T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/118 - 2025/598
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/118
KARAR NO : 2025/598
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/10/2022
NUMARASI : 2021/173 E. - 2022/246 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/10/2022 tarih ve 2021/173 E. - 2022/246 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ve ... Ticaret Limited Şirketi, ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin kurucusu ...'ın ülkemizin ilk üniversiteye hazırlık dershanesi olan ve ... Merkezi A.Ş. tarafından kurulmuş olan "..." isimli işletmeyi ... 3. Noterliği'nin 29.07.1997 tarih 2124 yevmiye numaralı sözleşmesi ile ... Merkezi A.Ş.'den devraldığını, 1999’da Bakırköy şubesi, 2000’de Kadıköy şubesi, 2002'de Kadıköy'de ikinci şubenin açıldığını, gün geçtikçe şube sayısını artıran ... Merkezinin Türkiye genelinde 140 şubeye ulaştığını, ...’ın, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılması amacıyla 1997’de ... Eğitim Yayımcılık ve Turizm Hiz. AŞ’yi, 2005’te ise davacı ... Merkezi Eğitim Hiz. A.Ş.'yi kurduğunu, davacının itiraza mesnet 2008/33588, 2009/18232, 2009/18235, 2010/31482, 2014/08860, 2014/108592, 2014/108601, 2014/17229, 2015/43724, 2015/43279 2016/56650, 2016/53090, 2016/53091, 2016/103882 ve 2018/80553 sayılı markaların sahibi olduğunu, bu markaların Kadıköy 5. Noterliği'nin 28.10.2020 tarih 08498 yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile ... Eğitim Yayımcılık Ve Turizm Hiz. A.Ş. tarafından davacıya devredildiğini, markalarını davacıya devreden ... Eğitim Yayımcılık Ve Turizm Hiz. A.Ş.'nin "..." markalarıyla eğitim ve öğretim hizmeti sunumuna 1997’de dershanecilik hizmetiyle başladığını, ardından anaokulu, ilkokul, ortaokul, anadolu lisesi, fen lisesi ve kurs olarak devam ettiğini, ... esas unsurlu markaların 1997’den itibaren büyük emekler harcanarak ve büyük yatırımlar yapılarak, yoğun ve yaygın kullanım ve tanıtım çalışmaları sonucu, eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline getirdiğini, 1997’den bu yana gerçekleşen kullanımların da davacı kullanımlarına ekleneceğini, davacının markaları ve kullanımlarını www...com alan adlı internet sitesinde ve diğer sosyal medya hesaplarında da tanıttığını, davalının 41. sınıf hizmetleri içeren 2020/07714 numaralı "... ..." ibareli başvurusunun asıl ve ayırt edici unsurunun “..." ibaresi olduğunu, bu ibarenin davacıya ait markaların esas unsurunu oluşturduğunu, eskiye dayalı kullanım nedeniyle SMK 5/2 ve 25/4 maddesi hükümleri kapsamında ayırt edicilik kazandığı ve davacının bu ibare üzerinde kazanılmış hakka sahip olduğunu, davalı başvurusundaki ... ibaresinin tanımlayıcı olarak kabul edilemeyeceğini, önceki markanın ayırt ediciliği ne kadar yüksek ise, karıştırma ihtimalinin de o kadar artacağını, “... ...” ibaresini gören ve duyan ortalama tüketicilerin davacıya ait “... Okulları” ibareli markalarını hatırlayarak davacı markalarıyla ilişkilendireceğini, işletmenin davacıya ait şube izlenimi uyandırdığını, davalının bu yolla davacının tanınmış markasının itibarından haksız biçimde yararlanarak, hiçbir masraf ve çaba harcamadan, davacı markalarının temsil ettiği imaj ve güveni kendi işletmesine aktarmayı amaçladığını, dava konusu başvurunun davacının asıl ve ayırt edici unsuru "..." ibaresi olan ticaret unvanı ve alan adından doğan haklarını da ihlal ettiğini, davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle dava konusu başvuruya yaptıkları itirazlarının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, 2021-M-3591 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41 sınıf hizmetlerin davacının itirazına mesnet markaları kapsamında da yer aldığı, dava konusu başvurunun “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bileşke bir marka olduğu, "..." ibaresinin İstanbul'un Avrupa Yakası'nda bulunan Küçükçekmece ilçesine bağlı 21 mahalleden biri olduğu, nitekim davalının kayıtlı yerleşim yeri adresinin de Küçükçekmece ilçesi olduğu, mahalle adı olan "..." ibaresinin davaya konu hizmetler bakımından coğrafi kaynak bildirmesi nedeniyle dava konusu markanın esaslı unsuru olduğunun söylenemeyeceği, "..." ibaresinin; doğa bilimleri veya fennî bilimler olarak da isimlendirildiği, insanların maddesel çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği teknolojik bilgileri kapsayan akademik disiplinler grubu anlamına geldiği, davaya konu hizmetleri veya bu hizmetlerin karakteristik özelliklerini hemen ve ilk bakışta tanımlamadığı, her ne kadar davaya konu bir kısım hizmetler bakımından "..." ibaresinin oluşturduğu kavramsal algı nedeniyle başlangıçtaki