T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/82
KARAR NO : 2025/349
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/09/2021
NUMARASI : 2020/359 E. - 2021/291 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/09/2021 Tarih ve 2020/359 Esas - 2021/291 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin "..." asıl unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini 35, 36 ve 41.sınıflarda marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2019/101345 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin "gıda/temizlik ve her türlü tüketim maddesi üretim ve satışı" konusunda 2002 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, uzun yıllardır "..." ve "..." markaları altında tüketicilere aralıksız şekilde hizmet sunduğunu, müvekkiline ait "..." ibareli markalar ile itiraza konu "..." ibareli markanın karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olduğunu, markaların esas unsurlarının birebir aynı kelimeleri içerdiğini, bütünsel açıdan da markaların benzediğini, taraf markalarının halk tarafından karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, davaya konu markanın tüketici nezdinde müvekkili markalarının serisi izlenimini uyandıracağını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-8116 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davalı markasının bir bütün olarak davacı markalarından farklılaştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunduğu, marka işaretleri arasında da iltibasa sebebiyet verecek ölçüde benzerlik olduğu, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluştuğunu, SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların oluştuğunun ispat edilemediğini, aynı Kanunun 6/6. maddesinin uygulanma şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2020-M-8116 sayılı kararının iptaline, 2019/101345 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, karıştırılma ihtimali değerlendirilirken kamunun ilgili kesiminin ihtilafa konu markalar ve mallar veya hizmetler hakkındaki algısı, karşılaştırmaya konu işaretlerin ve malların ve/veya hizmetlerin benzerliğinin karşılıklı bağımlılığı dâhil olmak üzere inceleme konusu ihtilafa ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak, bütüncül olarak değerlendirilme yapılması gerektiğini, davacı markaları ile davalı markasının telaffuz şekillerinin birbirinden farklı olduğunu, davalı markasının "..." şekline algılandığını ve bu şekilde telaffuz edildiğini, iki ibarenin birleşiminden müteşekkil olan "..." markasının, hiçbir şekilde davacıya ait olan ve esas unsuru "..." ibaresinden oluşan, ayırt ediciliği düşük ve anlamsal olarak bir şehirdeki yerleşim bölgesine işaret eden markalar ile ilişkilendirilmeyeceğini, davalı markasının bir bütün olarak davacı markalarına benzemediğini, ayırt ediciliği düşük "..." ibaresinin herkesçe kullanılabileceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirketin 18.10.2019 tarihinde 2019/101345 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davacının "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacı itirazının reddine karar verildiğini, bu karara yönelik davacı itirazının ise YİDK'in 24.09.2020 tarih, 2020-M-8116 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 29.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, iki aylık hak düşürücü süre içinde açılan işbu davada uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığıdır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında 35,36 ve 41. sınıf hizmetler bulunmaktadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan hizmetlerin tamamı, davacının itirazına mesnet markalarının kapsamlarında aynen yer aldıklarından, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir.
Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru düz beyaz zemin üzerine, herhangi bir şekil yahut renk unsuru içermeyen "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda başkaca bir unsura yer verilmediğinden, başvurunun asli unsuru "..." ibaresidir. Davacının itirazına markalarının bir kısmı düz beyaz zemin üzerine siyah ve büyük/küçük/baş harfi büyük harflerle, herhangi
bir şekil yahut renk unsuru içermeyen, bir kısmının ise şekil ve renk kombinasyonu içerir "..." ve "...+kelime" ibarelerinden meydana gelmektedir. Bu haliyle davacı markalarının, "..." kelimesi çerçevesinde yaratılmış seri
markalar olduğu ve dolayısıyla markaların esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır. O halde, dava konusu başvurunun asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibareleri arasında karıştırılma ihtimali olup olmadığı değerlendirilmelidir. Dava konusu başvurunun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluşması, diğer bir deyişle başvuruda "..." ibaresinin ön plana çıkarılmaması, "..." ibaresinin günlük dilde sıklıkla kullanılan bir ibare olması nedeniyle ayırt ediciliğinin çok yüksek bulunmaması, taraf marka işaretleri arasında kavramsal bir benzerliğin olmaması, görsel ve işitsel yönden düşük bir benzerlikten söz edilebilse dahi bir bütün olarak dava konusu başvurunun yeterince farklılaşması, marka işaretlerinin hecelerine bölünerek karıştırılma ihtimali değerlendirilmesi yapılmasının mümkün bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde, taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılması tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun, davacının seri markalarından birisi olarak da algılanmayacağı sonucuna varılmıştır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin
30.09.2024 tarih, 2023/4768 E., 2024/6906 K. sayılı ilamında da, davacıya ait "..." asıl unsurlu markalarla "..." ibareli marka arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu nedenlerle Dairemizce, taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik bulunmadığı kabul edilmiş, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde ilk derece mahkemesi kararı, davalı Şirket tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı şirketi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, kararın davalı Şirket tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle, ilk derece mahkemesince verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca karıştırılma tehlikesi bulunmaması nedeniyle, YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu yönden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/09/2021 Tarih ve 2020/359 Esas - 2021/291 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-YİDK kararının iptaline ilişkin davanın REDDİNE,
3-Marka Hükümsüzlüğüne ilişkin davanın KABULÜ ile dava konusu 2019/101345 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00.TL'nin davalı Şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve marka hükümsüzlüğüne ilişkin dava kabul edildiğinden, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 5.900,00.TL maktu vekalet ücretinin davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı ... vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.100,00.TL bilirkişi ücreti, 178,50 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 72,00.TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 2.350,50.TL'nin takdiren 1/2'sinin hükümsüzlük davası yönünden yapıldığı kabul edilerek hesaplanan 1.175,25 TL'ye, 54,40 TL peşin harç, 54,40.TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 1.284,05 TL yargılama giderinin davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin YİDK kararının iptali davası yönünden yapıldığını kabulü ile davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 72,00.TL posta masrafı, 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 292,70.TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... Kurumuna verilmesine,
9-Davalı Şirket tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
11-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,
12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/02/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...