T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/196
KARAR NO : 2025/514
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/06/2021
NUMARASI : 2019/358 E. - 2021/223 K.
DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/06/2021 tarih ve 2019/358 E. - 2021/223 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, "..." ibareli ilk markasının 1990 yılında tescil edildiğini; bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin 2017/121559 sayılı ve "... ... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2021-M-8952 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkili markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, emtia benzerliğinin de bulunduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmış marka statüsünün kesinleşmiş mahkeme kararları ile kabul edildiğini; bu tanınmışlığın iltibas değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiğini; dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığını, davalının marka olarak seçebileceği milyonlarca seçenek varken müvekkilinin tanınmış markasını tercih etmesinin tesadüf olamayacağını; davalı şirket ile davacı arasında daha önceki tarihli uyuşmazlıklarda Ankara 4. FSHHM’nin 2007/27 E., 2009/12 K. sayılı kararında davalı şirketin "... ..." ibareli marka başvurusu ile ilgili olarak müvekkili şirket lehine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, taraf markalarının yöneldiği ortalama tüketicinin malları ayırmada ayıracağı zamanın dava konusu kararda dikkate alınmadığını; taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin oluştuğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2019-M-8952 sayılı kararının iptali ile davalı şirketin 2017/121559 sayılı marka başvurusunun tescili halinde iptaline ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davacının "..." markasının tanınmışlık iddiasının davacının mesnet markalarına sirayet etmeyeceğini; davacının "..." ibareli markasının tanınmışlık başvurusunun davalı kurum tarafından reddedildiğini; dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olmadığını; taraf markaları arasında iltibas yaratacak derecede bir benzerlik bulunmadığını; markaların bir bütün olarak bıraktıkları izlenimin tamamen farklı olduğunu; markaların başlangıç kısımlarının tamamen farklı olduğunu; müvekkilinin markasında "..." ibaresinin tali konumda olduğunu ve ayırt edicilik katmadığını, davalı kurum nezdinde "..." ibaresinin içeren pek çok marka bulunduğunu; davacı markasının tescilli olmasına rağmen tanımlayıcı olduğunu; davacı markalarının 05 ve 30. sınıf mallar yönünden kullanımına ilişkin delillerin incelenmesi gerektiğini; müvekkilinin tescilini talep ettiği markası üzerinde eskiye dayalı yoğun ve yaygın kullanımı olduğu ve öncelikli hakkının bulunduğunu, taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, SMK'nın 6/1. maddesi yönünden tescil engellerinde aranan emtia benzerliğinin gerçekleştiği, davalının marka başvurusunda yer alan davacının markaları ile ortak olan "..." ibaresinin "1.biçim, şekil; istenen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge. 2. bir insan ya da hayvanın fiziksel durumu, dış görünümü. 3. bir insan ya da hayvanın fiziksel ve ruhsal yönden durumu." anlamlarına geldiği, bu ibare markada ön plana çıkarılmadığı gibi "... ..." şeklinde ürünün niteliğini ifade eder şekilde açıklayıcı bir ibare olarak marka etkisi yaratmadan, tali unsur olarak kullanıldığı, zira "... ..." ibaresi bir tamlama olup çayın formda kalmaya yardımcı bir destek ürünü olduğunu ifade eder biçimde kullanıldığı, "..." ibaresi ayırt edici vasfı çok güçlü olmayan bir kelime olup tüketicinin de davacı markalarını hususiyetle "ambalajlı bisküvi ve kraker" ürünleri ile bildiği, başka bir ifadeyle, davacının "..." ibaresine kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırdığı emtiaların dahi, diğer gıda ürünleri arasında, sadece "bisküvi ve krakerler" ile sınırlı olduğunun muhtelif yargı kararları ile kabul edildiği bir halde, tüketicinin davalı markası ile karşıya kalması durumunda, zihninde ve algısında hiç tereddütsüz olarak davacı markalarını oluşturacağının kabulünün mümkün olmadığı; taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK'nın 6. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulama alanı dahi bulmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin çatı markası olması nedeniyle benzerlik incelemesinde dikkate alınmayacağını, her iki taraf markasının asli unsurunun "..." ibaresi olduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığının dikkate alınmadığını, tüketicilerin özen seviyesinin düşük olduğunu, emtia benzerliğinin de bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, dava konusu başvuruda, gıda sektöründe anlamı itibariyle ayırt ediciliği yüksek olmayan bu kelimenin tanımlayıcı olarak kullanıldığı, marka kompozisyonunda esas unsurun "..." ibaresi olduğu, dava konusu markanın davacının itiraza mesnet markalarını çağrıştırmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 tarih ve 2018/2845 E.- 2019/7629 K. sayılı kararında "..." ibaresinin davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı, öte yandan, her başvurunun kendi şartları içinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30/03/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...