ayırt ediciliği düşük zayıf karakterli bir ibare olduğu söylenebilirse de, dava konusu markanın genel görünümü itibariyle ayırt edici unsurunun bu söz grubu olduğu, davacı yanın da "..." söz grubu etrafında seri marka ailesi oluşturduğu , davacının "..." ibaresini eğitim-öğretim sektöründe uzun yıllara sari olacak şekilde ciddi ve yoğun bir şekilde kullandığı, bu söz grubunu içinde barındıran okul ve dershane hizmeti sunduğu, çok sayıda ulusal ölçekte yayın yapan gazete haberine konu olduğu, özellikle dershanecilik sektöründe ulusal ölçekte çok sayıda şubeye sahip olduğu, bu hale göre davacı yanın davaya konu hizmetlerden bir kısmını da kapsayan eğitim-öğretim sektörü bakımından "..." ibaresi üzerinde kullanım yolu ile ayırt ediciliğini güçlendirdiği, bu nedenle söz konusu sözcük grubunun başlangıçtaki zayıf karakterli marka olgusunun bertaraf edildiği, davacı yanın kullanım ve tanıtım yolu ile ayırt ediciliğini arttırdığı "..." ibaresi üzerinde tescilli markalarından kaynaklı koruma kapsamını güçlendirdiği, bu hale göre; daha önce davacıya ait "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı 41.sınıfta yer alan hizmetlerden faydalanan dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin dahi, daha sonra davaya konu "... ..." ibaresini, davacı markaları ile aynı 41.sınıf hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markada yer alan "..." ibaresini coğrafi kaynak olarak algılayacağı, markanın esaslı unsuru olarak "..." ibaresini kabul edeceği, zira; davacı yanın bu ibareye önceki tarihli yapmış olduğu yatırım, tanıtım ve kullanım neticesinde, bu ibarenin markasal ayırt ediciliğinin güçlendirildiği, bu maddi olgular nedeniyle ilgili tüketici kitlesinin dava konusu markanın esaslı unsuru olarak "..." ibaresini algılayacak olmasının kaçınılmaz olduğu, dava konusu markanın esaslı unsurunu "..." olarak algılayan söz konusu tüketici kesiminin, bu markayı davacı markalarının serisi niteliğinde bir marka zannederek yanılsamaya düşeceği, davacı yandan hizmet alacağı saikiyle davalı yandan hizmet alacağı, bu durumda davalı şirketin, davacı yanın markalarının oluşturduğu olumlu imajı herhangi bir çaba sarf etmeksizin kendi teşebbüsüne transfer edeceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşeceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih 2014/11-696 Esas 2016/778 Karar sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmediği, tarafların markaları arasında davaya konu tüm hizmetler bakımından iltibas koşulları gerçekleştiğinden, davacı yanın gerçek hak sahipliği, tanınmışlık, ticaret unvanı ve alan adından kaynaklı iltibas ve kötü niyet iddialarının incelenmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, davacının "..." ibaresini taşıyan markalarının ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, tarafların markaları arasında bütünsel olarak benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ileri sürerek, kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket yetkili, tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını, markalarda ortak unsur olarak yer alan "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan tanımlayıcı ve tali unsur niteliğinde bulunduğunu, anılan ibareli birçok tescilli markanın bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibaresinin asıl unsur olarak yer aldığı itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacının bahsi geçen itirazına mesnet markalarının asli unsularının "..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği, ayrıca dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin davalı Şirketin kayıtlı yerleşim yeri adresinin bulunduğu Küçükçekmece ilçesinde bulunan bir mahallenin adı olduğu, bu hali ile ilgili tüketici nezdinde coğrafi yer adı olarak algılanacak olan bu ibarenin dava konusu marka başvurusunu davacının markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, aksine tüketiciler nezdinde davacının "..." markasının "..." bölgesine özel olarak tasarlanmış ve oluşturulmuş, seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1527-2025/128 E/K sayılı ilamında da aynı sonuca varılarak, "... ..." ibaresinin davacının "..." asıl unsurlu markalarıyla benzer olduğunun kabul edildiği anlaşılmakla, davalılar ... ve ... Ticaret Limited Şirketi, ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar ... ve ... Ticaret Limited Şirketi ile ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70'er-TL harcın mahsubu bakiye 534,70'er-TL harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 21/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH:02/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.