T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/210 - 2025/560
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/210
KARAR NO : 2025/560
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/12/2021
NUMARASI : 2020/8 E. - 2021/412 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2021 tarih ve 2020/8 E. - 2021/412 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2018/115566 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, ancak bu karara yönelik itirazlarının YİDK tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, ancak başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden de itirazlarının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin Türkiye’nin ilk 600 sanayi kuruluşu içerisinde olduğunu, 2000 yılında faaliyete geçen fabrikasında, Plastifiyan grubundan DOTP ve PVC esaslı yer döşemesi ürettiğini, müvekkilinin Türkiye’de ilk sıcak dolum kavanozları ile ambalaj üretimi de gerçekleştirdiğini, müvekkilinin markalarını yıllardır tescil ettirdiğini ve kullandığını, müvekkili markalarının tanınmış marka olduğunu, dava konusu markanın tescilinin, müvekkili markalarının tanınırlığını suistimal edeceğini, müvekkilinin "..." markası üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, başvuru sahibi davalının kötü niyetli bulunduğunu, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının da esas unsuru olduğunu, taraf markaları arasında görsel, anlamsal ve işitsel olarak benzerlik bulunduğunu, anılan markanın müvekkilinin markaları ile bu denli benzerliğinin halk tarafından da karıştırılma ihtimaline neden olacağını, müvekkili markalarının tescili kapsamında da 35. sınıf ve yakın mallar yer aldığını, davalı yanın işbu davaya konu fiilleri nedeniyle tüketiciler söz konusu markanın da müvekkiline ait olduğunu ve ... markası altında sunulan mal ve hizmetlerin müvekkili şirkete ait olduğunu düşünerek bu mal/hizmetleri tercih edebileceklerini ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-6957 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2018/115566 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, süresi içinde davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu YİDK kararı ile davalının 2018/115566 sayılı marka başvurusu kapsamında bırakılan hizmetler yönünden somut olayda iltibas tehlikesinin oluşmadığı, aynı hizmetler yönünden davacının gerçek hak sahipliği iddiasının da ispat olunamadığı, davalının kötü niyetli başvuruda bulunduğuna dair delilin mevcut olmadığı, yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın da kötü niyetli başvuru yapıldığını kabule yeterli bulunmadığı, davacı markalarının tanınmışlığının ispat edilemediği, davacı yanın, dava konusu markanın tescili kapsamında yer alan hizmetlerde, ticaret unvanını kullandığını gösterir delillerin bulunmadığı, ticaret unvanının kılavuz unsurunun "..." olmasının, örtüşmeyen faaliyetler açısından davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkil markalarının tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin hem ticaret unvanının, hem de tescilli markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin, müvekkilinin sunduğu hizmetler ile özdeşleştiğini ve yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını, bu yöndeki delillerinin eksik ve hatalı biçimde değerlendirildiğini, gazete haberleri vs. belgelerin, müvekkilinin tanınmışlığı konusunda dikkate alınmadığını, müvekkilinin ham maddeden üretim yapan ve son ürünü farklı markalara satan bir firma olduğunu, dolayısıyla ürünlerinin raflarda, vatandaşa sunulan pazarlarda olamayacağını, bu şekilde bir değerlendirme yapılması gerektiğini, ancak değerlendirmenin bu kapsamda yapılmayarak neticede yanılgıya sebebiyet verildiğini, müvekkiline ait markalar ile dava konusu başvuru arasında benzerlik ve karıştırılma tehlikesi bulunduğunu, dolayısıyla dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, ayrıca müvekkilinin, "..." ibareli seri markalarına ek olarak 2019/78876 numaralı "... ..." ibareli, 01,04,16,17,19,20,21,35,40. sınıfları içeren markanın da sahibi olduğunu, markalar arasında görsel, anlamsal ve fonetik benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar taraf marka işaretleri arasında benzerlik mevcut ise de dava konusu başvurunun kapsamında kalan hizmetlerle, davacı markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, dosya kapsamındaki delillerle davacı markalarının tanınmışlığının ispat edilemediği, SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddesi koşullarının da somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığı iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/03/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.