T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1821 - 2024/2020
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1821
KARAR NO : 2024/2020 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/05/2022
NUMARASI : 2021/168 E. - 2022/155 K.
DAVACI :
VEKİLLERİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2022 tarih ve 2021/168 E. - 2022/155 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkiline ait “...” markasının ilgili sektörde
uzun yıllardır kullanıldığını, T/03067 numarası ile tanınmış marka olarak korunduğunu, davalıya ait 2020/19694 sayılı “...” ibareli
marka başvurusunun 09/12/35/37/40/42. sınıflar için yapıldığını, taraf markalarının
aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvuru markasının davacıya ait seri marka olarak düşünülebileceğini, davacının "..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, aynı zamanda ticaret ünvanından kaynaklanan hakkının da bulunduğunu, davalının gerek yurt içinde gerekse yurt dışında tanınmışlığa sahip "..." ibareli seri markaları sayesinde haksız kazanca kavuşacağını, başvurunun kötüniyete dayandığını ileri sürerek, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme
Kurulunun 13.04.2021 tarih ve 2021- M- 293 nolu karanının iptaline, “...” ibareli
başvuru markasının tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, taraf markaları
arasında benzerlik ya da karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalının özgün bir
logosu olduğunu, davalının gemi, yat ve elektrik gibi alanlarda
faaliyet göstermesi nedeniyle mavi rengin denizi, yeşil rengin doğayı sembolize ettiğini, "
..." ibaresinin ayırt ediciliği bulunmayan tarihi bir kullanım alanına sahip olduğunu, bir kişi ya da kurumun inhisarına bırakılamayacağını, taraf markalarının hitap ettiği tüketici
kitlesinin farklı olduğunu, karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, sektörel anlamda birbirinden
çok uzak iki şirketin tanınmışlığı nedeni ile birbiri aleyhine veya lehine menfaat
sağlamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "... +şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, davacı tarafın"... +şekil" ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ), davacı tarafın "... +şekil" ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarında baskın unsurun "..." ve "..." ibareleri olduğunu, davalının “... ” ibaresi ile müvekkilin tanınmış "..." ve seri markaları arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, bu benzerliğin ortalama tüketici açısından itiraza konu markanın müvekkili markasının serisi olarak algılanma ihtimali başta olmak üzere bağlantı kurma ihtimali de dahil karıştırılmaya yol açacağını, müvekkilinin "..." asli unsurlu markalarının tanınmışlığını, davacının önceye dayalı ve ticaret unvanına bağlı hak sahipliğini kanıtlandıklarını, dava konusu başvurunun tanınmış "..." markalarının serisi arasına sızma amacında olduğunu, davalının davacı markalarına yanaşma gayreti ile "..." markalarının tanınmışlığı birlikte değerlendirildiğinde kötüniyetli başvuru yapıldığının açık olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira her ne kadar kadar karşılaştırılan markalar arasında "-..." biçimindeki harf dizilimi ortak olarak bulunmakta ise de, asli unsurlarının başında yer alan "B-" ve "G-" harflerindeki belirgin farklılığın ve başvuruda bulunan diğer kelime ve şekil unsurlarının davacı markaları ile ticaret unvanına nazaran yeterli ayırt ediciliği sağladığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının dava konusu başvuru yönünden tescil engeli oluşturmadığı, önceye dayalı gerçek hak sahipliği ve kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.