T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/131 - 2025/358
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/131
KARAR NO : 2025/358
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/11/2022
NUMARASI : 2022/41 E. - 2022/368 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka
Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/11/2022 tarih ve 2022/41 E. - 2022/368 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin “...” harfinden oluşan seri markalarının bulunduğunu, davalının aynı harfin marka olarak tescili için gerçekleştirdiği 2020/25065 sayılı marka başvurusuna itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı kararında, müvekkiline ait 2012/35337 sayılı markanın kullanımının ispatlanamadığı ifade edilmişse de bu kararın hukuka ve somut gerçekliğe aykırı olduğunu, YİDK karar iptali davası bakımından, marka işlem dosyasına sunulan delillerin, markanın kullanıldığını göstermek adına yeterli olduğunu, davalı tarafça tescili istenen “...” ibaresinin müvekkilin “...” esas unsurlu seri markalarıyla iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu, dava konusu markaların sınıfsal benzerlik içerdiğini, davalıya ait markayı gören tüketicilerin aklına, doğrudan önceden bildiği, tanıdığı ve güvendiği müvekkili markalarının geleceğini, dava konusu marka kapsamında, ayırt ediciliğe hizmet eden başka hiçbir unsurun bulunmadığını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 07/12/2021 tarih ve 2021/M-10668 sayılı kararının iptaline, 2020/25065 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, verilen kararlar ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili markası ile itiraza gerekçe gösterilen davacı markalarının 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca benzer olmadığını, zayıf marka olan harf markalarının ayniyete varan benzerlik içermesinin gerektiğini, müvekkili markası ile davacı markalarının ayniyete varan oranda benzer olmadığını ve renk, tasarım ve stilize yazım şekli, tertip tarzı itibariyle görsel olarak büyük oranda farklılaştıklarını, "..." harfinin davacının tekeline bırakılamayacağını, zayıf marka seçen davacının sonuçlarına katlanmasının gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu davalının 2020/25065 sayılı marka başvurusunun kapsamındaki mallar/hizmetlerin davacının markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında sınıfsal benzerlik şartının gerçekleştiğini, markaların grafik unsurlar yönünden de benzerlik taşıdığını, müvekkilinin "..." ibareli seri marka ailesinin bulunduğunu, müvekkiline ait “...” esas unsurlu markaların, 30 yılı aşkın bir süredir aktif olarak kullanıldığını, tanınmışlık kazandığını, farklı mahkemelerce aynı deliller değerlendirilerek düzenlenen farklı bilirkişi raporlarında davacının "..." markalarının tanınmış olduğunun tespit edildiğini, dava konusu başvurunun kötüyü niyetli olduğunu, başvuru sahibi tarafından başka bir ifade seçme olanağı sonsuzken, müvekkiline ait marka ile görsel, işitsel ve sınıfsal olarak aynı denecek kadar benzer “...” ibaresinin tercih edilmesinin iltibas ve haksız rekabet şeklinde ortaya çıkan kötü niyetin bir göstergesi olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın karşılaştırılan markalar arasındaki "..." harfi ortaklığından kaynaklandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03/10/2019 tarih, 2018/1201 E.- 2019/6166 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına tescillerinin mümkün bulunduğu, bu halde de harf markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." harflerinin düzenlenme biçimlerinin, şekillendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, dava konusu markada yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, buna göre başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da yer almadığı, öte yandan, davacı markaları yönünden SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların oluşacağı kanıtlanamadığı gibi taraf markaları benzer olmadığından, tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin de bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının kabulüne elverişli delil sunulmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.