T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1669
KARAR NO : 2024/1958
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/03/2022
NUMARASI : 2021/55 E. - 2022/86 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Sözleşmeye Aykırılığın Tespiti ile Cezai Şart Alacağı
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/03/2022 tarih ve 2021/55 E. - 2022/86 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında, Eylül 2018-Eylül 2021 tarihleri arasında üç yıl geçerli olacak biçimde, ... isimli, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri uyarınca mali hakları müvekkiline ait eserlerin, müvekkilinin belirlediği yer ve zamanda seminer, konferans ve eğitim verme formatlarında temsil etme taahhüdünü içeren bir sözleşme yapıldığını, davalının, sözleşme süresi içerisinde sadece davacı kurum bünyesinde konferans, seminer ve eğitim vermek suretiyle temsil yapmayı, başka bir kurumda veya kendi ad ve hesabına fiziki ortamlarda yahut dijital ortamlarda TUS'a veya benzer sınavlara hazırlamaya yönelik temsil faaliyetinde bulunmamayı borçlandığını, davalının sözleşmenin 16. maddesi uyarınca sözleşmeyle borçlandığı yükümlülüklere aykırı davranması halinde 100.000.-TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, hatta davalının Branş Moderatörleri Sözleşmesi başlıklı sözleşme ile de sözleşmenin bitim tarihinden itibaren 3 yıl süreyle müvekkili ile aynı sektörde faaliyette bulunan başka bir kurumda eğitmen, yazar, editör, danışman sıfatlarıyla aynı konularda konferans, seminer ve ders vermemeyi borçlandığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm borçlarını yerine getirdiğini, sözleşme gereği davalının, Eylül 2018 tarihinden itibaren sözleşmeden doğan yapma ve yapmama edimlerini yerine getirdiğini, ancak 2020 yılı Eylül ayı başında Eylül 2020-EyüI 2021 dönemi için davacı şirkette konferans veya ders verme şeklindeki temsil görevini yapmayacağını bildirdiğini, ayrıca davalının bunun ardından intagramda "...” ve "..." adlı sosyal medya hesaplarında müvekkili ile yaptığı sözleşme kapsamında yapmama ile yükümlendiği TUS ile ilgili paylaşım ve temsillerini umuma iletmeye başladığını ve sözleşmeden doğan borçlarına aykırı davrandığını, davalının yapmama borcuna aykırılık oluşturan eylemlerine halen devam ettiğini ileri sürerek, şimdilik 40.000,00.-TL cezai şartın davalıdan tahsiline, davalının eylemlerinin sözleşmeden doğan yapma ve yapmama borçlarına ve sözleşmeye aykırılık oluşturduğunun tespitine, sözleşmeye aykırılık oluşturan davacı bünyesi dışında TUS'la ilgili konferans, seminer ve ders verme şeklindeki anılan eylemleri yapmamaya mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının talep ettiği tüm alacakların zaman aşımına uğradığını, cezai şart alacağının kısmi olarak talep edilebilmesinin olanaksız olduğunu, davacı tarafından sunulmuş olan ... adlı sözleşmenin geçersiz bulunduğunu, karşılıklılık ilkesi gözetilmeden yapılan, herhangi bir maddi hüküm içermeyen ve hak ile yükümlülükler arasında denge oluşturmayan sözleşme nedeniyle müvekkilinden cezai şart tazminatı talep edilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca anılan sözleşmenin, müvekkilinin hazırladığı ve hali hazırda tüm telif hakları müvekkiline ait olan “Farmakoloji konu anlatımlı kitap ve Farmakoloji Soru Bankası” kitaplarının telif hakları açısından da herhangi bir hukuki geçerliğinin bulunmadığını, davacının, uyuşmazlık konusu eserin mali haklarının kendilerinde olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkili ile davacı arasında akdedilen sözleşme ve eki olan etik bildirgede müvekkilinin eser sahibi olduğu kitapların mali haklarının ayrı ayrı belirlendiğine ve devredildiğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından yapılan sözleşme ve ekinin geçersiz bulunduğunu, müvekkilinin sosyal medya hesabı açtığı ve sözleşmeyi ihlal ettiği iddialarının gerçek dışı olduğunu, halihazırda geçerli bir sözleşme bulunmadığından müvekkilinin herhangi bir “yapma” ve “yapmama” borcu olmadığını, ayrıca, sosyal medya hesabı açmak ve kullanmanın Anayasal bir özgürlük olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflarca imzalanan ... başlıklı sözleşmenin metin, içerik ve anlam açısından bir bütünlük taşıdığı, noterde tasdik edilen sözleşme ile davalının imzaladığı sözleşmenin aynı sözleşme olduğu, sözleşmenin 16. maddesinde, eğitmenin TUS’a veya sınavlara hazırlamaya yönelik faaliyet gösteren başka bir Kurumda bilimsel toplantı ya da seminer adı altında görev yapamayacağının, ders anlatamayacağının ya da kendilerinin bu tarz bir kurum kuramayacağının, ayrıca sanal ortamda bulunamayacağının, eğitmenin ... ile üstlendiği rekabet etmeme yükümlülüğüne ve bu bildirge ile üstlendiği diğer yükümlülüklere aykırı davranması halinde 100.000,00.