T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1775
KARAR NO : 2024/2030
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/12/2021
NUMARASI : 2018/415 E. - 2021/410 K.
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti,
Ref'i, Maddi Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2021 tarih ve 2018/415 E. - 2021/410 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 34 yıldır eğitim sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2014/63895 nolu ve 16. ve 41. sınıflarda tescilli "..." markasını 07.08.2014 tarihinden beri kullanıldığını, davalı şirketin de 16 ve 41. sınıflarda tescilli 2017/116519 nolu ve "..." ibareli markasının bulunduğunu, davalı yanın ticari faaliyetlerinde markasından "..." ibaresini çıkararak, markasını müvekkiline ait marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde kullandığını, davalı yan ait tecavüz teşkil eder nitelikteki markasal kullanımlarının Ankara 20. Noterliğinin 22.11.2018 tarih, 18209 (5) ve 18210 (6) yevmiye numaralı e-tespit tutanaklarından anlaşılabileceğini, 18210 yevmiye numaralı e-tespit tutanağındaki görüntüye bakıldığında müvekkili şirkete ait "..." markasının tanınırlık düzeyinin ne denkli yüksek olduğunun görülebileceğini, davalı tarafın bütün sosyal medya hesaplarını “... ...” olarak açtığını ve eğitim faaliyetlerini bu markasal kullanım üzerinden yürütüp, kendini bu şekilde tanıtmasından dolayı yerel basındaki haberlerde de aynı şekilde yer aldığını, eğitim sektöründe markanın zaruri öneme sahip olduğunu ve davalı yanın müvekkilinin markasından hukuka aykırı olacak yararlandığını, davalı yana ait markanın müvekkiline ait markayla iltibasa neden olmasının kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek, tecavüzün kaldırılmasını, SMK'nın 151/2-c maddesi uyarınca hesaplanacak maddi tazminatın müvekkiline ödenmesini, davalıya ait 2017/116519 nolu "..." ibareli markanın “...” kısmının hükümsüzlüğü karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, marka örneğini değiştirecek şekilde hükümsüzlük kararı verilemeyeceğini, müvekkili markasının "..." kısmının hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin markasının davacının markasından daha tanınır hale geldiğini, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak farklı olduklarını, bu nedenle marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını, maddi zarardan da söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede; davalıya ait ve hükümsüzlüğü talep edilen "..." ibareli marka ile davacının hükümsüzlüğe mesnet "..." markasının tümünde asli unsur/asli unsurlardan birinin "..." ibaresi olduğu, asli unsurların aynılığı nedeniyle ortalama tüketicilerin davacı adına tescilli marka ile davalı markası ve marka sahipleri arasında bağlantı kurabilecekleri ve bu durum nedeniyle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik bulunduğu; davalının 2017/116519 sayılı "..." markası ile davacının 2014/63895 sayılı "..." markası arasında karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik bulunduğu ve taraf markalarının malları ve hizmetleri aynı, aynı tür ve bağlantılı olduğundan ihtilafta davalı markalarının benzerlik gerekçesi ile hükümsüz kılınması koşullarının bu yönden mevcut olduğu; davacının markasının tanınmış olduğu iddiası ile ilgili olarak dosyaya sunulan delillerden davacının markasının tanınmış olduğu kanaatine ulaşılmasının mümkün olmadığı, davacı markasının tanınmış olduğu hususunun ispatlanamadığı ve bu nedenle ihtilafta davalı şirkete ait markanın tanınmışlık gerekçesi ile hükümsüz kılınamayacağı; davalının marka başvurusu yaptığı tarih itibariyle kötüniyetli olduğuna yönelik bir delil de bulunmadığı; davalı şirkete ait internet sitesi olan "http://www....tr" alan adlı sitelerinde ve "https://www..../" uzantılı sosyal medya hesaplarında yer alan kullanımın "... ... şeklinde olduğu, davacı tarafından sunulan noterlik e-tespit evrakları üzerinden yapılan incelemedeki kullanımların da "... ..." şeklinde olduğu; davalı yanın davaya konu 2017/116159 sayılı markasını tescile uygun kullanmadığı, davacı markasına yaklaşacak şekilde “... .../...” olarak tüm ürün hizmet, ticari faaliyetlerini kapsar şekilde internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında ana unsur olarak kullanıldığı; yerel basın haberlerinde de davalının haberlere bu ibareyle konu olduğu; belirlenen bu tespitler sonucu davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemleri gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, tecavüz nedeniyle dosyaya kazandırılan davalıya ait mali tablolarındaki verilerden hareketle TBK hükümlerine göre yapılan hesaplamalar sonucunda, davalının, tecavüze ilişkin 2016-2018 arası dönem için davacıya ödemesi gereken maddi tazminat bedelinin 36.834,36 TL olduğunun kabul edildiği, gerekçesiyle, hükümsüzlük yönünden davanın kabulü ile, davalıya ait 2017/116519 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine; marka hakkına tecavüz yönünden Davanın kısmen kabulü ile, davalının "... ..." ibareli kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine ve ref'ine, 36.834,36 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, her talep için ayrı vekalet ücretine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tazminat hesabının da hukuka uygun olmadığını, sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vereceğini, Yargıtay kararlarında marka tecavüzü nedeniyle istenen tazminat hesabında seçimlik hakkın kullanımına önem verildiğini, mahkemece tazminat hesabının davacının talebini kapsamayacak şekilde yapıldığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.06.2016 tarih ve 2015/10989 E.- 2016/6891 K. sayılı kararında lisans sözleşmesi sunulmadığında markanın değeri, satış kârları, reklam harcamaları gibi verilerle tazminat hesabı yapılabileceğinin düzenlendiğini, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin ve marka değerinin düşük olduğunu, müvekkilinin satışlarının tamamının ihtilaf konusu marka nedeniyle gerçekleştiğini gösteren somut delil bulunmadığını, hükmedilen tazminat tutarı ile kişinin zenginleşmesinin sağlanamayacağını, müvekkilinin eğitim alanında, davacının ise kitap satışında hizmet verdiğini, davacı tarafın muvafakatleri olmadan ön inceleme duruşmasında taleplerini değiştirdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti, ref'i, maddi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının mesnet markasının "..." ibareli olduğu, dava konusu 2017/116159 sayılı markanın esas unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, zira "..." ibaresi tanımlayıcı olup ayırt ediciliğinin bulunmadığı; "..." ibaresinin de markaya yeterli ayırt edicilik katmadığı, emtia benzerliğinin ise tarafların faaliyet alanına göre değil, markaların kapsamına göre belirleneceği ve taraf markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerin de aynı/aynı tür oldukları, bu hali ile taraf markalarının iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzer olduğu ve davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, öte yandan, davalı şirketin markasını internet sitesi, sosyal medya hesapları ve basında davacının markasına yakınlaşacak şekilde kullandığı, davalının, davacının tescilli markasından kaynaklanan haklarına bu şekilde tecavüz ettiği, davacının SMK'nın 149. maddesi uyarınca maddi tazminat da talep edebileceği, davalının eylemi nedeniyle yoksun kaldığı kazancın SMK'nın 151/2-c maddesine göre hesaplanmasını istediği, emsal lisans sözleşmesi bulunamaması nedeniyle TBK'nın 50/2. maddesi uyarınca belirlenen tazminat miktarının da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu, her biri ayrı davaların konusu olabilecek talepler yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.516,15 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 623,04 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 1.893,11 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 06/01/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...