T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/172
KARAR NO : 2025/423
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/09/2022
NUMARASI : 2021/361 E. - 2022/204 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/09/2022 tarih ve 2021/361 E. - 2022/204 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "..." ve "... ..." ibareli tescilli markaların bulunduğunu, müvekkilince bu markaların uzun zamandan beri ve aralıksız olarak kullanıldığını, bunun sonucunda söz konusu markaların belirli bir bilinirliğe/tanınırlığa eriştiğini, davalı gerçek kişinin ise 2020/38876 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun kapsamında da müvekkili markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin yer aldığını, dolayısıyla taraf markalarının tüketicilerce karıştırılacağını ya da dava konusu başvurunun, müvekkilinin seri markalarında biri olarak algılanacağını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-9840 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili talebinin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacı iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... ..." ve "..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeler tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşmayacağı, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvurunun, müvekkilinin "..." ve "... ..." ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, Yargıtay içtihatlarında açıklandığı üzere şekil ve sözcükten oluşan markalarda, esas unsurun sözcük unsuru olduğunu, gerek benzerlik ve gerekse iltibas kapsamında bir değerlendirme yapılırken sözcük unsuruna ağırlık verilmesi gerektiğini, tüketicilerce dava konusu başvurunun, müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını ya da markaların bağlantılı veya en azından markaların ait olduğu işletmeler arasında bağlantı olduğunun düşünebileceğini, müvekkili markaları yerine yanılarak dava konusu başvurunun seçilebileceğini, mahkemece markaların benzer olmadıklarının kabul edildiğini, oysa gerek okunuş ve yazılışları gerekse içerdikleri mal ve hizmetler itibariyle taraf markalarının tamamen aynı olduğunu, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporu alınmasına yönelik taleplerinin reddinin hukuka aykırı bulunduğunu, dosya kapsamındaki raporu hazırlayan bilirkişilerin marka hukuku alanında uzman olmadıklarını, müvekkili markalarına benzer olarak "..." ibaresini taşıyan markaların daha evvel iptal edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "... ..." ibareli markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira tarafların markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin Türkçe'de yeşil anlamına geldiği, ayrıca mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere "..." kelimesinin, doğa dostu ürünleri işaret etmek için yaygın olarak kullanıldığı, bu hali ile ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, bu husus da gözetildiğinde somut olayda, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tanınmışlık ya da kötü niyet nedeniyle de bir tescil engelinin bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin yeni bir bilirkişi raporu alınması ya da dosya kapsamındaki raporu hazırlayan bilirkişi heyetinin uzman olmadığı yönündeki istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...