T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/304 - 2025/432
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/304
KARAR NO : 2025/432
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/10/2022
NUMARASI : 2022/16 E. - 2022/255 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/10/2022 tarih ve 2022/16 E. - 2022/255 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin kuruluşu 1966 yılına dayanan ... bünyesinde çimento taşımacılığı ve buna bağlı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin T/03326 sayılı “...” ibareli tanınmış marka başvurusunun TÜRKPATENT tarafından kabul edildiğini, müvekkili adına kayıtlı “...” ibareli seri markaların sektörel tanınmışlığın sınırlarını aşan bir düzeye tanınmışlığa sahip olduğunu, davalının müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yararlanmaya çalışmasının haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkili şirkete ait “..., ... ...” ibareli markaların 19. sınıfta tescilli bulunduğunu, davalı şirket markasının çekirdek ibaresinin de “...” ibaresi olduğunu, markaların aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetler olan 19. sınıfta tescile konu olduğunu, benzerlik incelemesinin “...” ve “...” ibareleri için yapılması gerektiğini, ibarelerin görsel, işitsel ve telaffuz bakımından büyük benzerlik taşıdığını, müvekkili şirketin “...” ibaresi üzerinde gerçek ve üstün hak sahipliğinin mevcut olduğunu, davalı markasına eklenen “...” ve “-...” ibarelerinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’nın 2021-M-9375 sayılı kararının iptaline, davalıya ait 2020/83770 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davalının markası ile davacının itiraza mesnet markaları arasında ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, markaların aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığını, davalı markasının bileşke marka olduğunu, davalı markasında baskın ve esas unsurun “... ...” ibaresi olduğunu, davalı markasının bu haliyle ayırt ediciliğinin oluştuğunu, somut olayda SMK 6/5 maddesinin şartlarının gerçekleşmediğini, davacının kötü niyet iddiasını destekler nitelikte yeterli delil sunulmadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davanın yasal süresinde açılmadığını, müvekkili şirketin 1996 yılında kurulan dava dışı ... ... LTD.ŞTİ.’nin çözüm ortağı olduğunu, davacı şirket ile müvekkilinin faaliyet alanlarının farklı bulunduğunu, “...” ibaresinin müvekkili şirketin yetkilisi adı (...) ve eşinin adının (...) kısaltmasından oluşturulduğunu, “...” kelimesinin özel isim olması nedeniyle kimsenin tekelinde olamayacağını, dava dışı şirket ile müvekkili şirketin organik bağı olduğunu, davacının dava dışı şirketin ticaret unvanına karşı bir itirazının söz konusu olmadığını, davacının haksız rekabet iddiasını ispatlayamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamında yer alan "19.SINIF:Bu sınıfa dahil biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer. Beton, alçı, toprak, kil, taş, mermer, ahşap, plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve şekil almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler: metalden olmayan binalar/yapılar, yapı elemanları, direkler, bariyerler, tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler. Yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri. Beton, taş veya mermerden yapılmış anıtlar, heykeller. İnşaatlar için cam ürünleri. Metalden olmayan prefabrik yüzme havuzları. Akvaryum kumları." emtialarının, davacıya ait 2014/32255, 2017/116557, 2017/116563, 2017/116571, 2017/116574, 2017/116578, 2017/116583 sayılı markaların kapsamında yer alan 19.sınıftaki emtialar ile aynı olduğu, dava konusu ibarede marka algısı yaratan unsurun “...” ve “...” ibareleri, davacıya ait gerekçe olarak gösterilen markaların “...+kelime” ibarelerini barındırdığı, davaya konu emtiaların ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğu, dava konusu markanın esaslı unsurunu oluşturan "..." kelimesinin "..." esas unsurlu davacı markalarından farklılaştığının söylenebileceği, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu delillerden "...” markasının davacı firma ile özdeş hale geldiği ve “ÇİMENTO SANAYİİ” bakımından tanınmış marka olduğu ancak davacıya ait tanınmış marka ile dava konusu markanın benzer olmadığı, bu nedenle davalıya ait markanın, davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin somut olay bakımından mevcut olmadığı, markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından dava aşamasında ileri sürülen gerçek hak sahipliği ve kötü niyet iddiaları incelendiğinde, davacının tescilli markaları haricinde, dava konusu marka başvuru tarihinden önce, davacının, dava konusu marka ile aynı ya da benzer tescilsiz bir işareti, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar ile aynı veya benzer mal ya da hizmetler üzerinde yoğun ve ciddi surette kullandığı hususunu ispatlayamadığından gerçek hak sahipliğinden kaynaklı hükümsüzlük iddiasının yerinde olmadığı, davaya konu marka ile hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmış olduğunu, davalı tarafça bu ifadenin kullanımının iltibasa neden olduğunu, haksız rekabet oluşturduğunu, davaya konu marka ile müvekkili şirketin markaları arasında görsel, kavramsal ve işitsel benzerlik nedeniyle karıştırılma tehlikesinin yüksek olduğunu, başvurunun davacının tanınmış markalarının devamı ya da aynı marka ailesinden bir seri marka algısını yarattığını, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi düzeyinde aynılık bulunduğunu, potansiyel müşterilerin kelimelerin başlangıç kısımlarına önem verdiğini, markaların ilk üç harflerinin aynı olduğunu, dava konusu marka başvurusunda davacı markalarının asli unsuru "..." ibaresinin aynen yer aldığını, diğer unsurların başvuruya ayırt edicilik sağlamadığını, dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, başvuru sahibi tarafından başka bir ifade seçme olanağı mevcutken davacıya ait olan ve tescilli olduğu mallar ve hizmetler ile bağlantılı olarak piyasada kullanılagelen "..." tanınmış markasının iltibas yaratacak düzeyde benzerinin kullanılmasıyla bu orijinal markayı esas ve bütün unsur olarak çağrıştıran bir işaret tercih edilmesinin iltibas ve haksız rekabet ihtimalinin tezahürü olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin dikkate alınması suretiyle belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuruda "..." ibaresinin ön plana çıkarılmadığı, bir bütün olarak dava konusu markada, davacının mesnet markaları karşısında yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/02/2021 tarih ve 2020/1456 E., 2021/674 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere 19. hizmet sınıfının nihai tüketicilerinin bilinçli ve bilgili tüketici olduğu gözetildiğinde, markalar arasında iltibasa sebebiyet verecek benzerlik bulunmadığı, başvuru markası üzerinde davacının SMK'nın 6/3.maddesi anlamında gerçek hak sahipliğini kanıtlayamadığı, davacı adına tescilli "..." ibareli markaların "çimento sanayii" mal ve hizmetlerinde tanınmışlığı söz konusu ise de bu tanınmışlık nedeniyle başvurunun tescil edilmek istendiği 19.sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların oluştuğunun ispat olunamadığı, bunun yanında marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden, davacı markalarının tanınmış olmasının başvurunun tesciline engel oluşturmayacağı, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/03/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.