T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1758
KARAR NO : 2024/2045
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/06/2022
NUMARASI : 2022/56 E. - 2022/183 K.
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/06/2022 tarih ve 2022/56 E. - 2022/183 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "...+şekil" ibareli marka başvurusunun, davalı Şirkete ait "..." ibareli markaya dayalı itiraz üzerine reddedildiğini, markaların genel görünüm, şekil unsurunun farklılığı ve kompozisyon itibariyle incelenmesi neticesinde birbirinden tamamen farklı oldukları gibi karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkiline ait marka başvurusunda bulunan “...” ibaresinin müvekkili firmanın faaliyet alanı olan “...” kelime dizininin kısaltması olarak kullanıldığını, bu marka adının, müvekkilinin kurucusu ve yöneticisi olduğu firmadaki çalışanlar tarafından yapılan değerlendirmeler, istişareler ve oylamalar sonucunda ortak karar dâhilinde bulunduğunu, marka ismi bulunurken müvekkilinin kurucusu ve yöneticisi olduğu firmanın ortak WhatsApp grubunda işbu açılıma doğrudan yer verilmiş olduğunu ve grup yazışmalarıyla birlikte “...” açılımlı “...” marka ismi belirlenmiş olduğunu, müvekkili firmanın başvurusu anlamsal olarak bir deniz canlısı olan ve davalının markasının tanımladığı “...” ibaresini değil, bir kelime dizininin kısaltması olan “...” ibaresini içerdiğini, bu durumun, markalar arasında anlamsal bir bağ kurulma ihtimalini de ortadan kaldırdığını, davalıya ait markanın “su üstü deniz platformlarında ve komuta kontrol merkezlerinde gözetleme” amacıyla kullandığının bilindiğini, müvekkili firmanın ise ... ibareli markasını kendi faaliyet alanı olan şirketler, kamu kurumları gibi yerlerin siber güvenliğini sağlamak amacı ile kullanacağını, markaların hitap ettiği tüketici kitlelerinin tamamen farklı olduğunu, redde mesnet markanın müvekkili markası ile iltibas tehlikesi oluşturduğu belirtilen emtialar bakımından kullanılmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-10775 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, "..." ibareli başvuru ile ret gerekçesi 2010/04261 sayılı
"..." ibareli markanın görsel ve işitsel yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa
yol açabilecek düzeyde benzer olduklarını, diğer yandan, başvuru ile ret
gerekçesi markanın kapsamında aynı/aynı tür malların bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkiline ait 2010/04261 sayılı "..." ibareli marka ile davacıya ait 2020/99277 sayılı "..." ibareli marka arasında tüketici kitlesi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı vekili her ne kadar 2010/04261 sayılı markanın tescilli olduğu emtialar bakımından kullanılmadığını ileri sürmüşse de, bu hususun, eldeki davada YİDK kararının iptalini gerektirir bir sav olarak görülmediği, çünkü dava konusu marka başvurusunun ilanına karşı davalı şirketin itiraz ettiği, bu itiraza karşı davacı ... başvuru sahibinin karşı görüş dilekçesi sunmadığı, dolayısıyla kullanmama def'ini de ileri sürmediği, davacının marka işlem dosyasında yayına itiraza karşı kullanmama def'i ileri sürmemesi halinde, bu hususu eldeki dava aşamasında ileri süremeyeceği, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan 9. Sınıf mallar ile redde mesnet 2010/04261 sayılı marka kapsamında yer alan malların aynı/aynı tür olduğu, taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; gerek karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki emtiaların aynı/aynı tür olması, gerekse markaları oluşturan "Şekil+..." ve "..." kelimelerinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olması nedeniyle, bu markalar arasında, ilgili tüketici kesimi bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmasının kaçınılmaz olduğu, SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, yargılama aşamasının, itiraz aşamasından farkılı olarak değelendirilmesi gerektiğini, zira bilindiği üzere itiraz süresi ve değerlendirilmesinin dar bir kapsamda yapıldığını, yapılan yargılamada ise değerlendirmenin mahkemce yapılmasının ve bu nedenle hakların kısıtlanması ile değil taraflara daha geniş imkanlar sunulması ile değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu, markaların hitap ettiği tüketici kitlelerinin tamamen farklı bulunduğunu, müvekkili markasına bir bütün olarak bakıldığında kendine has farklı bir algı oluşturduğunu, davalıya ait marka ile karşılaştırıldığında markaların genel görünüm itibariyle farklarının açıkça görüldüğünü, müvekkilinin markasının ... ve şekil ibaresi ile ve farklı renk kombinasyonları ve desenli bir yazı karakteri ile şekil unsuru ön planda olacak şekilde oluşturulduğunu, davalıya ait markada ise ... ibaresi ve siyah beyaz kitap harfleri ile oluşturulduğunu, dolayısıyla, müvekkili marka başvurusunun münhasıran sadece “...” ibaresinden oluşmadığını, müvekkilinin marka başvurusunda şekil unsurunun ön planda olduğunu, “...” ibaresinin müvekkilinin faaliyet alanı olan “...” kelime dizininin kısaltması olarak kullanılması ile birlikte ve kullanıcı kitlesinin aynı olmaması ve tüketicinin eğitim düzeyinin de yüksek olması dikkate alındığında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, eldeki davanın YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu, bu tür davalarda YİDK kararında tartışılmayan hususların tartışılmasının mümkün bulunmadığı, davacı tarafça marka başvurusuna itiraz aşamasında kullanmama definde bulunulmadığından, davacının işbu davada kullanmama defini ileri süremeyeceği, "...+şekil" ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, başvuruda farklı olarak yer verilen şekil unsurunun ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/12/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...