T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1733
KARAR NO : 2024/2043
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/03/2021
NUMARASI : 2020/197 E. - 2021/127 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/03/2021 tarih ve 2020/197 E. - 2021/127 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2019/83673 numaralı "..." ibareli marka başvurusuna davalı firma tarafından 2016/82905 sayılı “... ...” ibareli marka gerekçe gösterilerek yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek, başvurunun reddedildiğini, bu karara karşı müvekkili tarafından yapılan itirazın da YİDK tarafından reddine karar verildiğini, müvekkilinin markası ile davalı firmanın markalarının benzer olmaması nedeniyle iş bu dava konusu YİDK kararının yerinde olmadığını, taraf markalarının yazılış, diziliş, görünüm, fonetik ve zihinde bıraktığı algı ve vurgu bakımından benzer olmadığını, her iki markada “...” ibaresinin bulunmasının markaları benzer kılmadığını, taraf markaları barındırdıkları diğer unsurlarla birlikte bir bütün halinde değerlendirildiğinde markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-4916 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ... San. Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirket markası ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanının esas unsuru olan “...” ibareli markalarını uzun süredir yoğun ve yaygın biçimde kullandığını, davacı tarafın seçebileceği birçok ibare varken müvekkilinin markasının esas unsuru olan “...” ibaresini adına tescil ettirmek için başvurduğunu, dava konusu markaların benzer olduğunu ve yazı stili, grafik düzeni gibi farklılıkların ayniyeti ortadan kaldırmadığını, markaların aynı ve benzer hizmetlerde kullanılmasının tüketici kitlesini yanıltabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerinin redde mesnet 2016/82905 sayılı marka kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı hizmetler oldukları, davaya konu 16 ve 41.sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin hitap ettiği gerek makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici nezdinde, gerekse dikkatli ve bilinçli tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi oluşturacak derecede markalar arasında benzerlik bulunduğu, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, "..." kelimesinin davaya konu mal ve hizmetleri doğrudan tanımlamadığı ya da çağrıştırmadığı, bu nedenle davaya konu mal ve hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliği haiz bir ibare olduğu, redde mesnet markanın esas unsurunu ise "..." ibaresi ile birlikte üzerinde sarı sallanan at görselinin oluşturduğu, her iki markanın gerek yazım karakteri, gerek renk seçimi, gerekse redde mesnet markada ayrıca şekil figürü bulunmasından kaynaklı farklılıklar bulunsa da, bu farklılıkların iltibas tehlikesini bertaraf edecek yeterlilikte ve yoğunlukta olmadığı, her iki marka global olarak değerlendirildiğinde, her iki markada da "..." ibaresinin markaların esaslı unsurlarını oluşturduğu söylenebileceği, redde mesnet markada "..." ibaresinin markasal ayırt edicilik incelemesinde şekil unsuruna göre arka planda kalmadığı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet markanın benzer özellikler taşımadığını, logo veyahut amblem olarak başvurusu yapılan markanın tamamen farklılık arz ettiğini, taraf markalarının yazılış ve dizilişlerinin farklı olmasının, markaları görünüm, fonetik ve zihinde bıraktığı algı ve vurgu yapılan son ses bakımından iltibasa neden olacak derecede benzer olmaktan çıkardığı, bunun yanında itiraz eden şirkete ait aynı içerik ve sınıfı taşıyan yayınların olmadığını, kaldı ki olmuş olsa bile davalı şirketin tanınmışlık düzeyi bakımından bahsi geçen ürünlerin karıştırmaya yol açacak mahiyette karışıklığa neden olmayacak derecede olduğunun gerekli bilirkişi incelemesi yapıldığında anlaşılacağını, davalı markası ile müvekkiline ait olan marka arasında tek benzer yönün "..." kelimesi olduğunu, bu kelimenin kimsenin tekelinde olamayacağını, "..." kelimesinin ortaklığından dolayı "..." markasının tescil edileceği sınıflar ile davalı markasının sınıflarının aynı olmasının, tek başına davalının itirazlarının yerinde olduğunu göstermediğini, tescil engelinden bahsedilebilmesi için markaların benzer olması, kapsadıkları mal ve hizmetlerin aynı/benzer olması, iltibas yaratması şartların birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda tüketicilerin işletmeler arasında bağlantı bulunmadığını anlayabilecek durumda olduklarını, marka örneğinin bir bütün olarak algılanması ve incelenmesi ilkesi uyarınca, ortalama tüketici nezdinde, davalıya ait marka ile davacıya ait markalar arasında bir iltibastan söz edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira redde mesnet markanın asli unsurunu teşkil eden "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı, bu ibarenin başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt edici nitelikte bulunduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/12/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...