T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1766
KARAR NO : 2024/2031
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/02/2022
NUMARASI : 2020/353 E. - 2022/30 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2022 tarih ve 2020/353 E. - 2022/30 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin üretip satışını yaptığı ürünlerde kullanmak üzere 2020/36014 nolu ve “...” ibareli markanın 03, 05, 35, 37. sınıflarda tescili için davalı kuruma başvurduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığı kararıyla başvurunun SMK'nın 5/1(ç) maddesi gereğince 2013/08421 nolu “...” ibareli marka mesnet gösterilerek 35. sınıf hizmetlerde kısmen reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, başvurunun kısmen reddinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2020-M-8616 sayılı kararının iptali ile "..." markasının 35. sınıfa tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş; birleşen davada ise, TÜRKPATENT tarafından davalı firmanın 2013/08421 nolu “...” ibareli markasının 35. sınıfta tescilli olmasının kısmi ret kararına sebep olarak gösterildiğini, davalıya ait markanın halkı yanıltıcı nitellikte bir işaret olduğunu, müvekkilinin "..." esas unsurlu markalarının bulunduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, 35. sınıf kapsamında ticari faaliyet göstermediğini, 11. sınıf kapsamında faaliyet göstermekteyse de bu faaliyetlerinde de 2013/08421 numaralı markayı hiç kullanmadığını, davalının "..." ibaresini sadece ticari unvanında kullandığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı 2013/08421 numaralı “...” ibareli markasının 35. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, mümkün olmaması halinde davalının “...” markasının 35. sınıf yönünden iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamından çıkartılan 35. sınıf hizmetlerin redde mesnet 2013/08421 sayılı markanın kapsamında yer aldığı, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markada "..." ibaresi ortak olarak yer almakla birlikte, aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları, markaların farklı renkli ve biçimli yazım stillerinin yanı sıra, redde mesnet markada yer alan şekil unsuru dolayısıyla ayırt edilebilir oldukları; hükümsüzlük davası yönünden; dava konusu markayı gören tüketicilerin aklına "..." madeninin gelmeyeceği, SMK'nın 5/1-f maddesi uyarınca yanıltıcılığın söz konusu olmadığı, davacının "..." ibareli markalarının tamamının dava konusu 2003/08421 sayılı markadan sonraki tarihli olduğu, SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının da gerçekleşmediği, davacının sunduğu delillerin 2020 yılına ait olması nedeniyle davacının gerçek hak sahipliği iddiasını kanıtlayamadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanmadığı, ancak davalının markasını 35. sınıfta kullandığına ilişkin delil ileri sürmediği gerekçesiyle, asıl dava bakımından, davanın kabulü ile 2020-M-8616 sayılı YİDK kararının iptaline; birleşen dava bakımından, terditli olarak açılan davada markanın hükümsüzlüğüne yönelik asli istemin reddine, markanın kısmen iptaline ilişkin fer'i istemin kabulü ile davaya konu 2013/08421 sayılı markanın tescili kapsamında yer alan 35. sınıftaki tüm hizmetler bakımından 21/02/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iptaline ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, birleşen davada dava konusu markanın "..." ibaresini ihtiva etmesinin halkı yanıltıcı nitelikte olduğunu, ticari faaliyetlerinde yer alan ürünlerin "..." minerali ile ilgili olduğu algısı yarattığını, bu mineralin çıkartılması ve işlenmesinin de müvekkilinin tekelinde olduğunu, davalının tescilinin kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve hükümsüzlük davasının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi koşularının oluştuğunu, iptal kararının ileriye etkili olup YİDK kararının geçerliliğini ortadan kaldırmayacağını, başvurunun redde mesnet markadan farklılaşmadığını, davacının zamansız tescil talebi yönünden hüküm kurulmadığını, eksik hükmün söz konusu olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı şirket vekili, müvekkili şirketin hizmet alanına göre gerçekleştirdiği neredeyse her ticari faaliyette 35. sınıfı aktif olarak kullandığını, taraf markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerin benzer olduğunu, el dezenfektanı ürünün genel tüketici kesimine hitap ettiğini, davacı markasının haksız rekabete sebebiyet vereceğini, taraf markalarının karıştırılacağını, müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Asıl dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, birleşen dava marka hükümsüzlüğü, mümkün olmaması halinde iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, asıl dava yönünden, davacının dava konusu başvurusunun kısmen redde mesnet markayla SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında aynı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, zira mutlak red nedeni olan hükmün uygulanabilmesi için, markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması gerektiği, oysa başvuru ile redde markanın tertip tarzları ve redde mesnet markanın içerdiği şekil unsuru nedeniyle yeterince farklılaştıkları, her ne kadar davacının tescil talebi hakkında bir karar verilmemiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunın 22.03.2017 tarih ve 2017/11-78 E. - 2017/521 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığı ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu; birleşen dava yönünden, dava konusu markanın "..." madenine çağrışım yapmadığı ve yanıltıcı olmadığı, başvurusunun kötü niyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı, öte yandan, davalının markasını 35. sınıf hizmetlerde kullandığına dair delil de sunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90'ar-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 07/01/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...