-TL cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğinin, tarafların serbest iradesiyle kararlaştırıldığı, dosyaya sunulan CD’ler içerisinde davalının “...” ve “...” isimli sosyal medya hesaplarından yapmış olduğu paylaşımlara ilişkin ekran görüntüleri ve video kayıtlarının bulunduğu, bu kayıtların davalı tarafça da inkar edilmediği, davalının söz konusu sosyal medya hesaplarında TUS sınavlarına hazırlık amacıyla kendisinin soru çözümleri ve konu anlatımı yaptığı görselleri paylaştığı, videolardan birinde tahtaya kendi cep telefonu numarasını yazarak TUS sınavına hazırlanan öğrencilere ders vermek üzere kendisine ulaşılması için çağrı yaptığı, 24.01.2022 tarihi itibariyle ... ve ... isimli sosyal medya hesapları incelendiğinde; bu hesapların herkese açık (public) hesaplar olduğu, ... isimli hesapta yukarıda ekran görüntüleri yer alan video ve soru çözümlerine ilişkin görüntülerin halen yayında ve erişilebilir bulunduğu, bu videoların yayınlanma tarihlerinin taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu tarihlere rastladığı, yapılan paylaşımların TUS sınavına hazırlanan kişilere ulaşmak ve yeni kursiyerler kazanmak amaçlı olduğu, davalının kendi ismi ve görüntüsüyle yapmış olduğu paylaşımların dava konusu ... Başlıklı sözleşmenin 16. maddesine aykırılık oluşturduğu, davacı şirketin cezai şart alacağını davalıdan talep edebileceği, davacı şirket ile davalılar arasında imzalanan ve noterce onaylanan sözleşmenin aynı olup ... isimli sözleşme ile sözleşmenin ihlali halinde cezai şart ödenmesinin kararlaştırıldığı, söz konusu sosyal medya hesaplarında yapılan görüntü ve video paylaşımlarının TUS sınavına yönelik konu anlatım ve soru çözümlerine ilişkin olduğu, bu paylaşımların taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık oluşturduğu, davacının sözleşmenin 16. maddesi uyarınca davalıdan cezai şart alacağını talep edebileceği, buna göre 40.000,00.-TL cezai şart talebinin yerinde olduğu, cezai şart alacağına 13.10.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının eylemlerinin sözleşmeye aykırılık oluşturduğunun tespitine, 40.000,00.-TL cezai şart alacağının 13.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, mahkemece, bilirkişi raporundaki tüm hususların kopyalanarak gerekçeli karar oluşturulduğunu, öncelikle bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı kurumda eğitmen ya da danışman olmadığını, dava konusu ... isimli, sözleşme olarak beyan edilen ancak davacı yanca tek taraflı olarak hazırlanmış, matbaada bastırılmış olan sözleşme de, davacının işveren olarak görüldüğünü, müvekkilinin ise imzasının bulunmadığını, müvekkilinin eğitmen ya da danışman olmadığı için mahkemece bu hususun davacı kayıtları ile aydınlatılması gerektiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkilinin ... esas alınarak davacı kurumda eğitmen veya danışman olarak çalıştığının kabulü halinde mahkemenin görevli olmayacağını, çünkü eğitmen ya da danışmanların çalışma esnasında SGK'lı olmak zorunda olup, İş Kanunu hükümlerine göre çalışmak ve çalıştırılmak zorunda bulunduklarını, İş Kanunu hükümlerine göre yapılan çalışmaya ilişkin çıkacak uyuşmazlıklarda da iş mahkemelerinin görevli olacağını, anılan sözleşmenin geçerli olmadığını, Borçlar Kanununun 20. madde vd. hüküm altına alınan genel işlem koşuluna açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin, eğitmen ya da danışman olmadığını, kitap yazarı olduğunu, davacının müvekkilinin imzasının olmadığı matbu bir sözleşmeye dayanarak eğitmenlerden isteyebileceği cezai şart alacağını müvekkilinden talep ettiğini, bu durumun açıkça usul ve yasaya aykırı olmasına karşın mahkeme tarafından gerekli incelemenin yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkiline ait instagram sayfasının görüntülerinin dosyaya sunulduğunu, öncelikle anılan delilin kendilerin hiç tebliğ edilmediğini, ayrıca kanunen delil hükmünde bulunmadığını, KVKK'ya ya aykırı olarak elde edilmiş görüntüler olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin telif hakları ödenmediği için kendisine karşı Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde telif hakları bedelleri için bir dava ikame ettiklerini, davacı yanca müvekkilinin bu haklarını engellemek adına kötü niyetli şekilde huzurdaki davanın ikame edildiğini, ancak mahkeme tarafından bu husus değerlendirilmeksizin karar verildiğini, yine cezai şart talep edebilmek için karşılıklılık ilkesinin şart olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılığın tespiti ile cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dosyaya davacı tarafından sunulan "..." başlıklı belgede davacı ve davalının imzalarının bulunduğu, bu belgenin sözleşme niteliğinde olduğu, genel işlem şartı olarak değerlendirilemeyeceği, bu sözleşmenin metin, içerik ve anlam açısından bir bütünlük taşıdığı,
sözleşmenin 16. maddesinde eğitmenin TUS’a veya sınavlara hazırlamaya yönelik faaliyet
gösteren başka bir Kurumda bilimsel toplantı ya da seminer adı altında görev yapamayacağının, ders anlatamayacağının ya da kendilerinin bu tarz bir kurum kuramayacağının, ayrıca sanal ortamda bulunamayacağının, eğitmenin ... ile üstlendiği rekabet etmeme yükümlülüğüne ve bu bildirge ile üstlendiği diğer yükümlülüklere aykırı davranması halinde 100.000 TL cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğinin düzenlendiği, davalının herkese açık sosyal medya hesaplarında TUS sınavlarına hazırlık amacıyla kendisinin soru çözümleri ve konu anlatımı yaptığı görselleri paylaştığı, yapılan paylaşımların TUS sınavına hazırlanan kişilere ulaşmak ve yeni kursiyerler kazanmak amaçlı olduğu, davalının söz konusu paylaşımlarının, taraflar arasındaki sözleşmenin 16. Maddesine aykırılık oluşturduğu, bu kapsamda cezai şart koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.732,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 684,00-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 2.048,40-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/12/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...