T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1853
KARAR NO : 2024/2048
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/05/2022
NUMARASI : 2021/28 E. - 2022/426 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 31/05/2022 tarih ve 2021/28 E. - 2022/426 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, taraflar arasında taşıma sözleşmesi yapıldığını, sözleşme bedelinin 5.250,00 USD olarak peşin ödendiğini, taşımanın yapıldığı sırada Kazakistan sınırları içeriksinde trafik kazası meydana geldiğini ve taşınan yükün telef olduğunu, kazadan sonra davalıdan peşin ödenen nakliye bedelinin talep edildiğini ancak iade edilmediğini, davalı hakkında yapılan icra takibine karşı da yetki itirazında bulunulduğunu, sözleşmede yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davacı tacir olmadığından yetki sözleşmesinin geçerli bulunmadığını, itirazın kaldırılması talep edildiğinden davaya bakma görevinin icra mahkemesine ait olduğunu, müvekkiline ait aracın davacının kusuru nedeniyle yandığını, taşımaya uygun olmayan malzemelerin patlamaya başlaması sonucu yangın çıktığını, davacının navlun bedelini isteyemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, sözleşmedeki yetki şartı nedeniyle Ankara İcra Daireleri ve Mahkemeleri yetkili olduğundan davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, davalının yangının taşınan yükten kaynaklandığına ilişkin savunmasını ispat edemediği, davalının yükün zarar görmesinde kusuru olduğu, davacının davalıya ödediği nakliye bedelinin iadesini talep etmekte haklı bulunduğu, fatura bedeli, likit alacak niteliğinde olduğundan icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu gerekçesiyle açılan davanın kabulüne, davalının Ankara 6. İcra Dairesinin 2020/7870 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 5.250,00 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi gereğince devlet bankalarında USD üzerinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranı uygulanarak (Talebi aşmayacak şekilde) tahsiline, asıl alacak likit olduğundan %20 icra inkar tazminatı olan 6.169,59 TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, dava dilekçesinin sonuç kısmında, davanın kabulü ve takibin devamını dahi talep etmeksizin "yukarıda açıklanmaya çalışılan nedenlerle, davalı şirket aleyhine başlatılan ankara 6. icra müdürlüğü'nün 2020/7680 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılması, kötü niyet tazminatına hükmolunmasına, tüm yargılama ve avukatlık ücretlerinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde ifadelerle, itirazın kaldırılmasının talep edildiğini, davacının tüm taleplerini sonuç kısmında açıkça belirtmesinin HMK gereği zorunlu olup, sonuç kısmında belirtilmeyen bir talep hakkında mahkemece karar tesis edilmesinin mümkün olmadığını, itirazın kaldırılmasının, borçlunun borcu olup olmadığının ilamsız icra prosedürü içinde tespit edilmesine yarayan bir yol olup, itirazın kaldırılması talebi ile alacaklının, alacağını yalnız İİK'nın 68-68/a maddelerindeki belgelerden biri ile ispat edebileceğini, itirazın iptali davasının ise İİK'nın 67 maddesinde düzenlendiğini, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptali davası açabileceğinin açıkça belirtildiğini, açıklanan nedenlerle, davacının itirazın kaldırılmasına yönelik talebinin itirazın iptali davası olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, yetki itirazlarının reddine karar verilmesinin de doğru olmadığını, davacının icra inkar tazminatı talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyada mevcut bilirkişi raporlarının hatalı, eksik ve yetersiz incelemelere dayandığını, bu nedenle hükme esas alınmalarının hatalı bulunduğunu, müvekkiline ait aracın, davacı tarafından müvekkil şirkete ait araçla taşınması uygun olmamasına rağmen taşıtılan malzemelerin patlamaya başlaması nedeniyle dorse kısmından yanmaya başladığını, bu nedenle somut olayda tek kusurlunun davacı olduğunu ve müvekkilinden herhangi bir talepte bulunamayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, taşıma ücretinin istirdadı için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava dilekçesinin konu bölümünde davanın itirazın iptali davası olduğunun belirtildiği, bu hususun dilekçe içeriğinden de anlaşıldığı, dolayısıyla mahkemenin davayı itirazın iptali davası olarak nitelendirmesinin yerinde bulunduğu, davalı tarafın yetki itirazının da yerinde bulunmadığı, davalı taşıyıcıya teslim edilen yükün alıcısına ulaştırılmadığı, her ne kadar davalı tarafça, yükün mahiyeti gereği yangına neden olduğu savunulmuş ise de bu savunmanın davalı yanca ispat edilemediği, dolayısıyla taşınan emtiayı alıcısına ulaştırmayan davalının, taşıma ücretine hak kazanmadığı, davacının ödediği taşıma ücretinin iadesini isteyebileceği, icra takibine konu alacak likit nitelikte bulunduğundan, icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.661,02 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 526,80-TL ve 138,45 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 1.995,77-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliği ve harç tahsil işlemlerinin ilk derecesi mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/12/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...