T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1720
KARAR NO : 2024/2010
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/01/2022
NUMARASI : 2020/345 E. - 2022/25 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/01/2022 tarih ve 2020/345 E. - 2022/25 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2019/73543 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınına davalı şirketin 2004/25984, 2014/70816, 2017/65581 sayılı "...", "...", "..." ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kısmen reddine karar verildiğini, başvurudan 09, 12. sınıftaki mal ve hizmetlerin çıkartıldığını, bu kısmi ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin de 2020-M-8453 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin ... markasının tanınmış olduğunu, "..." ibaresinin İtalya’nın kuzeyinde Lambordiya bölgesinde bulunan bir şehir ve yerel idare bakımından bir komün olduğunu, ... otomobil yarışları ...’in en eski pistinin burada bulunduğunu, "... ibaresinin" ... araba yarışının İtalya pisti olmakla 12. sınıfta yer alan kara taşıtları ile parçaları için ayırt edici niteliğinin düşük bulunduğunu, 12. sınıfta birçok kişi ve firma adına “...” ibaresinin tescilli olduğunu, "..." ibaresinin özellikle otomobil yarışları ile tanınan ve sektörden bir yer ismi olması nedeniyle ayırt edici niteliğinin düşük bulunduğunu, diğer taraftan kullanım ispatı istenen 2004/25984 sayılı markanın kullanımının ispat edilemediğini, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığını, markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığını, ortalama tüketicinin dikkat ve özen seviyesinin ürünlerin çok pahalı ürünler olması, halkın belli bir kesimine hitap etmesi sebebiyle çok yüksek olduğunu, ayrıca davalı Kurum tarafından müvekkilinin başvurusunun tescilinin istendiği malların da hatalı alarak yayınlandığını ileri sürerek, YİDK’ın 2020-M-9182 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin uzun yıllardır otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğini, "..." ibareli tescilli bir çok markası bulunduğunu, müvekkilinin bu markayı kullandığını, tüm ürünlerini bu marka ile tanıttığını ve sattığını, "..." ibaresinin ortalama tüketici bakımından bir anlam ifade etmediğini, markaların tescilli bulunduğu 12. sınıf yönünden doğrudan bir bağlantısı olmadığını, bir an için ayırt ediciliğinin düşük olduğu düşünülse dahi müvekkilinin 2004 yılındaki tescil ve kullanımları ile marka ile bütünleştiğini ve bilinir hale getirdiğini, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, davacının marka başvurusunda yer alan ve çatı marka özelliğinde olan "..." ibaresinin markaların benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı Kurum'un hatalı olarak ilana çıkardığı mal ve hizmet listesi üzerine, davalı şirketin yayıma itiraz dilekçesi sunduğu, bu dilekçeye karşı davacı şirketin karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, davalı şirket tarafından ibraz edilen kullanıma ilişkin evrak sonrası Markalar Dairesi Başkanlığı'nın marka başvurusunun kısmen reddine ilişkin kararını oluşturduğu, davacı şirketin en geç Markalar Dairesi Başkanlığı kararının marka vekiline tebliği ile birlikte, marka başvurusunun hatalı mal-hizmet listesi üzerinden yayına çıkartıldığını öğrenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, buna rağmen, davacının hatalı mal-hizmet listesi üzerinden yapılan işleme itirazda bulunmadığı, kısmen red kararına karşı sunduğu 05.08.2020 tarihli dilekçe içeriğinde de bu hususu itiraz sebebi yapmadığı anlaşıldığından, eldeki davada, marka işlem dosyasında itiraz sebebi yapmadığı hususu YİDK kararının iptali istemine mesnet tutamayacağı, dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan malların, redde mesnet 2014/2014/70816,2017/65581 sayılı markalar kapsamında yer alan 12 ve 9 sınıf mallar ile redde mesnet 2004/25984 sayılı marka kapsamındaki kullanım külfeti yerine getirildiği tespit edilen "Silecek, park sensörü, pedal seti, yarış koltuğu, anten, direksiyon kılıfı." emtiaları aynı, aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, tarafların marka işaretlerinin de SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı Kurumun müvekkilinin başvurusunu hatalı olarak kaydettiğini ve başvuru kapsamında yer almayan emtia listesi yönünden de ilan çıkarıldığını, dava konusu YİDK kararının da hatalı eşya ve hizmet listesi dikkate alınarak oluşturulduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda otomotiv sektöründen bilirkişinin yer almadığını, mahkemenin kabulünün aksine "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin özellikle 12 sınıf mallar yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, “...” ibaresinin 1922 yılında inşa edilen, 1949 yılından bu yana İtalya’da...’ine ev sahipliği yapan pistin ve kasabanın adı olduğunu, anılan ibareli yüzlerce marka bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, uyuşmazlık konusu malların tüketicisinin dikkate düzeyinin yüksek olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davacının 2019/73543 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 09, 12, 16 , 18, 25 , 28 ve 35 sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davalı Şirketin 2004/25984, 2014/70816, 2017/65581 sayılı ve "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya yaptığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek, başvuru kapsamında 9 ve 12 sınıf malların çıkarıldığı, davacının bu karara karşı itirazının da YİDK'ın
2020-M-9182 sayılı kararıyla reddedildiği, YİDK kararının davacıya 10.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 18.12.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, her ne kadar dava konusu başvurunun ilana çıkarıldığı mal ve hizmet listesi hatalı olsa da , dava konusu başvuru sahibi davacının davalı Kurum nezdinde bu yönde bir itirazda bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu YİDK kararında tartışılmayan bu hususun işbu davada tartışılması mümkün olmadığından, davacının bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru "...", redde mesnet markalar da "..." ibaresinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere taraf markalarında "... "ibaresi ortak olarak yer almakta olup esasen uyuşmazlık da bu noktadan kaynaklanmaktadır. İlk derece mahkemesince tarafların marka işaretleri arasına benzerlik bulunduğu kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmişse de mahkeme alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, “...” ibaresi İtalya'da yer alan coğrafi yer adı olup, ... otomobil yarışlarının yapıldığı ...’in en eski pisti de burada bulunmaktadır. Bu coğrafi yer adının otomobil sektörü için belirli ve kabul edilebilir bir bilinirliğinin de bulunması karısında, "..." ibaresinin tek başına kullanılması halinde ayırt ediciliğinin düşük olacağı, davacı markasında yer alan “...” tanınmış markası ile “...” ibaresinin de markada esaslı olarak kullanması ile bütüncül olarak markaları birbirinden ayırt edilebilen bir yapıya kavuşturduğu, bu itibarla dava konusu başvuru ile redde mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı ve davacının davalı Kurum nezdinde ileri sürdüğü kullanım ispatı talebi yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporlarındaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince dava konusu "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 26/01/2022 gün ve 2020/345 Esas - 2022/25 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile TÜRKPATENT YİDK'ın 2020-M-9182 sayılı kararının İPTALİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile kalan 373,20-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.500-TL bilirkişi ücreti, 190,25-TL tebligat ve posta gideri, İstinaf aşamasında yapılan 227,50-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.138,45-TL yargılama giderine, 54,40-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 4.247,25-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı şirket ile davalı ... tarafından yargılama sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
8-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :06/01/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...