin davaya konu marka başvurusu üzerinde eskiye dayalı kullanımı nedeniyle SMK'nın 6/3. maddesi kapsamında öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalı yan markalarının son 5 yıllık sürede kullanılmadığını ileri sürerek, YİDK'nın 04/02/2022 tarih ve 2022-M-1097 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin 2005 yılından beri "... nakliyat" ve "..." esas unsurlu markaları ile taşımacılık hizmeti verdiğini, davacının kullanmama def’ini süresinde ileri sürmediğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davacı markasının esas unsurunun "..." kelimesi olduğunu, markada bulunan diğer kelimelerin markanın tali unsurunu oluşturduklarını, müvekkili markalarının esas unsurunun da "..." ibaresi olduğunu, markaların kapsamlarının birebir aynı olduğunu, davacı yanın gerçek hak sahipliğinin bulunmadığını, müvekkilin markasını davacıdan önce kullanmaya başladığı ve bugüne kadar da kesintisiz kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, emtia benzerliği kriterinin 39. sınıfın tamamı bakımından gerçekleştiği; böylesi bir durumda karıştırılma ihtimalinin önüne geçilebilmesi adına işaretlerin birbirlerinden çok daha somut bir şekilde uzaklaşmaları gerektiği, halbuki "..." esas unsuruna haiz taraf markalarının bu kapsamda değerlendirilebilecek farklılıklar taşımadıkları, özellikle işitsel ve kavramsal açıdan güçlü bir benzerlik taşıdıkları gibi "..." ibaresinden kaynaklı olarak da kelimesel anlamda da bir görsel benzerlik içerisinde olması nedeniyle bilinç ve dikkat düzeyi yüksek olan tüketiciler için bile markaların birbirleri ile ilişkilendirilme ihtimalinin doğacağı; her ne kadar davacı yan SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddelerinde düzenlenen üstün ve gerçek hak sahipliği karinelerine dayalı olarak dava konusu başvurunun tescilinin gerektiğini ileri sürmüş ise de bu kapsamdaki iddiaların, iddiaların yerindeliğinin tespitinden bağımsız, sicilde kayıtlı önceki markaların varlığına rağmen, iddia sahibine doğrudan bir tescil hakkı sağlamayacağı, zira emsal kararlarda da kabul edildiği üzere gerçek hak sahipliğinin, kullanım yoluyla kazanılan ayırt edici nitelik ya da tanınmışlık gibi kriterlerin tescil engelini aşmaya hak bahşetmediği gözetildiğinde, davacı yanın bu husustaki iddialarının somut olay bakımından davacı lehine yorumlanması ve sonuç doğurmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve iltibas bulunmadığını, tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini, benzerlik değerlendirmesinin global olarak yapılması gerektiğini, müvekkilinin markasında farklı renk ve desenlerin kullanıldığını, 2009/03801 ve 2016/107789 nolu markalar için kullanmama nedeniyle iptal davası açtıklarını, davanın İstanbul 1. FSHHM'nin 2022/102 esas ve 2022/295 Esas sayılı dosyalarında görülen davaların derdest olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davalının itiraza mesnet markalarının esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, taraf markalarındaki diğer ibarelerin ise ayırt ediciliği sağlayacak nitelikte olmamaları nedeniyle markalar arasında yüksek düzeyde görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik oluştuğu, bu hale göre taraf markalarının aynı mal ve hizmetlerde kullanılması SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek olup, başvurunun reddedildiği 39. sınıf hizmetler yönünden emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, öte yandan, dava YİDK karar iptali istemine ilişkin olup YİDK kararının denetiminin karar tarihindeki hukuki duruma göre yapılacağı, karar tarihinden sonra açılan kullanmama nedeniyle iptal davasının somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 05/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.